islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,3990
EURO
53,3011
ALTIN
6.812,59
BIST
14.783,75
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Hafif Yağmurlu
22°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
23°C

YAZI, SUMUD, UMUT    

YAZI, SUMUD, UMUT    
19/09/2025 09:00
A+
A-

Tuşlarla parmaklarının insafına bırakmıştı yazının seyrini. Onlara müdahale etmeyi düşünmedi önce. İşte parmakları ‘t’ tuşuna bastı ve başladı bu haftanın serüvenine. Yazı, bir kurgu içerisinde olmalı diye düşünürken o kendi mecrasını bulmuş, akıyordu. Kontrolün kendinde olmadığı hissini tüm boyutlarıyla yaşıyordu. Bak, şimdi de parmakları ‘b’ tuşuna bastı ve yeni bir cümleyi yazının girişine bıraktı.

Bismillah. ‘Allah’ın adıyla.’  Bu güçlü, kudretli, ilahi kelime yazılır yazılmaz kendine geldi. Yazması gerekenleri kendisi kontrol etmeli, yazıyı istediği şekle getirmeliydi. Tuşlara ve parmaklarına şöyle bir baktı. Onun adı anılmadan başlanan işten hayır gelmez, bunu biliyor olmanız beni sevindirdi; diyerek onları övdü. Geri çekildiler. Kendilerini kilitlemeyi denediler. Adamın yazıyı bile isteye tamamlamasının daha doğru olacağının bilinciyle kendilerini ona bıraktılar şimdi. Onun komutlarını yerine getireceklerdi artık. O da bu bilinçle yeniden yazdı o güzel, etkili ve kutsi kelimeyi.

Bismillah. İşte başlıyordu. Başını ellerinin arasına aldı, bir süre öyle kaldı, sonra parmaklarını açtı, ellerini alnından aşağı yavaş yavaş kaydırdı. Zihnindeki bütün kelimeleri bir araya toplamak ister gibiydi. Yüzünün önünde ellerini birleştirdi, dua eder gibi duran avuçlarına baktı. O güzel kelimeyi avuçlarına doğru okuyup ellerini tekrar yüzüne götürdü. Yine O’nun adını anarak başlıyordu yeni bir yazıya.

Günler, haftalar hatta aylardır konuşulan uluslararası yardım filosu nihayet yola çıkmıştı. Bu yardım filosunun bu kadar gecikmesine bir türlü anlam veremiyordu. Lakin bildiği bir şey vardı. Adı İslâm ülkesi olarak bilinen    devletlerde halk, yardım etmeyi ve oraya ulaşmayı çok istemelerine rağmen gerek yöneticilerin korkaklığı ve gerekse onların sığındıkları uluslararası konjonktür adı verilen baş belası tabir nedeniyle istediklerini yapamıyorlardı. Aynı yöneticilerin ısrarla katillerle ticaret yapmaları, halkın içindeki öfkenin büyümesine neden olsa da elleri kolları bağlı bekliyorlardı. İşte bu hal içre, içlene öfkelene kardeşlerinin katledilmelerini, açlıktan ölmelerini haberlerden izleyip kahrolurlarken uluslararası yardım filosunun haberleri önce sosyal medyada sonra televizyon kanallarında görülmeye başladı.  Tarih, güneşin batıdan doğuşuna tanıklık ediyor. Avrupa ülkelerinin birçoğunda durmaksızın etkili eylemler yapılıyor, o ülkelerin halkları mazlumların yanında olduklarını her fırsatta dile getiriyorlar. Belki de gemileri yakan Tarık bin Ziyad ve arkadaşlarının asırlar öncesinden attıkları tohumlardan yepyeni filizler yeşeriyor şimdi. Ya da hakikatin kimsenin tekelinde olmadığı gerçeği gün yüzüne çıkıyordu.

Kör, sağır ve dilsiz yöneticilere inat, batıdan yükselen bu hakikat güneşinin çığlığının sağırlara, ışığının körlere ve mesajının dilsizlere de ulaşacak kadar güçlü olduğuna inanıyordu artık.                                                              

Yukarıdaki satırları yazarken filonun isminin ‘sumud’ oluşu dikkatini çekmişti. Toplumsal olaylarda aktif rol üstlenenlerin zaman zaman kullandıkları kavramların ne kadar can alıcı ve yerinde olduğuna bir kez daha şahit oluyordu. Daha önce duyduğu intifada sözcüğü de aynı etkiyi uyandırmıştı onda. Taş çocuklarının başlattığı intifada, katillerin korku dolu zamanlar geçirmelerini sağlamıştı.  Şimdi sumud filosu, katilleri rahatsız ederken mazlumlara umut ışığı olmuştu.

Kelimeyi duyar duymaz sözlüğe başvurmuştu. İlk kez duyuyordu lakin bir çağrışım da vardı. Sözlükler önce ‘şiddet içermeyen sivil itaatsizlik’ anlamını öne çıkarmıştı. Sonra ‘azim ve kararlılık’ anlamları dolaşmaya başladı. Yani azim ve kararlılıkla devam eden sivil itaatsizlik olarak toparlamak mümkündü kelimenin anlamını.

Sumud filosu ile ilgili olarak şunları hemen yazıya geçirdi: Onlarca ülkenin vicdan sahibi insanlarının çağdaş bir Hılful Fudûl hareketi olarak başlattıkları bu muazzam çalışma, tekne ve gemilerle yola çıkma bahtiyarlığına erişenlerin dışında milyonlarca yüreği de etkilemiş, onların da filoya destek vermelerini sağlamıştır. Hareketi başlatanlara ve sürdürenlere şükran borcu ödenmez. Filo; fiziki hedefine ulaşabilecek mi, bunu önümüzdeki gülerde hep birlikte göreceğiz. Lakin manevi hedefine çoktan ulaştığını söylemek mümkündür.

Oradan gelen haberler, görüntüler ve yorumlar ona bunları yazdırmıştı. Sağ elini kalbinin üstüne götürerek Sumud filosuna katılanlara muhabbetlerini gönülden dile getirdi. Onların başarılı olmaları için dua etti. “Allah’ın ve sizin düşmanlarınızı ve onların gerisinde olup sizin bilmediğiniz ama Allah’ın bildiklerini korkutup caydırmak üzere onlara karşı elinizden geldiği kadar güç ve savaş atları hazırlayın. Allah yolunda harcadığınız her şeyin karşılığı, zerrece haksızlığa uğratılmadan size tastamam ödenecektir.” Enfal suresindeki bu ayet, filoya katılanlar ve onları destekleyenlerin umudunu arttırdı.

Parmaklarına ve tuşlara bir kez daha baktı. Kalbi, zihni ve bedeniyle kullandığı araçların aynı duyguda olmalarına sevindi. Laftan öte destek olmayanlara, boykotta ısrarcı olmayanlara, zalim ve katillerle ticareti kesmeyenlere kızgınlığı bir kat daha artmıştı. Her şeye rağmen umut kesmediği bir güç vardı. ‘Mazlumun Allah’ı var’ diyerek kalbine bir rahatlama gelmesini sağladı. Sonra her zaman yaptığı gibi şiirin gücüne inanarak Abdurrahim Karakoç’un şu dizelerini yazının sonuna yerleştirdi:

Fil çoğalsın… / Ebabilden umut kesilmez! / Firavun azsa da / Nil’den umut kesilmez! / Zalimler ölmüyor diye ye’se kapılma / Sabret hele… / Azrail’den umut kesilmez! ‘       

Kalbi, parmakları ve tuşlar güç birliği yaparak yazıyı sonlandırdılar.                                   Elhamdulillah…

EYYUP YÜKSEL           

İSLAMİ HABER “MİRAT”  -YOUTUBE- 

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ                 

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar
  1. Mehmet Öncü dedi ki:

    Duygu temennilerizin yeşermesi (s)umud uyla degerli eyup hocam.