
Türkiye, devasa boyuttaki fon tasfiyelerinin ve finansal sarsıntıların gölgesinde bir kez daha “suçlu kim?” tartışmasına kilitlendi. Yıllardır uygulanan faiz politikalarına, Orta Vadeli Programlarda vaat edilen devasa faiz ödemelerine ve bütçeyi yutan rant düzenine gıkını çıkarmayanlar, bugün birdenbire en ateşli “sistem eleştirmeni” kesiliverdi.
Oysa karşımızdaki manzara bir mağduriyet feryadı değil; rantiye çarkının dişlileri arasına sıkışanların ciyaklamasıdır.
Bugün kamuoyunu “Neden zamanında müdahale edilmedi?” sorusuyla manipüle etmeye çalışan faizle beslenmiş bu kesimler, dün fonlarda hiçbir üretim ve reel karşılık olmaksızın %300, %500, hatta %1000 hayali karlar yazılırken derin bir sessizliğe gömülmüştü. Şirketlerin ekonomik gerçekliğiyle bağdaşmayan bu yapay fiyatlamaları, kurallara uygunluk maskesi altında yürütülen manipülasyona dayalı operasyonları ve arkasındaki girift ilişkileri bal gibi biliyorlardı.
Hiçbir şey üretip satmadan, sadece Borca Dayalı Para Sisteminin sunduğu spekülatif alanlarda servet büyütürken “sistem” çok iyiydi; ne zaman ki kurgulanan saadet zinciri koptu, işte o zaman küçük yatırımcıları da önlerine katarak mağduriyet edebiyatına sarıldılar.
Sistemin kendisine, Borca Dayalı Para Sistemine ve faiz düzenine asla dokunmayan; aksine bu düzenin devamından beslenen zihniyetlerin hiçbiri samimi değildir. Gerçek derdi halkın refahı veya iktisadi bağımsızlık olmayan bu çevrelerin asıl korkusu, ellerinden kaçan haksız ranttır.
Eğer gerçekten bir krizden ve gelecek tehdidinden bahsedilecekse, mesele münferit fon skandalları değil; ülkenin iktisadi bağımsızlığını ipotek altına alan, küresel finans odaklarının ve içerideki işbirlikçilerinin toplumsal huzuru hedef alan finansal suikastlar düzenlemesine yasal alan açan teslim olmuş yapının kendisidir. Kararlı bir irade ortaya konulmadığı sürece, finansal araçlarla içeriye sızan manipülasyonların ve örtülü operasyonların önüne geçilemez.
Çözüm, makyaj tedbirlerde değil; baştan aşağı radikal bir revizyondadır:
Faizden Arındırılmış Yapı: Borsa ve finansal sistem tamamen faiz belasından temizlenmeli, şirketler spekülasyonun değil, reel üretimin parçası kılınmalıdır.
Gerçek Üretim Modeli: “Sözde faizsiz” aldatmacalara son verilmeli; katılım kurumları dahil tüm yapılar üretime ve istihdama doğrudan bağımlı hale getirilmelidir.
Kapsamlı Mevzuat Reformu: Merkez Bankası yasasından Sermaye Piyasası Kurulu ve Ticaret Kanunu’na kadar tüm mevzuat, borca dayalı para sistemini tasfiye edecek şekilde baştan aşağı yeniden düzenlenmelidir.
Devlet, kararlı bir irade gösterip halkla bütünleştiği takdirde, yıkılmaz ve üretime dayalı yeni bir finansal düzeni kurmak işten bile değildir. Bugünkü yapay krizlerin faturasını halka kesen, sistemden beslenip kriz anında sütten çıkmış ak kaşık rolü oynayanların maskesini düşürmek, bu bütünsel dönüşümün ilk adımıdır.
BU kar<kterlerden yani, düzene küfredip, düzenin imkân ve lütufflarından yararlananlardan Yeni Akit gaztesi yazralroı içinde bol m iktarda var ! Oradaki yazar listesinden onalrı çok çabuk görebileceksiniz ! Bir insan HARAM yiye-yie HARAMZİADE olur ! Artık onun bu durumunun iyileşmesi için Rabbimizin özel bir hidayeti gerekir. Böyle durmda olanalrdan bile bu ülkde hala dinin (NEUZUBİLLAH) öğrenenler var !