islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
33,0093
EURO
35,9817
ALTIN
2.564,91
BIST
11.064,85
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
31°C
İstanbul
31°C
Parçalı Bulutlu
Cumartesi Açık
32°C
Pazar Açık
32°C
Pazartesi Az Bulutlu
33°C
Salı Parçalı Bulutlu
34°C

Yavuz Bahadıroğlu hocanın ardından

Yavuz Bahadıroğlu hocanın ardından
Şaban DOĞAN

“Alim’in ölümü alem’in ölümü gibidir” buyurmuşlar iki cihan güneşi peygamberimiz (sav). Kuran ehli, ilim sahibi ve bilim sahibi insanların vefatı, bendenizi hep üzmüş kedere boğmuştur. Heleki bu insanları yakından tanıyorsanız ve hasbihaliniz varsa, biryerlerde oturup çay içmişseniz, o insanın yüreğinin derinliklerinde ki insan sevgisini hissettiyseniz, üzüntünüz biraz daha katlanıveriyor.

Üstad Yavuz Bahadıroğlu hocamızın da “Her nefis ölümü tatacaktır” ilahi emrine muhatap olup dar-ı bekaya hicreti, onu sevenler tarafından üzüntüyle karşılandı. Hocama Allah’tan rahmet, ailesine ve yakınlarına da başsağlığı dileklerimi buradan iletiyorum.

Rahmetli Yavuz Bahadıroğlu hocamla ilçemize konferansa geldiğinde tanışmıştık. Onun konferans organizasyonunda yer almış ve bundan da onur duymuştum. Tam hatırlamıyorum ama galiba programının sunumunu da gerçekleştirmiştim.

Daha sonra ise Moral Fm de bir programa davetli olarak katılmış, programdan önce hocam ile orada da konuşma ve sohbet etme imkânı bulmuştum. Onun derin tarihi bilgisiyle birlikte, kendinden emin ve vakur bir şekilde ki hareketleri, çok gencimize ve insanımıza rol model olacak nitelikteydi. Zannediyorum öyle de oldu. Onun özellikle Osmanlı tarihi konusunda ki gerçek ve doğru fikirleri ve düşünceleri birçok insanımızın, ecdadımız olan Osmanlı’yı sevmesine sebep oldu. Allah ondan razı olsun inşallah! Rahmetli hocamızı bendenize sorsalar ve bir cümle ile özetle deseler, benim kuracağım cümle çok insanın kuracağı cümle ile aynıdır sanırım…

“O, bizlere, Osmalıyı yani ecdadımızı sevdiren kahraman bir insandır”

Ne demiş atalarımız? “Yiğit namı ile anılır.” Bizler de hocamızı namı ile anacağız inşallah…    

Öyle değil mi sevgili dostlar? Daha ilkokul sıralarından başlayarak Osmanlı devleti ve padişahlar, bizlere hep kötülenmedi mi? Padişahların hain olduğu, Osmanlı devletinde kanun ve kurallar yokmuş gibi, padişahların astığı astık kestiği kestik olduğu, daha ufacık bir çocuk iken bilinçaltımıza yerleştirilmedi mi? İşte bizler böyle yetiştik ama Bahadıroğlu hocamın kitaplarını okuyarak ve konferansalarını dinleyerek, hiç de öyle olmadığını öğrendik. Batıda ki kralların aksine, Osmanlı da padişahların da mahkemelerce yargılanabileceğini,  Fatih Sultan Mehmet Han’ın dahi yargılandığını ve hüküm giydiğini hocamızın kitaplarından öğrendik.

Yine, batı âleminde insanların engizisyon mahkemelerinde sözüm ona yargılanıp giyotin ile kafaları kesilirken ve din deyiştirmeye dahi zorlanırken, Osmanlı’da çok hukuklu sistem uygulandığını, bu çok uluslu hukuk sisteminde herkesin kendi hukukunca yargılandığını, insanlar arasında adalet ile hükmedildiğini ve Osmanlı’da yaşayan insanların din ve vicdan özgürlüğünün bizzat devlet tarafından teminat altına alındığını da hocamızdan öğrendik.

Ruh hastalarının batı’da, içine şeytan girmiş cin girmiş diye, diri diri yakıldığı bir dönemde, Osmanlı’da ruh hastalarının su sesi ve müzik ile tedavi edildiğini ve bunda da başarılı olunduğunu da hocamızın eserlerinden okuduk.

Sadaka taşlarını, Osmanlı’nın Kuran ve Sünnet referanslı insan hakları uygulamalarını ve hatta hayvan haklarını, yük taşımacılığında kullanılan merkeplerin bile haftada birgün dinlendirilmek zorunda olduğunu onun eserlerinde temaşa ettik.  

Gerçek Osmanlı tarihini ve ecdadımızın Kuran ve Sünneti referans alarak insanlar arasında adaletle hükmetmesine, kitaplarında örnekleriyle yer veren koca çınarı, biz çok sevdik ve bir o kadar da ona değer verdik. Ecdadımızı doğruları ve yanlışlarıyla kabul edip sevmeyi, hocamızın o güzel üslubunda bulduk.

Kim ne derse desin Yavuz Bahadıroğlu;

Nezaketi, zerafeti ve üslubuyla tam bir Osmanlı beyefendisiydi…

Arkasında onlarca kitap ve kendisini seven insan bırakarak, ömrü boyunca Sadaka-i Cariye kurumuna hizmet etti…

Hülasa, kitaplarıyla, TV ve radyo programlarıyla ve doğruyu gösterici üslubuyla, sevilen, sayılan bir insandı o… Bizler ondan razı olduk, inşallah rabbim de razı olsun.

Merhumun “Osmanlı’nın büyüme sırları” adlı eserinden küçük bir alıntı yaparak, dikkatlerinize sunmak istiyorum.  

“Tarihteki insanımız insana saygılıydı, çünkü insan olmanın ne anlama geldiğini biliyordu. Birbirimizin hakkını hukukunu bu anlayış içinde gözetiyor, bizimle aynı dini, aynı inancı, aynı milliyeti, aynı siyaseti, aynı kıyafeti paylaşmayanlara karşı, yine bu anlayış içinde müsamahakâr olabiliyorduk. Çünkü kul olduğumuzu biliyorduk. Bizi efendilik makamına yücelten işte bu kulluk şuuruydu.”

Ne diyelim? Artık kitap fuarlarında yanına gidip selamlaşarak, “Hocam sizin eserlerinizin yanında bunların……” diyerek kitaplarımızı sunacağımız bir Yavuz Bahadıroğlu hocamız yok. Ama herzaman hatırlayacağımız ve hatırladığımızda dualarda bulunacağımız bir hocamız hep olacak.

Mekânın cennet olsun inşallah, kıymetli hocam!

Selam, saygı ve muhabbetlerimle…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.