islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,4002
EURO
53,3613
ALTIN
6.853,66
BIST
14.973,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
24°C
İstanbul
24°C
Az Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
23°C
Perşembe Az Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
23°C

MANZUM KUR’AN MEALLERİ  

MANZUM KUR’AN MEALLERİ  

MANZUM KUR’AN MEALLERİ  

İlahiyat fakültelerinin  ilgili bilim dallarınca belli aralıklarla  ve farklı mekanlarda Kur’an Mealleri Sempozyumlarının yapıldığı ve  bu sempozyumlarda  genellikle meallerdeki  anlama  ve ifade yanlışlıkları  üzerinde durulduğu görülüyor.  Mensur tarzında yazılan  bu meallerdeki hataların ve yanlış  anlamaların bilimsel bir bakış açısıyla ele alınıp değerlendirilmesi  ve eleştirilmesi, tefsir ilminde önemli bir aşamaya  gelindiğini  ya da geçildiğini gösteriyor. Zira tarihi süreç içinde hep tefsirlerin  eleştirildiği ve değerlendirildiği  dikkate alındığında, sıranın meallere  gelmiş olması  bunu ifade ediyor. Bu da haliyle bilim adına önemli ve  sevindirici bir gelişmeyi gösteriyor.

En son Kur’an Mealleri Sempozyumu, Muş Alparslan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı tarafından yapıldı. Bu sempozyumu “Zoom” üzerinden takip ettim ve  değerlendirme oturumunda da sempozyum ile ilgili  görüş ve düşüncelerimi paylaştım.  Paylaştığım görüşlerim arasında bu sempozyumlarda konuların hep mensur tarzında yazılmış meallere yönelik olduğunu, ama  manzum  meallerin  hiç  ele alınmadığını ifade ederek bu konunun da  değerlendirilmesinin  gerekli, hatta zorunlu olduğunu  söylemiştim.  Daha sonra  yüzeysel de olsa  bu konuya, eğilme ihtiyacı hissettim ve ilk olarak  bana imzalayarak gönderme lütfunda  bulunan Prof. Dr. Mahmut Kaya’nın “Kur’an’ın İlhamıyla” isimli mealini okumaya başladım.  Bunu takiben de Prof. Dr. Nusret Çam’ın, “Şiir  Diliyle  Kur’anıkerim Meâli” ne bir göz attım. Nusret Bey de 2002 yılında bu mealini bana imzalayarak takdim etmişti. O zaman  bu mealin ön sözünü ve belli  surelerini  de okumuştum.

Yaptığım  kısa bir  araştırma  sonucunda  gördüm ki bu konuya  da ciddî olarak eğilmek gerekiyor. Tefsircilerin yanında özellikle de İslâmî Türk edebiyatçılarının ve şairlerin bu konuya eğilmelerinde de yarar bulunuyor. Zira manzum meallerin, anlama ile ilgili sorunlarının yanında  şiirle de ilgili bazı  sorunlarının  olduğu  anlaşılıyor. Bunların başında da daha fazla anlam kayması ve başkalaşması yer alıyor.

Kur’an’ın şiir diliyle tercüme edilmesi, her ne kadar onun estetik yönünü ortaya çıkartma ve onu bu yönüyle okurlarına ulaştırma amacını taşısa da tercüme tekniği ve yöntemleri  açısından sakıncalı yönlerini de dikkate  almak icap ediyor. Bununla birlikte iyi bir yöntem ve sağlam bilimsel hassasiyetle yapılmış manzum tercümelerin, Kur’an’ın sanat yönünü görünür kılması ve okuyucuda estetik bir etki bırakması açısından faydalı olduğu görüşünü de gözden ırak tutmamak gerekiyor.  Nitekim manzum meallerde dilin estetik yönünün öne çıkartıldığı ve okuyucusunun duygu dünyasına hitap edilerek onlara ayetlerin  verdiği  mesajların zihinlerinde  daha  çok canlandırılmasına vesile olduğu  görülüyor. Zira  manzum Kur’an çevirilerde anlamların, ritmik ve akıcı bir şekilde ele alındığı ve teşbih, istiare, mecaz gibi sanatlarla zenginleştirildiği de müşahede ediliyor. Bu da  Kur’an’ın estetik yönün anlaşılmasına kısmen de olsa bir katkı sunuyor.

Manzum Kur’an çevirilerin en dikkat çekici örneğinin de 17. Yüzyılda yaşayan  Na‘ifî’nin “Tercüme-i Kelâmullah” isimli eseri olduğu ve  Na‘ifî’den sonra  da  manzum Kur’an  meallerin yazılmaya devam edildiği biliniyor. Nitekim A. Vehbi Ecer, yazdığı bir makalede bu konuyu ele almakta;  manzum Kur’an , sure ve ayet çevirisi yapanlar  hakkında  kısa ve özet bilgiler  vermektedir. Bu tür  meal yazanlar arasında Enver Tuncalp,  Bedri  Noyan, Adil  Ali Atalay,  Adnan Sümen,  Behçet Kemal Çağlar, Rıza Çiloğlu ve  Nusret Çam’ın  adını  zikretmektedir.[1]

Günümüzde tam manzum Kur’an  meali yazanlardan birisi, Türk ve İslam Sanatları Tarihi” öğretim üyesi olan Prof. Dr. Nusret Çam;  diğeri  de İslâm Felsefesi öğretim  üyesi olan Prof. Dr.  Mahmut Kaya’dır. Her iki ilim adamının aynı zamanda  şiirle de meşgul olması,  onları böyle  bir meal  yazmaya sevk ettiği  anlaşılıyor.  Nitekim Nusret  Çam, mealinin ön sözünde bu konuya dikkat çekerek  şunları  yazıyor: “Bir dilci, bir edebiyatçı, bir kozmolog, bir astronom, bir botanikçi, kendi ilgi alanı çerçevesinde ve bilgi dağarcığı nispetinde Kur’an’ın ilgili ayetlerini nasıl ki daha iyi anlayıp etrafına bunları daha öz ve doyurucu bir şekilde  anlatabilirse, bir sanatçının, estetikçinin, sanat tarihçisinin ve şâirin de bu İlâhî Kelâm’dan alacağı fevkalâde orijinal izlenimlerin, yansımaların olacağını ve bunların farklı bir üslupta takdim edeceğini daha fazla izaha bilmem  lüzum var mıdır ?” [2]

Nusret Çam’ın yaptığı manzum çeviri, “Şiir Diliyle Kur’anıkerim Meâli” adını taşıyor.    Onun  bu mealinden Fatiha suresini  örnek olarak sunmak istiyorum

“İçten övgüler  alemlerin  Rabb’ı Allah içindir, Allah için.

O rahmet, merhamet sahibidir, O, sultanıdır Kıyâmetin.

Yalnız sana taparız, yalnız senden yardım dileriz.

Yolumuzu  doğru, dosdoğru eyle hepimizin.

Bir yol ki yolcularına hep nimet verdiğin,

Bir yol ki azmadığı, gazap görmediği hiç kimsenin”.[3]

Dikkat çeken diğer bir  örnek de Alâk suresinde geçen “alâk” sözcüğü ile ilgilidir. O bu sözcüğün alâkadan geldiğini,  dolayısıyla “ilgi ve sevgi” anlamını ifade ettiğini ve bu anlamın,  diğer bir anlamı olan “döllenmiş yumurta”  safhasından çok önce olduğunu söyler ve  ilgili ayeti şöyle  yorumlar:

“Çağır! Rabbinin adıyla, o ki(seni) yaratan.

Ve Yaratan insanı alâkadan, ilgiden, aşktan.”[4]

Mahmut Kaya ise yazdığı takdim yazısında şu açıklamada bulunur: “Kur’an-ı Kerîm Peygamber Efendimize yirmi üç yıl zarfında yazılı bir metin olarak değil, konuşma üslubuyla hitap tarzında indirildiği için taklidi imkânsız bir orijinaliteye sahiptir. Dolayısıyla Kur’ân, oturup masa başında yazılan herhangi bir kitap gibi değildir…”  “Arap dilinin inceliklerine vakıf olanlar bilirler ki, lafız-mana arasındaki tutarlılık, bütünlük, derinlik, üslubundaki olağanüstü güzellik bakımından Kur’an-ı Kerîm örneği ortaya konulamayan mucize bir eserdir. Bu nedenle hitap tarzındaki netlik ve sadelik yanında insanın duygu ve düşüncesi ve onu sarıp sarmalaması, o mucizeden yansıyan ilahî feyzin bir tecellisidir.”[5]

Mahmut Kaya’nın bu manzum eserini, isminden de anlaşılacağı üzere ayetlerin lafzî anlamlarını  ifade eden bir mealden ziyade ayetlerin kendisine verdiği mesajlardan aldığı ilhamla yazdığı anlaşılıyor.  Mahmut Kaya da  Fatiha suresini şöyle  dile getiriyor:

“Her türlü hamd ü senâ yüce Allah’a özgü

Alemlerin Rabbidir, layık O’na  her övgü

Rahmandır, kullarını esirger rahmetiyle

Rahimdir, mü’minleri bağışlar şefkatiyle

Ahirette hesap görecek hâkim O’dur

Ödülü ve cezayı verecek âdil O’dur

Kulluğu, ibadeti yalnız sana ederiz

Her türlü yardımı da ancak Senden dileriz

Lütfunla yönümüzü yönelt dosdoğru yola

Nimet verdiklerinin ilet gittiği yola

Gazabına uğrayan, yolundan sapanların

Durumuna düşürme sapkınlık yapanların”[6]

Mahmut Kaya, manzum mealindeki italik harflerle ilgili olarak takdim yazısında, “Bu çalışmayı hazırlarken olabildiğince metne  sadık kalmaya  gayret gösterdik. Bu sırada mısraı ve beyti tamamlamak veya kafiye tutturmak  üzere meal dışı kelime ve cümleler kolayca  fark edilebilmeleri  için eğik(italik) olarak yazıldı. Meal dışı kelime ve cümlelerin ayetlerim mefhum  ve mantukûna  uygun olmasına bilhassa dikkat edildi” bilgisine  de  yer vermektedir.

Bu kısa bilgilerden de anlaşılacağı üzere mensur mealler kadar, manzum meallerin de ele alınarak  sempozyum konularına dahil   edilmesi ve değerlendirilmesi  gerekiyor.

 

[1] A. Vehbi Ecer, Kur’ân-ı Kerim’in Manzum Tercüme Denemeler, Hikmet Yurdu, 2009, cilt: II, sayı: 3, (1936 – 2008) Prof. Dr. Zahit Aksu Anısına, s. 207-214.

[2] Nusret Çam, Şiir Diliyle Kur’anıkerim Meâli, Ankara 2002, Önsöz, I.

[3] Nusret Çam, Şiir Diliyle, s.?

[4] Çam, Şiir Diliyle, s.597.

[5]  Mahmut Kaya, Kur’an’ın İlhamıyla, İstanbul 2025, s.4-5.

[6] Mahmut Kaya, Kur’an’ın İlhamıyla, s. 8.

Prof. Dr. Celal KIRCA

Yazarımız ‘’Celal Kırca’nın’’ DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA  ”Tıklayın”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.