Saklı Gerçekler

BÜYÜK yalancıların mumları asırlarca yanabiliyorsa…

Ve saklı gerçekler de saklanabiliyor demektir…

Peki gerçek ne?

Çoğu zaman bilmiyoruz…

*

Gerçekleri göründüğü, gösterildiği kadar biliyoruz.

Demek ki görünmeyen birçok yüzü daha var

Yalanlara odaklıyorlar bizi, haliyle yalan rüzgârlarıyla oyalanıyoruz…

*

“Beka sorunu var” dedikçe birileri inkâr etse de, gülse de…

Hemen her gün FETÖ, PKK operasyonlarını görmüyor demek ki!

Bu kadar gizli kadrolaşma, bu kadar sayısız suçlu hangi büyük eylemin hazırlığı içindeydiler?

Daha güzel bir demokrasi için miydi?

Ve hangi baharı müjdeliyorlardı bize?

*

Darbelerle hesaplaşılıyor…

Demokrasi tarihinde kayda değer bir gelişme…

Ve 12 Eylül darbesi ve tüm darbe teşebbüslerinin de hemen hepsi yargılandı, yargılanıyor.

*

Adaletin aklı başına kırk yıl sonra geliyordu…

Yine de önemli bir gelişmeydi…

Lakin yarım kalmış bir hesap defteriydi.

Gerçek suçlular ve dış uzantılar hâlâ saklı ve gizleniyor…

Büyük resmi hâlâ göremiyoruz…

*

28 Şubat sürecinde Refah ve Fazilet partilerinin kapatılması istemiyle açılan davalarda, partilerin kapatılmasına karşı çıkan dönemin Anayasa Mahkemesi üyesi Sacit Adalı’nın TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu’nda söylediklerini bir daha hatırlıyoruz…

Demişti ki:

28 Şubat’ın ekonomik hadise olduğu düşüncemi muhafaza ediyorum. Tamamen salt askeri operasyon değildir. Ne 1960, ne 1980 ihtilali, ne de 28 Şubat postmodern darbedir. Belli ellerde olan sermayenin kendisine rakip gelme tehlikesini görmesi karşısında daha bu tehlikenin doğmadan boğulması operasyonudur belki de. Nitekim birçok şirket elimine edildi. Bankaların ortadan kaldırılması yaşandı. Kendiliğinden mi oldu?

*

İşte asıl gerçek bu cümlelerde saklıydı…

*

27 Şubat günkü ülkenin sermaye tablosuyla 28 Şubat’ın ardından değişen sermaye yapısı analiz edildiğinde saklı gerçekler ortaya çıkacaktır…

Güç koridorlarında kimlerin kârlı çıktığı gerçeği nedense gün ışığına çıkarılmıyor…

Darbelerin üzerine örtülen perde aralandıkça uzaktan kumandalı olduğu da anlaşılıyor…

*

Güç koridorlarındaki baronlar ve efendileriyle hesaplaşmaya gidilmedikçe, darbelerle hesaplaşmaları yapmak zor…

Bataklıkları kurutamıyoruz, evin içindeki sineklerle mücadele ediyoruz.

“Beka sorunu” bize göre budur.

Hâlâ görülmüyorsa, ısrar ediliyorsa ve inkâr ediliyorsa demek ki herkes o sorunun bir parçası olmayı kabul etmiş…

Mehmet SOYSAL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir