islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,1773
EURO
55,4046
ALTIN
6.604,03
BIST
12.374,26
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
21°C
İstanbul
21°C
Az Bulutlu
Çarşamba Çok Bulutlu
22°C
Perşembe Çok Bulutlu
20°C
Cuma Açık
23°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
24°C

RİBANIN PANZEHİRİ OLAN BORSAYI KİRLETENLER ELBETTE HAK EDECEKLERİ CEZAYI ALACAKLARDIR!

RİBANIN PANZEHİRİ OLAN BORSAYI KİRLETENLER ELBETTE HAK EDECEKLERİ CEZAYI ALACAKLARDIR!
02/10/2026 10:14
A+
A-

RİBANIN PANZEHİRİ OLAN BORSAYI KİRLETENLER ELBETTE HAK EDECEKLERİ CEZAYI ALACAKLARDIR!

Son günlerde ülke gündeminin ilk sırasına yerleşen borsa skandalları, meselenin sadece birkaç açgözlü spekülatörün işi olmadığını bir kez daha gözler önüne serdi. “Ribanın panzehiri” olarak sunulan borsa, ne yazık ki fonlar üzerinden yapılan muvazalı işlemlerle adeta devasa bir kumarhaneye dönüştürüldü. Maalesef bu tezgahı kuranlar bir iki kişiyle sınırlı değil; binlerce insan bu çarkın içinde. Arkın başında durup suyu bulandıranlara ve o bulanık suya bile bile atlayanlara baktığımızda, ortadaki tablonun vehameti daha net anlaşılıyor.

Ancak gözden kaçırılmaması gereken bir hakikat var: Devlet, karşılıklı oynanan bu kumar üzerinden elde edilen haksız servete göz yummadı; el koydu. Hatta bu kirli oyuna alet edilen şirketlere kayyum atayarak kararlılığını açıkça ortaya koydu.

Sürecin siyasi boyutuna gelince… Adı geçen iddialarla gündeme gelen Fatma Betül Sayan ismi üzerinde yaşanılanlar ayrı bir parantezi hak ediyor. Kendisinin ve bulunduğu konumunun itibarı kullanılarak; kamu vicdanını sızlatan iddiaların aydınlatılması ve soruşturmanın selameti adına Cumhurbaşkanı ile görüşmek istesede aldığı cevap görüşmesi bitarafa görevinden istifa etmesi şeklinde olduğunu basından duyduk.

Şayet süreç içerisinde bu “zillet masasında” kendisinin de payı olduğu ortaya çıkarsa, rezillik yaftasını onun boynuna asacak olan yine devletin adalet mekanizmasıdır. Elbette bu kararı vermek kişilere düşmez. Bugün sosyal medyada eline taş alıp hücuma geçenlerin, başkalarını yargılamadan önce dönüp kendilerini hesaba çekmesi gerekir.

Kamuoyunun haklı talep ve beklentilerinin karşılık bulması, spekülasyonlarla değil, doğrudan hukuki süreçlerin takibiyle mümkündür. Bu hususta Adalet Bakanı’nın açıklamaları esas alınmalıdır.

Bugün Adalet ve İçişleri Bakanlarımızın ortaya koyduğu icraatlara baktığımızda, ülkemizde çok ciddi bir temizlik ve arınma sürecinin başladığını görüyoruz. Bu süreç, en devasa vurgunlardan en küçük hırsızlığa kadar uzanacak bir kararlılıkla ilerliyor. Hiçbir hırsız, elde ettiği haksız serveti dünyanın hangi köşesine kaçırırsa kaçırsın devletin pençesinden kurtaramayacak; o kaynaklar nihayetinde bulunup hazineye irat kaydedilecektir. Unutulmamalıdır ki, devlet kademelerinde kimseye rüşvet yemek, iltimas geçmek veya haksız kazanç sağlamak için yetki verilmez.

Tüm bu yaşananlar üzerinden Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik bir algı operasyonu yürütme derdinde olanlar ise büyük bir gaflet içindedir. Devlet mekanizmasında yüz binlerce kamu görevlisi var; her birinin anbean ne yaptığını tek bir makamın takip etmesi fiziksel olarak mümkün değildir. Ancak gözden kaçırılan asıl gerçek şudur: Bu usulsüzlüklerin üzerine kararlılıkla giden Adalet ve İçişleri Bakanlarımızı o görevlere getiren de Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesidir. Hırsızı, arsızı korumak isteyen bir irade, bu operasyonları yürüten kadrolara yetki verir mi?

Millet ve ülke olarak son derece dikkatli olmak zorundayız. “Uydum kalabalığa” diyerek galeyana gelmek, sonradan “eyvah” deyip dizimizi döveceğimiz durumlara düşmemize neden olabilir. Toplumsal ve siyasi kaosa sebebiyet vermeden, devletin arınma sürecini sabırla ve adaletle yürütmesini desteklemek en doğru yaklaşımdır.

Fehmi Yağlı

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar
  1. Nazmi Uçkan dedi ki:

    Laik devletin sorunları laik vatandaşları ilgilendirir.sanki islam cumhuriyeti var,sanki islam hukuku var ve bu sorunlar anti laiklerin sorunuymuş gibi bir hava yaratmak büyük vebaldir.unutmamak gerekirki,Allaha hiçbir niyet gizli kalmaz.her müslümanın olmazsa olmaz önceliği”Allahtan başka ilah yoktur”diyerek yaptığı şahitliğe sadık kalmaya çalışmasıdır.