
Dijital dönüşümün ve yapay zeka araçlarının akademik dünyadaki yeri tartışılmaya devam ederken, bir üniversitede yaşanan “ironik” olay sosyal medyanın ve akademi camiasının gündemine oturdu.
Öğrencilerine “kolaya kaçmayın, düşünmeyi başkasına devretmeyin” çağrısı yapan kıdemli bir akademisyenin, bu uyarıları içeren makalesini yapay zeka desteğiyle yazdığı ortaya çıktı.

Söz konusu akademisyen, kaleme aldığı köşe yazısında öğrencilerin ödev ve tez süreçlerinde yapay zekaya aşırı güvenmesini sert bir dille eleştirmişti. Yazıda şu vurgular öne çıkıyordu:
Yazının yayımlanmasının ardından, metindeki bazı kalıplaşmış ifadeler ve tekrarlar öğrencilerin ve diğer akademisyenlerin dikkatini çekti. Metin, popüler yapay zeka tespit yazılımları (AI Detectors) ile analiz edildiğinde çarpıcı bir sonuçla karşılaşıldı: Yazının %85 oranında yapay zeka tarafından üretildiği belirlendi.
“Sistemik bir tembellik uyarısını, sisteme yaptırmak…”
Olayın sosyal medyada yayılmasının ardından kullanıcılar, “Öğrencilere dijital diyet önerirken kendisi yapay zeka ziyafeti çekmiş” yorumlarında bulundu.
Tepkilerin odağındaki akademisyen ise iddialar karşısında sessiz kalmadı. Yaptığı açıklamada yapay zekayı bir “yazar” olarak değil, bir “asistan” olarak kullandığını belirterek kendisini şu sözlerle savundu:
“Fikirler ve ana omurga tamamen bana ait. Yapay zekayı sadece imla kontrolü, akıcılık ve zaman tasarrufu amacıyla kullandım. Bu durum, yazının ana fikri olan ‘düşünmeyi devretmeme’ ilkesiyle çelişmiyor.”
Bu savunma, akademideki etik tartışmaları yeniden alevlendirdi. Bir kesim bu durumu “büyük bir riyakarlık ve etik ihlal” olarak nitelendirirken; diğer bir kesim ise yapay zekanın bir editör gibi kullanılmasının normal olduğunu, asıl önemli olanın fikri mülkiyet olduğunu savunuyor.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube