
Ramazan Bayramı; sadece bir takvim günü değil, kalplerin yumuşadığı, gönüllerin birbirine yaklaştığı müstesna bir zaman dilimidir. Bir ay boyunca sabırla, ibadetle, paylaşmayla yoğrulan ruhlarımız; bayram sabahında adeta yeniden dirilir.
Bayram; kapımızı çalan bir çocukta tebessüm, yaşlı bir gönülde dua, kırgın bir kalpte barıştır.
O sabah erkenden uyanıp bayram namazına giderken içimizde taşıdığımız o huzur… Dönüşte sevdiklerimizle kucaklaşırken hissettiğimiz o sıcaklık… İşte bayram tam da budur: paylaşmanın ve yakınlaşmanın en güzel hâli.
Bayramda en çok da yetimlerin ve öksüzlerin yüzü gülmeli… Çünkü bayram, yalnızca bizim sevincimiz değildir; sevindirebildiğimiz kadar bayramdır.
Bir çocuğun başını okşamak, küçük bir hediye ile onun kalbine dokunmak, belki de o günün en büyük iyiliği olur. Bir yetimin gözlerindeki ışıltı, bayramın gerçek anlamını bize hatırlatır.
Bayram; çocukların kalbinde saklıdır. Onlara alınan küçük bir hediye, verilen bir harçlık, gösterilen bir ilgi… Hepsi onların hafızasında unutulmaz bir bayram hatırasına dönüşür.
Unutmayalım ki bir çocuğun gülümsemesi, bir bayramın en kıymetli süsüdür.
Bayram; kapıların çalındığı, gönüllerin açıldığı gündür.
Uzun zamandır görmediğimiz bir akrabayı ziyaret etmek, komşumuzun hâlini hatırını sormak, büyüklerimizin ellerini öpmek… İşte bayramı bayram yapan en güzel geleneklerimiz bunlardır.
Güler yüzle verilen bir “Selâmün aleyküm”, samimiyetle edilen bir dua, içten bir tebessüm…
Bazen bir söz, bir kalbi onarır. Bazen bir tebessüm, yılların kırgınlığını siler. Bayram; işte bu incelikleri hatırlama vaktidir.
Geliniz, bu bayramı sadece yaşayarak değil, yaşatarak geçirelim.
Bir yetimin yüzünü güldürelim…
Bir çocuğun kalbine dokunalım…
Bir büyüğümüzün duasını alalım…
Bir komşumuzun kapısını çalalım…
Çünkü bayram; paylaştıkça çoğalan, sevdirdikçe güzelleşen bir nimettir.
Bayramınız mübarek olsun.
İSLAMİ HABER “MİRAT”