
Soner Yalçın’ın Yazısı Üzerine…
AHLÂKI AHLÂKSIZLIKLA SAVUNMAMALIYIZ
Biz Müslümanlar için Şanı yüce olan Allah’ın her bir Kur’ânî emri ve yasağı ahlâkî ölçüdür. Ahlâkî ölçülerimiz insan doğasıyla uyumludur ve dolayısıyla da evrenseldir. Buna göre yaratılanlar üzerinde düşünme, insanı yüceltme ve sosyal adalet ahlâk olduğu gibi evlilik dışı ilişki olan zinadan, ruhî sefalet olan kumardan ve sömürü olan faizden korunmak da ahlâktır.
UYUŞTUCUCI İSNADI VE ZİNA İFTİRASI
İnsanları arkalarından hoşlanmayacakları tarzda anmak olan ilahi yasak Giybet gibi yargı kararı olmaksızın insanlara uyuşturucu kullanımı ve zina iftirasında bulunmak da ahlâksızlıktır.
Ahlâk Cennet’e, tövbe etmeksizin sürdürülen ahlâksızlık da hak ihlali olarak Cehennem’e götürür.
Allah’a ve ölüm ötesi yaşama imansızlık temellerine oturtulan Batıcı eğitim ve sosyal yaşam bütünümüzü etkiledi.
Genel bir çöküntü ve çürüme yaşıyoruz.
ODATV ve SONER YALÇIN
Odatv’de pornografik resimler, müstehcen ve tapılır heykeller dahil ahlâksızlık olarak gösterilen somut bir örnek görmedik. Ama fıtrat kardeşimiz Soner Yalçın insan doğasından hareketle yüzeysel dindarları da kuşatan gerçekçi tespitler yapabiliyor ve de yerebiliyor. İslam insanla örtüştüğü için bu tespitleri İslam adına da yapabiliriz.
***
Önce Soner beyin 18 Aralık 2025 tarihli yazısından alıntı yapalım:
{ Tutuklanan gazeteci Mehmet Akif Ersoy’un özel hayatının, “uyuşturucu-grup seks” üzerinden sürekli teşhirini nasıl değerlendirmek gerekiyor?
Son yıllarda her daim yapıldığı gibi ortada kanıtlanmamış/henüz yargı konusu bile olmayan iddialar var.
Kişinin yalnızca hukuken değil, aşağılanarak-teşhir edilerek sembolik olarak yok edilmesi konusuna hiç girmeyeyim.
Üzerinde durmak istediğim şu; bu iddialar uyuşturucu, grup seks gibi “ahlâk bekçiliği” yaptıklarını söyleyenler tarafından sürekli dolaşıma sokuluyor. Peki… “Ahlakı koruyoruz” derken, en pornografik dili ürettiklerinin farkındalar mı?
Karşımızda, kapitalist tüketim ahlâkının “yozlaşmış gösteri sanatı” yok mu?
Bu gösteri, muhafazakâr ahlâk filan tanımıyor, infaz ediyor ve lincin hazzını yaşıyor/yaşatıyor.
İşte bu olayda esas kırılma burada; düne kadar hep eleştirilen “seküler magazin dili” değil bu, muhafazakâr dilin pornografikleşmesi var karşımızda!
Yani, eskiden “ahlaksız Batı medyası” denilen şey bugün benzer dille yeniden dolaşıma sokuluyor…
Açayım konuyu:
Gazeteci Ersoy vakasında en sert paradoks burası:
“Ahlaksızlığa karşıyız” diyenler, ahlaksızlık imgeleri üretiyor. Bu dil sürekli “uyuşturucu-grup seks” dedikçe okuyucunun zihninde “sahne” kuruluyor.
Ve …burada ahlâksızlıkla mücadele bitiyor ve yeni ahlaksızlık üretimi başlıyor! Çünkü, zihinsel teşhir gerçekleştiriliyor…
Ahlaksızlığı eleştirirken onun görsel-zihinsel materyalini üretmiş olduklarının farkında değil kimi muhafazakârlar… Evet pornografi sadece çıplaklık değil…
Keza:
“Mahremiyet (i ihlal) haramdır” diyenler, (tiraj, reyting, tıklama üzerinden) pornografi mahremiyeti pazarlıyor…
Bu yüzden bu dil; ahlaki değil, muhafazakâr değil ve hele hiç dindar değil….}
FITRAT/YARATLIŞ ÖRTÜŞMESİ
Soner Yalçın’dan alıntıları okurken çağrıştırdığımız gerçekleri özetleyelim:
Kötüye örnek olmaması için öncelikli ahlâki görevimiz hatalarımızı/günahlarımızı açığa vurmamaktır. Allah’ın bildiğini insanlardan niye saklayalım görüşü batıldır. Kişisel hatalarımız gibi diğer insanların günahları da -yargıya intikal etse de- topluma teşhir edilmez, örtülür. Peygamberimizin açıkladığı gibi hataları örtmek bir erdemdir ve Allah’ın bağışlayıcılığına da yoldur.
UYUŞTURUCU VE ZİNA İFTİRASI
Hal böyle iken gerçek olsa bile yalnızca medya ve sosyal medya duyumlarına dayalı olarak kişilere alenen uyuşturucu suçlamasını yamamak İslam Hukuku’na göre hakim kararıyla taziri yani cezayı gerektirir günahtır, dolayısıyla suçtur.
Dört şahitle birlikte beşinci kişi olarak cinsel ilişki halinde görülmemiş kişiye zina ve hele de grup seksi isnadında bulunmanın cezası ise, Kur’ana göre halkın huzurunda seksen sopa vurulmaktır ayıca da tövbe etmektir. Görelim:
“ Namuslu kadınları zina ile suçlayıp, sonra da bu suçlamayı doğrulayıcı yönde, dört şahit getiremeyen kimselere gelince, böylelerine seksen değnek vurun ve artık onların şahitliğini, tövbe etmedikçe hiçbir zaman kabul etmeyin. Çünkü bunlar, gerçekten yoldan çıkmış kimselerdir.” (Nûr 4)
BATIRICI DEVRİMLER SONUCU
Baskıcı ve ezici Batıcı devrimler sonucu Ülkemiz Müslümanlarının hemen hemen tamamı, örneğin ”ölen kişiye eşi ve çocukları gibi ana babasının da birinci derece varis olduğu” şeklindeki Kur’ân hükmünü bile bilmediği cahil bir toplum olduk. (Nisa 11)
Soner Yalçın’ının işaret ettiği gibi cehaletimiz yüzünden “ahlaki değil, muhafazakâr değil ve hele hiç dindar değil” dediği bir dili kullanır; batılı tasvir ile saf zihinleri saptırır kişiler olduk. Ama olmamalı, ahlâkî değerleri onları çiğneyerek savunmamalıyız.
Cehalet ile İslam’ın yaşanamayacağı, tebliğ edilemeyeceği ve yaşatılamayacağı gerçeğini ne zaman anlayacağız?
ALİ RIZA DEMİRCAN
HOCAMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ.
İSLAMİ HABER “MİRAT”
Hocam bu oda ova vb yerine ilahi kanun ve kaideleri referans versek bunların neyini neye göre referans veriyoruz? Bunlardan İktibas yapmak bunların reklamı oluyor.