
Nehy-i anil-münker içerir:
Müslümanlar için izzet ve şeref, belli bir dünyevi itibara göre değil, Allah’ın belirlediği hudutlar çerçevesinde kazanılır. Bu sebepten izzet ve şerefin aranacağı mercii ilahi irade tarafından tayin edilmiş, aranacak adres açık olarak gösterilmiştir.
Kâfirlerin, tagutların, zalimlerin, katillerin, soykırımcı canilerin yanında izzet ve şeref aranmaz. Zira bu karakterdekiler Allah’a, Allah’ın dinine, O’nun peygamberine ve peygamberine tabii olan ümmete düşmandır. Allah’a, Allah’ın dinine ve müminlere düşman olanların yanında ise, izzet değil, zillet ve acizlik vardır. Bu sebepten Allah kullarını defalarca, “Kâfirleri dost edinmeyin, kim onları dost edinirse, o da onlardan olur” diyerek uyarmış ve “İzzetin tamamı Allah’a aittir” diyerek meseleyi kesin olarak noktalamıştır.
Müslümanları gözlerimizin önünde satırdan geçiren, çoluk çocuk, kadın erkek, genç yaşlı demeden katleden, yerlerinden yurtlarından sürenlerin yanında güç kuvvet, izzet şeref aranmaz. Bu katillerle samimi pozlar verilemez. Zira bunlar çağın Firavunlarıdır ki, bunlar Firavundan daha zalimdir.
“Ben Müslümanlardanım” deyip de kendisine dosdoğru yol ayan beyan açık olduktan sonra, Allah, peygamber ve müminlerle yollarını ayırıp, başka yollara sapanlar, kendi tercihleriyle baş başa kalacaktır ve sonu ebedi hüsran olacaktır. Hangi gerekçe ile olursa olsun, Müslümanların safını terk ederek zalimlerin safında yer almak, hele ki zalimlerin, eli kanlı katilleri iltifatına mazhar olmak, dünya ve ahirette zilleti olarak kâfidir.
Zalimlerin yanında izzet ve şeref arayanlar, Mahkeme-i Kübra’da kendilerini savunacak hiçbir söz bulamayacaktır. Zira kendilerine hak ve hakikat bütün açıklığıyla beyan edilmiştir. Bu beyana rağmen onlar, Allah’ın iradesine ve emrine karşı gelmiştir. Zalimlerin safında bilerek ve isteyerek yer almıştır.
Bir zalimden, elinde masum kanı olan katilden, taguttan nefret etmek, onunla hem hal olmaktan vaz geçmek için, daha ne olmalıdır? Nasıl bir şey olmalı ki, insan “sizlerden beriyim, sizlerden uzağım” diyebilmelidir?
BM yetkililerinden birinin açıkladığına göre, 680 bin insanın öldürüldüğünden, katledildiğinden bahsediliyor. Ve bunu yapan ise çağın küresel zalimi, hak yiyicisi, sömürgeci abd. Böyle bir zalimle muhabbet, sarmaş dolaş olmak, itibar kazandığını zannetmek, nasıl bir yanılgıdır? Yoksa bilinçli bir tercih midir?
Zalimlerin iltifatına mazhar olmak, nasıl bir izzet arayışıdır? Bir Müslüman katili, Müslümanım (!) diyen birinin sırtını neden sıvazlar, ona neden iltifatlar, methiyeler dizer? Ve bu Müslümanım (!) diyen, kardeşleri katledilirken, neden bu iltifatlardan rahatsız olmaz da, gurur duyar?
Biz tagut, bir Müslümana iltifat ederse, o Müslümanın, “acaba bende ne gibi bir zaaf gördü de, bana böyle iltifat ediyor” diye düşünmesi gerekmez mi? İslam düşmanı, siyonist uşağı eli kanlı bir katille nasıl fevkaladenin fevkinde bir görüşme gerçekleşebilir? Ve bırakın Müslümanları, yeryüzü insanlığına böyle bir zalimin nasıl bir faydası dokunabilir?
Müslümanlar, celladına aşık olmayı bırakmalı, zalimlerin yanında izzet ve şeref aramaktan vaz geçmelidir. Zira izzet ve şeref ancak Allah’ın, peygamberinin ve müminlerin yanındadır.
YAKUP DÖĞER
İSLAMİ HABER “MİRAT” -YOUTUBE-
YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ