
SEKÜLER BAYRAM ANLAYIŞININ GÖTÜRDÜKLERİ
Seküler hayat ya da namı diğer popüler kültür, her alanda her şeyi etkilediği gibi bayramlarımızı da etkiledi…
Dini literatüre dayanan Ramazan ve Kurban Bayramlarımız dahi, aslından ve hüviyetinden soyutlanarak içi boşaltıldı, renksiz ve amaçsız günler haline getirildi…
Mesela… Ramazan Bayramlarımız, dine ve dini literatüre karşı olanlar tarafından, illaki “şeker Bayramı” olarak adlandırıldı… Ve hatta böyle olacak diye dayatıldı…
Ramazan ayı ve oruç ile ilgisi ve alâkası olmayanların dayatması olarak “Şeker Bayramı” diye anılmaya başlandı…
Mesela… Kurban Bayramlarımız, sırf İslam’a karşı olanlar yüzünden “hayvan katliamı var” diye böğürmeleri neticesinde, “Kurban kesmeye gerek yok, fakirlere para yardımı yapsanız da olur” cümleleriyle, bambaşka bir tarafa evirilmeye çalışıldı…
Tamamen dini kaynaklı gün ve gecelere, seküler pencereden baktığımızda, ak olana kara, kara olana ak deme gibi bir basiretsizliğin içine düşüldü… Çünkü bu noktada nefis devreye girdi…
Bayramlar, başta ana babamızı daha sonrasında ise komşu ve akrabalarımızı dolaşıp hal hatır soracağımız, gönüller alacağımız günler olması gerekirken, tatil beldelerine koşulan ve israf kültürünün hakim olduğu günler haline getirildi…
Seküler pencereden baktığımız bayramlar, bir yetim ya da öksüzün başını okşamamızı ona yardım etmemizi de engelledi…
Seküler pencereden baktığımız bayramlar, sokakta hiç tanımadığımız insanlara, bir tebessümle selam verme sorumluluğumuzu bile engelledi…
Öyle ki “Selamün aleyküm” demek bile, gericilik ve yobazlık olarak tanıtıldı, öğretildi ve de bilinç altına bu şekliyle yerleştirildi.
Hülasa, dargınların barışacağı, insanların kardeşlik duygusuyla coşacağı, her tarafa ve herkese barışın ve huzurun hakim olacağı bayramlarımız, seküler hayatın dayatmaları neticesinde, absürt bir hal aldı…
Kapitalizmin dayatmaları neticesinde, bayramlarımız manevi havasından kopartılarak tüketim çılgınlığının esaretine maruz kaldı…
Sosyal medyanın da etkisiyle bayramlarımız, “gösteriş ve tatil paylaşımı” ile anılan gerçek bayram ruhundan uzak, renksiz ve ruhsuz sıradan günlere dönüştü.
Bayramlarımızı, ruhuna ve muhteviyatına uygun bayram gibi yaşamak istiyorsak, özümüze dönmemiz gerekiyor…
Özümüzde ve mayamızda zaten var olan inanma duygumuzu, sevgi ve muhabbet duygularıyla taçlandırmamız, Allah ve Rasulünün yolunda aşk ve şevk ile kendimizi yenilememiz gerekiyor…
Bayramları bayram gibi yaşayabileceğimiz gerçek bayramlarda buluşmak dileğiyle….
ŞABAN DOĞAN
MİRATHABER.COM -YOUTUBE-
YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TILAYINIZ