
Münafıklar sıradan bir hayatı tercih eden kimselerdir. Hayatlarını tutkuları ve hevaları üzerine bina ederler. Hayatın tüm boyutlarını vahye teslim etmeyi istemezler. Hele de dinin toplumsal ve siyasal alana kurallar koyması onların işine gelmez. Samimiyet olmadığı için münafıklarda imanın derinlik boyutu hiç yoktur. Onlara göre din, bireysel bir inanç sistemidir; sosyal alana müdahale etmemelidir. Bu ve benzeri nedenlerle Kur’an-ı Kerim’e ve Hz. Peygamber’e (sav) yeri geldiğinde düşmanlıklarını göstermişlerdir. Abdullah b. Übeyy, Hz. Peygamber’den dini evinde yaşamasını ve toplumsal hayata yansıtmamasını istemiştir. Bu şekildeki münafık talebi her zaman olmuştur ve dinin hayata müdahalesi oldukça da münafıkların din karşıtı talepleri bitmeyecektir.
Yukarıda saymış olduğumuz veya sayamadığımız daha başka sebeplerle varlık sahnesine çıkan bu insanlara karşı Yüce Allah (cc) bizleri uyarmıştır. Hz. Peygamber (sav) de benzeri uyarılarını hadisleriyle yapmıştır.
Kur’an-ı Kerim’e göre kaçınılması gereken nifak alametleri:
1- Kalpleri hakikate kilitlidirler. (Bakara 2/7)
2- Dilleriyle iman edip kalpleriyle inkârı tercih ederler. (Bakara 2/8)
3- Fesatçıdırlar; fakat fesatçılığı kabul etmezler. (Bakara 2/11)
4- Kalpleri, gönülleri ve zihinleri hastalıklı kimselerdir. (Bakara 2/10)
5- Sefih ve beyinsizdirler. (Bakara 2/13)
6- Mü’minlere karşı alaycı bir tavır sergilerler. (Bakara 2/14; Tevbe 9/65)
7- Kültüre ve neslin bozulmasına karşı duyarsızdırlar. (Bakara 2/205)
8- Müslümanların başlarına gelen bela ve musibetlere sevinirler. (Âl-i İmran 3/120; Tevbe 9/50)
9- Cihadın, eceli öne alacağına inanırlar. (Âl-i İmran 3/156, 168)
10- Cihada engel olurlar ve kendileri de isteksiz davranırlar. (Âl-i İmran 3/167-168)
11- Cimridirler. (Âl-i İmran 3/180)
12- Yapmadıklarıyla övünürler ve övülmeyi severler. (Âl-i İmran 3/188)
13- Gösteriş için hayır ve infak yaparlar. (Nisa 4/38)
14- Kâfirlerin hükümleriyle muhakeme olmayı severler. (Nisa 4/60, 65)
15- Kur’an ve sünnetin hükümlerinden yüz çevirirler. (Nisa 4/61, 65)
16- Ölüm korkusuyla cihadı terk ederler. (Nisa 4/77)
17- Mü’minlerin de küfrünü isterler. (Nisa 4/89)
18- Küfürde çok ileridirler. (Nisa 4/137)
19- İzzeti kâfirlerin yanlarında ararlar. (Nisa 4/139)
20- Tavırsız ve ilkesizdirler. (Nisa 4/140)
21- Menfaatçidirler ve duruma göre hareket ederler. (Nisa 4/141; Hac 22/11)
22- Namaza karşı çok üşengeçtirler. (Nisa 4/142; Tevbe 9/54) Yatsı ve sabah namazları ise onlara en ağır gelen namazlardır. (Müslim, es-Sahih, c. I, s. 451-452, h. no: 252)
23- Allah’ı (c.c.) çok az anarlar, hatırlarına bile getirmezler. (Nisa 4/142) Resulullah (s.a.v.), mü’minleri Allah’ı (c.c.) çok zikretmeye çağırmış ve şöyle buyurmuştur: “Allah’ı çokça zikreden nifaktan beri olur.” (Suyûtî, Camiu’s-Sagir, c. II, s. 518)
24- Kişiliksiz ve kararsızdırlar. (Nisa 4/143)
25- Korkaktırlar. (Enfal 8/49; Tevbe 9/49, 56)
26- Kâfirlerle ortak hareket ederek Müslümanlara sataşırlar. (Enfal 7/49)
27- Savaştan, vatan savunmasından izin isterler. (Tevbe 9/44-45)
28- Şehvetlerine çok düşkündürler. (Tevbe 9/48-49)
29- Sadaka başta olmak üzere dini semboller ve ibadetlerle alay ederler. (Tevbe 9/58)
30- Hz. Peygamber’i (s.a.v.) üzmekten zevk alırlar. (Tevbe 9/61)
31- Yalancıdırlar. (Tevbe 9/61)
32- Kötülüğü emredip iyiliğe engel olurlar. (Tevbe 9/67)
33- Müslümanların arasına fitne sokup onları birbirine düşürmek isterler. (Tevbe 9/107)
34- İstiğfara, duaya layık değildirler ve cenaze namazları kılınmayacak kadar aşağılık kimselerdirler. (Tevbe 9/80, 84)
35- Hz. Peygamber (s.a.v.) dâhil insanların namusuna iftira edebilirler. (Nur 23/11-13)
36- Hz. Peygamber’in sözlerinden hoşlanmazlar. (Muhammed 47/16)
37- Gönülleri Müslümanlara ve İslâm’a kin doludur. (Muhammed 47/29)
38- Salih amelsiz ve nursuz bir güruhtur. (Hadid 57/13)
39- Yahudi dostudurlar. (Haşr 59/11)
40- Yalan yere yemin etmeyi alışkanlık hâline getirirler. (Münafikûn 63/1-2)
41- Mü’minlere karşı süslü laflar etmeyi severler. (Münafikûn 63/4)
42- Kibirlidirler. (Münafikûn 63/5)
43- Müslümanlara yardım edilmesini sevmezler. (Münafikûn 63/7)
44- Sözlerinde durmazlar. (Münafikûn 63/12)
45- Korkaktırlar ve özellikle de Müslümanlardan çok korkarlar. (Haşr 59/13)
Yukarıda sayılan kötü sıfatlarla donanan; kalpleri hastalıklı, gönülleri inkârla dolu, yalanı şiar hâline getiren ve kâfir tasallutunu her şeyin üzerinde tutan nifak ehli, tarihin her döneminde olmuş ama en yoğun çalışmalarını Hz. Peygamber’e (sav) karşı vermişlerdir. Tüm bu kötü durumlarına rağmen Resulullah (sav), onlara karşı her zaman siyaseten güzel davranmıştır. Onları İslâm toplumunun samimi bir üyesi yapmak için çok çalışmış, Abdullah b. Übeyy dahil olmak üzere onları zaman zaman ziyaret etmiştir. Hatta oğlunun talebi üzerine kefenlenmesi için gömleğini bile vermiştir. İçindeki kâfir olduktan sonra gömlek ne yapsın! Hz. Peygamber, bu yakınlığının neticesinde birçoğunu kazanmıştır. Fakat nifakta direnenler için ise Müslümanların toplu tavır koymasını isteyen Kur’an-ı Kerim, “Onlara istiğfar etmemeyi (rahmet ve bağışlanma duası yapmamayı)” (Tevbe 9/80) beyan buyurmuştur. Bu meyanda hiçbir kâfir için bağışlanmış anlamına gelen “merhum” ifadesi kullanılmamalıdır. Allah Teâlâ, hiçbir münafığın cenaze namazını kılmamasını Hz. Peygamber’e ve şahsında tüm Müslümanlara şu ayetle emretmiştir: “Onlardan ölen hiç kimsenin cenaze namazını kılma ve mezarının başında dua etmek için durma! Çünkü onlar, Allah’ı ve Elçisini inkâr ettiler ve (fırsat varken tövbe de etmeyip) kâfir olarak can verdiler! (Ve sonunda, uğrunda kâfirliği bile göze aldıkları dünya nimetlerini bırakıp gittiler.)” (Tevbe 9/84) Bu ayetten sonra Resulullah (sav), hiçbir münafığın cenaze namazını kılmamıştır. Sahabe de Hz. Peygamber’in yolunda giderek münafıklara karşı teyakkuz hâlinde yaşamışlardır. Mü’minler, bugün sadece bu ilahi emri yerine getirseler, münafıklara tavır koyabilseler çoğu hizaya gelecektir. Gelmeseler bile toplumda bir saflaşma olacak ve gerçek mü’minlerle münafıklar birbirlerinden ayrılacaklardır. Bu nedenle cenaze namazları günümüzde daha da önemlidir.
Munafıkların en birinci ve maruf alameti YALAN SÖYLEMELERİ ve yalanı su gibi içmeleridir… Günmüz politkacılarının da en bariz göstergelrinden birisi de budur giyorum.
Münafık,tıpkı kafir gibi inkarcıdır.kafirden farkı inkarını gizlemesidir.yani kalb tasdiki yoktur.bu durum bilinemediği için maalesef islam toplumunda Müslüman muamelesi görürler.