
Mescid-i Harâm

Yeryüzünde Allâh’a ibâdet edilmek üzere yapılan ilk mabed Kâbe’dir.
Mescid-i Harâm Kâbe’yi çevreleyen caminin adıdır. Bu mukaddes mabed içinde müminlerin birbirlerinin haklarına tecavüz etmeleri ve saygıyla çelişen davranışlarda bulunmaları yasaklı olduğu için bu adı almıştır.
Mescid-i Harâm Kurân-ı Kerîm’de yukarıda açıklanan özel manası yanı sıra Harem bölgesi manasına da kullanılmaktadır.
Mescid-i Harâm Sevgili Peygamberimiz tarafından Mekke’nin fethedilmesiyle birlikte Kâbe’nin putlardan arındırılmasıyla İslâmî yüceliğine kavuşmuştur.
Kâbe’yi içine alması sebebiyle Müslümanların namaz ve duâ kıblesi olan Mescid-i Harâm, başta Kâbe olmak üzere tarihi dönemlerde tamir görmüş ve alanı genişletilmiştir.
Osmanlı Devletinin 4. Murat döneminde köklü bir tamir görmüş, yenilenmiştir. Devrimizde mevcut olan ve tarihi vasıf taşıyan küçük kubbelerle örülü revaklı yapı Osmanlı eseridir.
Suudlular döneminde yapılan büyütme çalışmalarıyla birlikte Safâ ile Merve arasını da içine alan şekliyle Mescid-i Harâm Asrımız İslâm mimarisinin bir şaheseri olmuştur.
Ancak çok yakın çevresinde onu kuşbakışı gören yarı gökdelenlerin inşası bu mimari şaheseri gölgelemiş ve aydın Müslümanların sebebi ızdırabı olmuştur.
Peygamberimizin açıklamasına göre içinde kılınacak bir namazın yüz bin namaz sevabına erdireceği Mescid-i Harâm’da dış avlular dahil takriben 1.000. 000 insân bir anda namaz kılabilmektedir.
Sevr Dağı

İkisi kadın yetmişi aşkın Medîneli Müslümanın Akabe’de Peygamberimizle (s.a.) yaptıkları ikinci gizli görüşmede kayıtsız şartsız itâat edeceklerine ve canları gibi koruyacaklarına söz vererek O’nu ve zulüm altındaki Mekkeli Müslümanları Medîne’ye davet ettiler.
Mekkeli mazlum Müslümanlara hicret izni veren Peygamberimiz, kendisini öldürtme kararı alan Mekke yönetiminin evini kuşattırdıkları gece, aziz dostu ve ilk Müslüman Hz. Ebubekir’le birlikte Medîne’ye hicret etmek üzere gizlice Mekke’den ayrılır.
Takip edecekleri yanıltmak için aksi yöndeki Sevr Dağı’na gelirler ve zirvesindeki mağaraya sığınarak üç gece burada kalırlar.
Girişini örümceklerin ağlarıyla ördüğü ve kuşların yuva yaptığı bu mağaraya kadar gelen suikastçi düşman takipçiler amaçlarına ulaşamazlar.
Kuran-ı Kerîm’in Tevbe sûresinin 40. âyetinin açıklamasına göre ölümle uç uca gelindiğinde korkuyla hüznü bir arada yaşayan Hz. Ebubekir’e Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
“Üzülme, Şüphesiz Allâh bizimle beraberdir.”
Sevr Dağına yapılacak ziyaret vesîlesiyle aşağıda sunulacak bilgileri hatırlamamız gerekir.
Peygamberler, Allâh tarafından seçilmiş en yüce insânlardır.
Böyle olmakla birlikte diğer bütün Peygamberler gibi Sevgili Peygamberimiz de (s.a.) alaya alınmış, tehdit ve işkencelere maruz kalmış ve suikastlere uğramıştır. Ama o, Rabbinin emirleri gereğince sabır göstermiş, ümidini yitirmemiş, savaş dahil bütün atılımları yapmıştır.
Şanlı Peygamberimizin çektiği bütün ızdıraplar, yaşayacakları toplumlarda değişik siyasi, iktisadi ve kültürel baskılara, hapis ve suikastlere maruz kalabilecek Müslümanlara, tabîi şartlar içinde örnek olabilmek içindir. İlahi hikmet budur.
Bilinmesi gereken bir diğer hakikat de şudur; Allâh’ın yardımı Hicret, Bedir ve Hendek örneklerinde olduğu gibi yapılabilecekler yapıldıktan ve bütün çarelere başvurulduktan sonra gelir.
MİRATHABER.COM -YOUTUBE-