
ÜMMET BİLİNCİ ve YENİDEN UYANMAK
Ümmet Nedir? Kavramın Aslına Dönmek
Ümmet; aynı inanca, aynı ilahi kaynağa ve aynı ahlâkî sorumluluğa bağlı olan insanların oluşturduğu bilinçli topluluk demektir. Ümmet, bir ırk, coğrafya, mezhep ya da kültür tanımı değildir. Ümmet; imanla kurulan, vahiy ile şekillenen, adaletle ayakta duran bir birlikteliktir.
Kur’an ümmeti şöyle tanımlar:
“Şüphesiz bu ümmetiniz tek bir ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim. O hâlde bana kulluk edin.”
(Enbiyâ, 92)
Bu ayet, ümmetin temelini net bir şekilde ortaya koyar: Tevhid, kulluk, birlik. Ümmet; Allah’ın hâkimiyetini kabul edenlerin oluşturduğu bilinçli bir duruştur.
Kur’an ve Sünnet’te Ümmet Bilinci
Kur’an’da ümmet, sadece birlikte yaşayan insanlar anlamında değil; sorumluluk taşıyan, hakkı ayakta tutan ve adaletle hareket eden bir yapı olarak tanımlanır:
“Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten sakındırır ve Allah’a iman edersiniz.”
(Âl-i İmrân, 110)
Bu ayet bize şunu öğretir:
Ümmet olmak, pasif bir aidiyet değil, aktif bir sorumluluk hâlidir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de ümmet bilincini canlı tutmak için şöyle buyurur:
“Müminler, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamette ve şefkatte bir beden gibidir. Bedenin bir uzvu rahatsız olursa, diğer uzuvlar da uykusuzluk ve ateşle ona ortak olur.” (Buhârî, Müslim)
Bu hadis, ümmetin ruhunu özetler:
Dertte ortaklık, acıda birlik, sorumlulukta beraberlik.
Ümmet Bilincinin İçi Nasıl Boşaltıldı?
Bugün “ümmet” kelimesi çokça kullanılıyor ama ruhunu kaybetmiş durumda. Bunun birkaç temel sebebi var:
Filistin, Arakan, Doğu Türkistan denildiğinde duygulanmak; ama zulmün sebebini sorgulamamak ümmet bilinci değildir. Ümmet, sadece mazluma ağlamak değil; zulmü doğuran sistemi teşhis etmektir.
Kur’an’ın yıktığı en büyük putlardan biri kavmiyetçiliktir. Bugün ise Müslüman, kardeşini pasaportla, bayrakla, dil ile ayırır hâle gelmiştir.
“Ey insanlar! Sizi bir erkekle bir dişiden yarattık… Allah katında en üstün olanınız, en takvalı olanınızdır.”
(Hucurât, 13)
Din, sadece bireysel ibadetlere indirgenmiş; ümmet, toplum ve adalet boyutu görmezden gelinmiştir. Oysa İslam, hayatı düzenlemek için gönderilmiş bir dindir.
Müslümanın Ümmet Bilinci Nasıl Olmalı?
Gerçek ümmet bilinci;
Tevhid merkezlidir (Allah’ın hâkimiyeti)
Adalet eksenlidir (Zalime karşı, mazlumdan yana)
Sorumluluk sahibidir (Seyirci değil, şahit)
Ahlâkîdir (Sözde değil, hayatta)
Müslüman; “Bana ne?” diyemez. Çünkü ümmet, birbirine emanet edilmiş bir bilinçtir.
İslami Gruplar, Cemaatler ve Mezhepçilik Bu İşin Neresinde?
Bu noktada dürüst olmak zorundayız.
Cemaatler ve İslami yapılar, ümmetin hizmetkârı oldukları sürece kıymetlidir. Ancak;
Kendilerini hakikatin tek temsilcisi ilan ettiklerinde,
Ümmeti değil kendi yapısını merkeze aldıklarında,
Kardeşliği değil ayrışmayı beslediklerinde,
ümmete katkı değil, ümmet bilincine zarar vermeye başlarlar.
Mezhepler, İslam’ı anlamaya yönelik ilmî yorumlardır, dinin kendisi değildir. Mezhepçilik ise, bu yorumları kimlik ve ayrışma aracı hâline getirmektir.
Peygamber (s.a.v.) döneminde ümmet vardı; mezhep yoktu. Çünkü merkezde vahiy ve ahlâk vardı.
Nasıl Olmalı? Yeniden Uyanışın Yolu
Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey yeni sloganlar değil, yeniden dirilen bir bilinçtir.
Kur’an merkezli bir anlayış
Peygamberî duruş
Adalet, ahlâk ve sorumluluk
Grup üstü, mezhep üstü bir ümmet perspektifi
Ümmet; bir afiş, bir miting ya da bir duygu patlaması değildir. Ümmet; hayatın tamamını Allah’a göre yeniden inşa etme iradesidir.
Son Söz
Ümmet uyanmadan, Müslüman uyanamaz.
Ümmet bilinci dirilmeden, adalet ayağa kalkmaz.
Ve ümmet, yeniden Kur’an’ın ilkelerine döndüğü gün, yeniden ayağa kalkacaktır.
Bugün sorulması gereken soru şudur:
Biz ümmetten söz edenlerden miyiz, ümmetin yükünü taşıyanlardan mı?
Allah bizleri sorumluluk bilinci taşıyan, Kur’an’ın ilkeleri ile yol alan kullarından eylesin. Amin.
İslam BAŞARAN
YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ
İSLAMİ HABER “MİRAT”