
Aşağıdaki yazıyı 9 yıl evvel Aydın Doğan Bey’e yazmıştım. Önüme düşünce yeniden okudum.
İslami tebliğ nitelikli bu mektuba bir haber sitesi yönetmeni olarak benim ve benim gibi bütün medya sahipleri ve yönetmenlerinin ihtiyacı olduğunu anladım. Rabbim tesirini halk eylesin duasıyla değiştirmeden sunuyorum:
Muhterem Aydın Doğan Beyefendi!
Sizi yakından tanımadığım gibi uzaktan da tanımam. Hakkınızda bildiğim tek şey medya patronu olduğunuzdur. Bu açık mektubu zat-ı alinize yazışım, diğer medya patronlarından daha bilinir ve benim gibi yetmişi değil sekseni aşmış olmanız sebebiyledir. Bir de bazı yayın organlarınızı nispeten daha iyi tanımış olmamdır.
Maşaallah, Doğan Medya grubunda yok yok. Radyolar, televizyonlar, gazeteler, dergiler… Ama benim bakıp geçtiklerim sayılı.
Medya patronu olmak hiç şüphesiz büyük bir nimettir. Biliniyorsunuz. Yakın geçmişte olduğu gibi artık hükûmet kurup yıkamıyor ve dilediğiniz ihaleleri alamıyorsanız da birçok alanda hâlâ etkili olabildiğinize şüphe yoktur.
Her nimet gibi medya nimeti de şükür ister. Medya nimetinin şükrü onu Rabbinizin bir nimeti olarak görmek ve yayın ilkelerinizi de Rabbimizin emirleri ve yasaklarıyla örtüştürmektir.
Muhterem Beyefendi!
Benim gibi sizlerde Müslümansınız. Allah’a ve ölümle başlayacak âhiret hayatına inanıyoruz. En küçüğüne kadar iradeli bütün sözlerimiz, işlerimiz ve ilişkilerimizden ötürü sorgulanacağız. Cennet de Cehennem de bizi bekliyor.
Medyanızın tüm haberleri, köşe yazıları ve magazin içerikli görüntülerinden de tek tek sorgulanacaksınız.
Siz medyanızdan sorgulanacaksınız da biz sorgulanmayacak mıyız? Biz de özelde uyarı görevimizi yapmadığımız için hesaba çekileceğiz.
Peygamberler bile Rabbimiz tarafından uyarıldığına göre yeryüzünde uyarılma ihtiyacı duymayacak insan yoktur. Halk ifadesiyle hepimiz nasihate muhtacız. Bildiğimiz konularda nasihat etmekle de yükümlüyüz. Yüce Kitabımız Kur’ân-ı Kerim de bütün müminlere, özellikle de yapabilecek olanlara bu görev, Marufa çağrı ve Münker’den sakındırma görevi olarak yüklenmiştir. Yani İslâm Dini’ne, olgun akla ve kesin bilimsel verilere çağırmak ve zıtlarından sakındırmak görevi.
Uzunca bir giriş oldu, esasa gelelim. Bundan otuz yıl kadar önce benden “İslâm’da Kadın” konusunda bir söyleşi yapmak üzere randevu alıp da Amerika ve İsrail ile ilgili olarak sorular yönelten Prof. Ünvanlı, yabancı ajan bilim kadının etkisinde kalmıştım. Bu çetin kadının benim ahiret hayatımı da etkileyeceğini anladım. Ve hiç beklemediği bir anda ona şöyle dedim:
Rabbimizin huzurunda sorgulanacağız. Sorgulamanın dehşeti içinde “Allahım, Ali Rıza Hoca’nın evine kadar gittim, konuştum, ama bana İslâm’ı tebliğ etmedi, diyerek benden, şikâyetçi olacak ve beni dava edeceksin. Senin için de hesaba çekilmek istemiyorum. Gel Müslüman ol, İslâmî çizgide yaşa ve ebedi hayatını kurtar.
Aydın Bey, Sizden ötürü de sorgulanmak istemiyorum.
Ramazan dışında yazılı ve görsel medyanızda Allah, Peygamber, Âhiret, Helâl ve Haram kavramlarını bulmak mümkün değil.
Hemen hemen her olay vesilesiyle ve Şeriat suçlamasıyla İslâm aleyhine yayın yapılıyor medyanızda.
Köşe yazarlarınız muhtelif ama İslâm ile barışık olmayanlar çoğunlukta.
Haberler ve dizilerde evliliğin ırzına geçiliyor. Zinayı meşrulaştırdınız. Birliktelik, arkadaşlık adı altında pislikler aklanıyor. Eşcinsellik dahil cinsel özgürlüğü savunur hale geldiniz. Hele hele kadın vücudunda mahrem nokta kabul etmeyen üryan kadın resimleriniz yok mu?.. Sanatçı diye sunduğunuz bu kadar teşhirciyi nasıl buluyorsunuz?
Alkollü içkileri meşrulaştıran yayın politikanız malum.
Ülkemizin faiz sistemi ile kanı emiliyor. İç ve dış borçlar başını almış gidiyor. Bu zalim düzenin parçası oldunuz.
Astrolojik yalanlarınız, batıl bir din haline dönüştürülen futbola verdiğiniz destek, modern kumarları onaylar tutumunuz, teori olup tarihin çöplüğüne atılan evrimi bilim diye yutturmalarınız…
Bütün bu sayılanlar yalnızca sizin medyanızda işlenmiyor elbet.
Evet Aydın Bey, medyanızda işlenen bütün şirk türlerinden, haramlardan, batıllara yandaş olmaktan, cinsel azgınlıklardan sorgulanacaksınız. Yolunu açtığınız günahların sizden sonra işlenmesinden ötürü de yargılanacaksınız.
Medyanızda hiç mi hayır işlenmiyor? İşleniyor ama devede kulak bile değil.
Hulasa nasıl yaparsınız bilmem, ama ölüm komasına girmeden evvel tövbe ile önleminizi alın. Bu ülkede başarılı olabilecek İslam’a uygun yeni bir medya yapılanmasına gidin. Kendinizi kurtarın, çocuklarınıza ve torunlarınıza yeni bir yol açın.
Adamlarınız çok, siz de benim ve benim gibilerin eksiklilerine değinin. İnanın, Müslüman geçinenlerimizin hataları sizden farklı ama, hiç de geri değil.
Allah yardımcımız olsun.