
Sendikalarda ve Odalarda “Ömürlük” Saltanat: Demokrasi Mi, Hanedanlık Mı?
Türkiye’nin en büyük konfederasyonları, sendikaları ve meslek örgütleri; demokratik birer yapı olmaktan çıkıp kişilerin ve ailelerin yönettiği birer “kapalı devre” sisteme dönüşüyor. Paylaşılan veriler, çalışma hayatının zirvesindeki isimlerin çeyrek asrı, hatta yarım asrı bulan görev süreleriyle koltuklarına adeta kök saldığını kanıtlıyor.

İşte “Vazgeçilemeyen” O Koltuklar ve İsimler:
Türkiye ekonomisine ve işçi haklarına yön veren isimlerin karnesi, sivil toplumdaki tıkanmışlığı gözler önüne seriyor:
• Cemal Bakındı (76): Tam 53 yıldır TOLEYİS Genel Başkanı. Bir insanın çalışma ömrünün tamamını tek bir koltukta geçirmesi, sendikal tarihe bir “saltanat” olarak geçiyor.
• Bendevi Palandöken (77): 42 yıldır Ankara Bakkallar ve Bayiler Odası Başkanı, 19 yıldır TESK’in başında. Esnafın kaderi onlarca yıldır tek bir isme emanet.
• Nihat Yurdakul (74): 27 yıldır Belediye-İş Sendikası’nın başında.
• Ergün Atalay (72): 27 yıldır Demiryol-İş Başkanı, 13 yıldır TÜRK-İŞ Genel Başkanı.
• Rifat Hisarcıklıoğlu (71): 25 yıldır TOBB koltuğunda oturuyor; iş dünyasının “değişmez” lideri.
• Mahmut Arslan (71): 24 yıldır Hizmet-İş, 15 yıldır HAK-İŞ Genel Başkanı.
• Şemsi Bayraktar (68): 23 yıldır TZOB Başkanı olarak çiftçiyi temsil ediyor.
• Hüseyin Necip Nalbantoğlu (63): 18 yıldır Dok Gemi-İş’in lideri.
Skandalın Ötesi: Sendikada “Veliaht” Dönemi
Mesele sadece koltuğu bırakmamakla sınırlı kalmıyor; liyakatin yerini kan bağının aldığı “hanedanlık” sistemi açıkça uygulanıyor. Türk-İş’e bağlı üç büyük sendikanın başkanı, öz oğullarını yanlarına “yardımcı” alarak adeta halef-selef hazırlığı yapıyor:
1. TOLEYİS: Cemal Bakındı, oğlu Murat’ı,
2. Dok Gemi-İş: Necip Nalbantoğlu, oğlu Emre’yi,
3. Belediye-İş: Nihat Yurdakul, oğlu Murat’ı yönetime taşıdı.
Sonuç: İşçi Aidatlarıyla Kurulan Aile Şirketleri
İlerleyen yaşlarına rağmen koltuğu “yabancıya” bırakmak istemeyen bu anlayış, sendikacılığın özündeki “tabandan tavana demokrasi ve seçilme” ilkesini yerle bir etmiştir. 70’li yaşlarını süren bu başkanların; genç işçilerin, modern tarımın ve dijitalleşen esnafın sorunlarına çözüm üretmesi beklenirken, asıl enerjilerini koltuklarını ve aile üyelerinin menfaatlerini korumaya harcadıkları görülmektedir.
İşçinin ve esnafın aidatlarıyla ayakta kalan bu devasa yapılar, kimsenin “mirası” değildir. Türkiye’nin bu hantal ve aile odaklı yönetim anlayışından kurtulması, liyakatin ve çoğulcu değişimin önünün açılması bir zorunluluktur.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube