
Bakın arkadaşlar, mesele aslında çok basit bir mantık meselesidir. Batı’nın hafızasında Atatürk, onların gözünde bir “Batılılaşma projesi”nin sembolüdür. Yani Batı’ya benzemek, Batı’nın sistemini içselleştirmek… Bu yüzden onlar Atatürk’ten korkmaz, bilakis onu kendi modernleşme kalıplarının bir uzantısı olarak görürler.
Ama Osmanlı dediğiniz zaman iş değişir. Çünkü Osmanlı, Batı’nın yüzyıllar boyunca karşısında diz çöktürmeye çalıştığı dünyanın en büyük siyasî ve medenî gücüdür. Viyana kapılarına dayanan, Akdeniz’i göle çeviren, İslam’la bilim, adalet ve düzen kuran bir devlettir. Batı için “Osmanlı” kelimesi sadece bir tarih değil, tarih boyunca duydukları en büyük tehdidin adıdır.
Atatürk onların gözünde “Batı ile uyum” demektir.
Osmanlı ise “Batı’ya meydan okuma.”
Türkiye bugün güçlenip bölgesinde söz sahibi olunca Batı’nın belleği hemen geçmişi çağırır. Çünkü Osmanlı sadece bir devlet değildi; üç kıtada insanlara düzen getiren, farklı dinleri ve milletleri adaletle yöneten bir modeldi. Onlar, bu modelin yeniden doğmasından korkuyor.
Bir de unutmamak gerekir: Batı, tarihi sosyolojik bir hafıza olarak yaşar. Onların sinemaları, kitapları, politik teorileri hep Osmanlı’yı “Türk tehlikesi” olarak kodladı. Yani bizim güçlenmemizi, kendiliğinden “Osmanlı’nın dirilişi” olarak okuyorlar. Çünkü onlara göre Türk demek, Osmanlı demektir.
Bugün Türkiye güçlü oldukça, Batı’da bazı zihinlerde “Osmanlı hortluyor” çığlığı atılmasının sebebi budur. Çünkü onlar biliyor ki eğer Türk kendi kimliğine dönerse, sadece bir devlet güçlenmez; medeniyet geri döner.
Ve Batı’nın asıl korkusu, işte bu medeniyetin geri dönüşüdür.
Kadir Bekil
İSLAMİ HABER “MİRAT” -YOUTUBE-
Müthiş bir tespit. Yazının kısa olması da etkinliğini artırıyorç Rabbim razı olsun.
Teşekkür ederim muhterem hocam.
Rabbim sizden de razı olsun, ömrünüze bereket versin, dualarınızı kabul buyursun.
Âmîn,