
Sevr Mağarası: Hicrete ve Medeniyete Açılan Kapı
Hicret gecesi…
Mekke’nin sessizliğinde ay ışığı, iki yolcunun gölgesine düşüyor.
Birinde risaletin yükü, diğerinde dostluğun vefası var.
Her adımda ardında bir ümmetin kaderi, önünde bilinmez bir gelecek.
Ve yollar, Sevr Dağı’nın eteklerinde tükeniyor.
Dağın kalbinde küçük bir mağara…
Ne tahtı var, ne tahtası; ne kapısı, ne kilidi…
Ama o daracık mağara, insanlık tarihinin en büyük medeniyetine açılan kapı olacak birazdan.
İçeride iki kişi…
Biri Allah’ın elçisi, diğeri sadakatin sembolü: Hz. Ebû Bekir.
Dışarıda ölüm emri verilmiş, kılıçlar çekilmiş, ödüller konulmuş.
Ve mağaranın önüne kadar gelen düşmanların nefesi duyuluyor.
Ebû Bekir endişeyle fısıldıyor:
“Ya Resûlallah, biri aşağı baksa bizi görecek.”
O anda, tarihin en derin tevekkül cümlesi yankılanıyor karanlıkta:
“Üzülme, Allah bizimle beraberdir.”
(Tevbe, 9/40)
Bu söz bir avuntu değil; bir hakikatin ilanıdır.
Çünkü Allah’ın beraberliği, kalplerin en dar yerinde bile bir ufuk açar.
Korku yerini sükûnete, endişe yerini teslimiyete bırakır.
Ve o daracık mağarada, insan ruhunun en geniş hâli yaşanır.
Sevr, sadece bir sığınak değildir.
O, bir duruşun, bir yeni başlangıcın, bir medeniyetin ilk sayfasıdır.
Çünkü hicret, kaçış değil; bir yön değişimidir.
Bataklıktan bahçeye, zulümden adalete, şirkten tevhide yürüyüştür.
Mağara karanlıktır ama içi nurla doludur.
Orada, insanın acizliğiyle Allah’ın kudreti buluşur.
Orada, “biz” bilinci doğar — “ben”in bittiği, “bizimle Allah var” dediğimiz yer orasıdır.
Bugün de her birimizin bir Sevr mağarası var.
Kimi zaman bir odanın sessizliğinde, kimi zaman kalbimizin derinlerinde saklı.
Dışarıda kargaşa, içimizde korkular…
Bir ses diyor ki:
“Yalnızsın.”
Ama ayet haykırıyor:
“Üzülme, Allah seninle.”
İşte tam orada başlıyor hicret:
Karanlıktan umuda, dünyevî olandan ebedî olana, korkudan teslimiyete.
Her zorluk, bir hicret çağrısıdır.
Her imtihan, bir Sevr mağarasıdır.
Ve her mağarada bir rahmet kapısı saklıdır.
Sevr’de doğan o sabır ve tevekkül, Medine’de bir topluma, bir kardeşliğe, bir adalet düzenine dönüştü.
Yani medeniyet, mağaradan başladı.
Modern dünyanın gürültüsünde bunu unuttuk.
Şimdi yeniden sessizliği duymanın, mağaraya çekilmenin, Rabb’le baş başa kalmanın zamanı.
Çünkü bazen ilerlemenin yolu, geri çekilip Allah’a sığınmaktan geçer.
Bazen en güçlü adım, sükûnetle atılır.
Allah’ım,
Biz de kendi mağaralarımızda korkularla, endişelerle kıvranırken,
Bize Sevr’deki o sükûneti bağışla.
Kalplerimize “Üzülme, Allah bizimle” sözünü indir.
Yalnızlığımıza yoldaş, çaresizliğimize umut ol.
Bizi hicret edenlerden eyle; karanlıktan nura yürüyenlerden…
Sevr’in sessizliğinden Medine’nin aydınlığına varanlardan.
Âmin.
İSLAMİ HABER “MİRAT