
Bugün Ukrayna‘nın Rusya içindeki petrol rafinerileri ve enerji tesislerine yönelik saldırıları savaşın yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor. Son günlerde Moskova yakınlarındaki petrol tesisleri ve enerji altyapısı yeniden hedef alındı. Ukrayna, Rus savaş makinesinin ekonomik kaynaklarını vurmayı amaçladığını açıklarken, Rusya da Ukrayna şehirlerine yönelik saldırılarını sürdürüyor.
Ancak bugünkü tabloyu anlamak için savaşın köklerine dönmek gerekiyor.
Birçok kişi savaşın 24 Şubat 2022’de başladığını düşünse de gerçekte süreç 2014’e kadar uzanıyor.
2014 yılında Ukrayna‘da Batı yanlısı protestolar sonucunda Rusya’ya yakın Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç devrildi. Bunun ardından Rusya, Kırım’ı ilhak etti ve Ukrayna’nın doğusundaki Donbas bölgesinde Rusya yanlısı ayrılıkçılarla Kiev yönetimi arasında çatışmalar başladı.
2021 sonlarından itibaren Rusya, Ukrayna sınırına yüz binlerce asker yığdı. Diplomatik girişimler sonuç vermeyince 24 Şubat 2022’de geniş çaplı işgal harekâtı başladı.

Bu konuda dünyada tek bir görüş yoktur. Sebepler farklı çevreler tarafından farklı şekillerde yorumlanmaktadır.
Rusya’nın en çok dile getirdiği gerekçe budur.
Moskova yönetimi, NATO‘nun eski Sovyet coğrafyasına doğru ilerlemesini kendi güvenliğine yönelik tehdit olarak gördüğünü açıkladı. Özellikle Ukrayna’nın NATO üyeliği ihtimali Kremlin tarafından “kırmızı çizgi” olarak tanımlandı.
Batılı birçok analiz ise meselenin yalnızca NATO olmadığını, Rusya’nın eski Sovyet coğrafyasındaki nüfuzunu koruma ve Ukrayna’nın Batı ile bütünleşmesini engelleme isteğinin belirleyici olduğunu savunuyor.
Ukrayna, Rus gazının Avrupa‘ya taşındığı önemli güzergâhlardan biridir. Karadeniz’e hâkim konumu da hem Rusya hem Batı açısından stratejik önem taşımaktadır.
Savaşın eleştirilen yönlerinden biri de budur.
Bazı çevreler Avrupa Birliği ve ABD’nin Ukrayna’yı Rusya’ya karşı cesaretlendirdiğini ancak doğrudan savaşa girmediğini savunuyor. Bu görüşe göre Ukrayna, Batı ile Rusya arasındaki büyük jeopolitik mücadelenin cephe ülkesi hâline geldi.
Bu bakış açısından değerlendirildiğinde Ukrayna’nın ağır bedeller ödediği, milyonlarca insanın göç etmek zorunda kaldığı ve ülkenin büyük bölümünün harabeye döndüğü ifade edilmektedir.
Diğer taraftan Avrupa ve NATO ülkeleri ise Ukrayna‘nın bağımsız bir devlet olduğunu ve Rus işgaline karşı meşru müdafaa hakkını kullandığını savunmaktadır.
Ukrayna savaşın en ağır bedelini ödeyen taraf oldu.
Bugün Ukrayna’nın bazı bölgeleri hâlâ savaş alanı durumunda.
Savaş yalnızca Ukrayna’yı değil Rusya‘yı da yıprattı.
Son dönemde Ukrayna’nın petrol rafinerileri ve enerji altyapısına yönelik saldırıları Moskova üzerinde yeni bir baskı oluşturuyor.
Rus gazına bağımlı Avrupa ciddi enerji krizi yaşadı. Doğalgaz ve elektrik fiyatları yükseldi.
Rusya ve Ukrayna dünyanın en önemli tahıl ihracatçıları arasında bulunuyor. Savaş nedeniyle özellikle Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde gıda fiyatları arttı.
Avrupa ülkeleri savunma bütçelerini yükseltti. Soğuk Savaş sonrası dönemin en büyük silahlanma süreci başladı.
Rusya’nın önlemeye çalıştığı gelişmelerden biri tersine gerçekleşti. Finlandiya ve İsveç NATO üyeliğine yöneldi, NATO genişledi.
Savaş dördüncü yılını geride bırakırken cephelerde kesin bir zafer görünmüyor.
Rusya önemli Ukrayna topraklarını kontrol etmeye devam ederken Ukrayna da uzun menzilli drone ve füze saldırılarıyla Rusya’nın iç bölgelerini hedef alıyor. Özellikle enerji tesisleri, petrol rafinerileri ve lojistik merkezler savaşın yeni hedefleri hâline gelmiş durumda.
Ukrayna-Rusya savaşı artık sadece iki ülke arasındaki bir savaş değildir. Bu savaş; Rusya ile Batı arasındaki güç mücadelesinin, enerji koridorlarının, güvenlik endişelerinin ve yeni dünya düzeni arayışlarının kesiştiği büyük bir jeopolitik hesaplaşmaya dönüşmüştür.
En acı gerçek ise şudur: Büyük güçlerin hesaplaşmalarında faturayı çoğu zaman halklar öder. Bugün hem Ukrayna hem Rusya halkı bu uzun savaşın ağır sonuçlarıyla yaşamaktadır.
İSLAMİ HABER “MİRAT”