
Zinânın Nevileri/Türleri
Zinâ, zinâ olmak itibariyle aynı ise de kendi içinde manevî ağırlık şiddetine göre sıralanmaktadır. En ağır zinâ nevinden başlayarak, hadîsler ışığında zinâyı şöylece sıralayabiliriz:
a‐ Mahremlerle Yapılan Zinâ Kendileriyle ebediyen evlenilemeyecek olan ana, kızkardeş, kayın valide, hala ve süt teyze gibi mahremlerle yapılan zinâ; ensest ilişki sorumluluğu ve azabı en ağır olan zinâdır.
Allah’ın Resûlü şöyle buyurur:
“(Helâl/yapılabilir görerek) mahremleri ile zinâ eden kişi Cennet’e giremez.”[1]
Allah’ın Resûlü’nün açıklamasına göre mahremlerle zinâ, ferd ve toplum olarak İslâm şahsiyetinden bütünüyle soyutlanmanın göstergesidir.
Bu azîm zinâ nevinin İslâm ümmeti içinde de yaşanacak bir belâ olacağını Allah’ın Resûlü şöylece bildirmişdir:
“Bir çift ayakkabının bir tekinin diğer tekine eşitliği gibi, İsrailoğullarını kuşatan îman ve ahlâk za’fının tıpa tıp benzeri, bana inananları da kuşatacaktır. Öylesine kuşatacaktır ki; onlardan bir fert açıktan anasıyla zinâ yapacak olsa, ümmetimden bu işi yapacak bir kişi ortaya çıkacaktır.”[2]
b‐ Komşu ile Yapılan Zinâ
Mahremlerle yapılan zinâya nazaran ikinci derecede değerlendirebileceğimiz zinâ türü de komşularla yapılan zinâdır.
Hz. Mikdad İbn‐ü Esved (r.a) anlatıyor.
Allah’ın Resûlü sahâbîlerine sordu:
‐ Zinâ hakkında ne dersiniz?
‐ Ya Resûlallah! Zinâ, Allah’ın ve Peygamberi’nin haram kıldığı ve Kıyâmet Günü’ne kadar da haram olarak kalacak olan bir günah fiildir.
‐ İyice bilmenizi isterim. Kişinin komşusunun (veya ortağının) hanımı ile zinâ etmesi, onun için on kadınla zinâ etmesinden daha büyük bir günahtır. (Daha büyük bir azâb sebebidir.)[3]
c‐ Savaşa Çıkan Mücâhidlerin Kadınlarıyla Zinâ
Bu da pek şiddetli ve ağır mesuliyetli bir zinâdır. İkinci derecede zinâ olarak da değerlendirilebilecek olan bu tür zinâ ile ilgili olarak Allah’ın Resûlü pek çok uyarıda bulunmuştur.
Sakındırıcı vasıftaki hadîslerinde O, şöyle buyuruyor:
[“Aman savaşan mü’minlerin eşlerinden uzak durun.”
“(İslâm Dîni’nin yücelttiği amaçlar uğruna) savaşan mü’minlerin eşleri, savaşa çıkmayıp geride kalmış bulunan mü’min erkeklere anneleri gibi haramdır.
Bu sebeble savaşan mü’minlerden birinin ailesiyle ilgilenmeyi üzerine alan ve ihânet ederek ilgiyi cinsel ilişkiye dönüştüren, geride kalmışlardan her bir kişi, Kıyâmet Günü’nde mutlaka ırzını çiğnediği kişinin önünde durdurulur.
O da güveni sömüren bu zinâcının amellerinin sevâblarından istediği kadar alır.
Ey mü’minler! Ne zan ediyorsunuz? Siz bir savaşçının ırzını çiğnemeyi sıradan bir cinsel ilişki mi sanıyorsunuz?][4]
d‐ Bir Arada Topluca Yapılan Zinâ
Sorumluluğu ve azabı pek ağır olan bir zinâ türü de bir arada topluca yapılan zinâdır.
Kişinin değil başkalarının yanında ve gözleri önünde eşi ile ilişkide bulunması, eşi ile ilişkisini anlatmasının bile haram olduğu düşünülürse, bir arada topluca zinânın ne derece ağır, büyük bir haram olduğu kavranılabilir.
Kaldı ki Kur’ân, Lût Peygamberin toplumunda eşcinselliğin bir arada yapıldığına işaretle, bu tür ilişkilerin çirkinliği vurgulamaktadır. (Ankebût 29)
e‐ Evlilerin‐Yaşlıların Zinâsı
Allah’ın Resûlü doğuracağı sorumluluğun farklı olacağı bir zinâ nevinin de evlilerin ve de yaşlıların zinâsının olacağını şu hâdisleriyle bildirmiştir.
“Üç sınıf insan vardır ki Allah Kıyâmet Günü’nde onları zatına muhâtap tutup konuşmaz. Onlara rahmet nazarıyla bakmaz. Onları günahlarından arındırmaz. Onlar için elem verici bir azab da vardır. Bunlar kibirli fakirler, sık sık yalan söyleyen idareciler ve evli‐yaşlı zinâcılardır.”[5]
f‐ Birliktelik Yoluyla İşlenen Zinâ
Diğerlerinden farklı bir zinâ türü de Kur’ân’ın dost/metres edinme dediği, erkeğin ve kadının nikâhsız olarak tek eşle yaptığı ve sürdürdüğü ilişkidir. Birliktelik de denilen bu ilişkiye Kur’an’da (Nisa 24, 25; Mâide 5) bir zinâ şekli olarak işaret buyrulmaktadır.
g‐ Bekârların Zinâsı
Bekârların bekârla olan ilişkisi, zinâ ve haram ise de diğer zinâ türlerine kıyasla sorumluluğu en az olan zinâdır.
h‐ Tecavüz Edilerek Yapılan Zinâ
Yukarıda yedi madde halinde açıklanan zinâ türleri karşılıklı rızaya dayanan zinâlardır. Bir de erkeğin kadına zor kullanarak yaptığı tecavüz nitelikli zinâ vardır ki, bu nevi zinâ, zinâ günahı ve cezası yanısıra tecavüz günahı ve cezasını da içerir.
Zinânın azabı
Bütün ilâhî haramlar gibi zinâ haramı da âhiret azâbına uğratacak bir günahdır. Üstelik onun dünyada yüz celde/sopa olarak uygulanacak ağır bir hukûkî cezası da vardır.
İtiraf, hâmilelik veya gözlemle sabit olacak zinâ işlemine verilecek cezayı özel bölümünde inceleyeceğimiz için, burada uğratacağı ilâhî azâbı bildiren hadîsler sunacağız.
Yüce Allah, zinâcıları Cehennem azâbına uğratacağını yukarıda tercümesini sunduğumuz Furkan Sûresi’nin altmışsekizinci âyetinde bildiriyor.
‐ Salât ve selâm üzerine olsun‐ Allah’ın Resûlü Hz. Muhammed de zinânın uğratacağı azâbı şöyle açıklıyor:
“Cibrîl ve Mikâil beni Mukaddes Arz’a yükselttiler ve bana ‘yürü’ dediler. Yürüdük. Ateş fırınları gibi ağzı dar, fakat altı geniş bir yere geldik. İçinde çırılçıplak kadınlar ve erkekler vardı. Dipten ateşlenen bu fırında, alevler alttan gelerek içindekileri yaklaşıp sardıkça onlar dışarıya fırlayacak gibi yükseliyorlar, lavlar çekildikçe dibe yuvarlanıyorlardı. Sorduğumda bana bunların zinâcı erkekler ve kadınlar olduğunu söylediler.”[6]
[“…Allah’ın zinâcılara öfkesi pek şiddetlidir.”
“Yedi kat gökler ve yedi tabaka yerler evli‐yaşlı zinâcıya la’net ederler. Zinâcıların cinsel organlarından yayılacak pis koku Cehennemliklere bile ızdırap verecektir.”][7]
Zinâya yol açıcı işlemler de haram kılınmıştır
Dünya ve âhiret hayatını olumsuz yönde etkileyecek ve Kur’ân hükmü olarak namuslu insanlarla evliliği engelleyecek pek büyük bir suç ve günah olduğu içindir ki İslâm zinâyı yasaklamakla kalmamış, zinâyı engelleyecek bütün tedbirleri de almıştır. (Nûr 3)
Evet zinâyı engellemek için İslâm Dîni;
a‐ Şehvetle bakışmayı, çıplaklığı, kadın erkek birlikteliğini, kadın için yalnız başına uzunca yolculuğa çıkmayı, alkollü içkileri ve şehveti tahrik edici mûsikiyi yasaklamıştır.
b‐ Kadının babası veya kocası ya da kardeşleri tarafından bakılmasını mecburîleştirmiş, böylece zinâya açılan fakirlik yolunu tıkamıştır.
c‐ Boşanmayı kolaylaştımış, sınırlı çok evliliği onaylamıştır. d‐ İslâm Dîni, zinâyı örgütleyip organize etmeyi veya ona aracılık yapmayı yasaklamıştır. Zine kazancını da haram kılmıştır. Kadın erkek ayırımı yapmaksızın zinâcıları cezalandırmıştır.
Gerçek Müslüman zinâcı olamaz
Yapılan bu özet açıklamalar bile İslâm Dîni’nde zinâ üzerinde ne derece ciddiyetle durulduğunu göstermektedir.
Allah’ın ve Peygamberi’nin üzerinde böylesine durduğu bu ilâhi yasağı çiğneyerek zinâcı olmaya kalkışmak, pek tabîidir ki ciddi mü’minin yapacağı iş olamaz. Olamayacağı içindir ki Allah’ın Resûlü şöyle buyurmuştur:
[“Zinâ yapan kişi gerçek mü’min olarak zinâ yapamaz…”
“Kişi zinâ ettiği zaman îmanı ondan ayrılır. Başının üzerindeki bir gölgelik gibi olur. Bu haram işi bitirince îmanı ona döner”][7]
Zinâdan da tövbe edilebilir
Böylesine îmanı sarsıcı olmakla birlikte hangi türü yapılmış olursa olsun, ölüm komasına girmeden yürekten yapılan her bir tövbe gibi
zinâdan ötürü yapılacak tövbe de kabul edilir. Kur’ân’da pek çok âyet, tövbelerin kabul olunacağını, işlenen günahların silineceğini müjdelemektedir. Örneğin Şûra sûresinin 25. âyetinde şöyle buyrulur:
“Allah kullarının tövbelerini kabul eder. Onların günahlarını bağışlar ve sizin bütün yaptıklarınızı da bilir.”
Sınrsız bağışlayıcı olan Yüce Allah, zinânın uğratabileceği Cehennem azabına değinen yukarıda anlamlarını sunduğumuz Furkan sûresinin 68‐69. âyetlerinden sonra 70. âyetinde daha büyük bir müjde vererek şöyle buyurmaktadır:
“Kendilerini Cehennem’e götürücü Allaha ortak koşmak, insan öldürmek ve zinâ yapmak günahlarından tövbe eden, bu yasaklara îmanını pekiştiren ve İslâmî çizgide güzel işler yapanların günahlarını Allah sevaplara dönüştürecektir. Çünkü Allah çok çok affedici ve pek çok merhamet edicidir.”
Zinâdan korunma Cennet’e de götürür
Kitabımızın “Cinse Hayat İbâdet Hayatının Bir Bölümüdür” kısmında örneklendirilerek açıklandığı üzere zinâdan korunma iradesi, duâların kabulüne, Allah’ın güvencesine ermeye ve Cennetlerin en büyüğü olan Firdes’e girmeye vesîle amellerden biridir. Mü’minûn sûresinin ilk âyetleri de bu geçeği şöylece beyan etmektedir:
“Namazlarını iç huzuru ile kılan, dünya ve âhiret hayatına faydasız boş söz ve işlerden kaçınan, zekât verici güce ulaşmak için çalışan, kendilerine verilen görevleri ve verdikleri sözleri yerine getiren, namazlarını devamlı olarak eda eden ve cinsel organlarını koruyup zinâdan korunan, yalnızca hür eşleri veya malik oldukları (nikâhlı esir eşleri) ile yalnızca üreme organından cinsel ilişkiye giren, bu ilişkileri sebebiyle de kınanmayacak olan ‐fakat sadece zinâ ve eşcinsellik türü haram ilişkilere girmeleri sebebiyle haddi aşmış görülecek olan‐ gerçek mü’minlerdir. Onlar kurtuluşa ermişlerdir. İşte onlar Firdevs Cenneti’ne varis olacak ve orada sürekli kalacak olanlardır.”[8]
(Devam Edecek)
ALİ RIZA DEMİRCAN
DİP NOTLAR
[1] M. Zevâid 6/269
[2] İbni Kesîr Furkân 68, Feyzül Kadir Hn. 7532
[3] İ. Kesîr Furkan 68
[4] Sırasıyla bak. M. Zevâid 4/329, 6/258, M. S. Müslîm Hn. 1094, Ebû Davud Cihâd 12
[5] Müslim Îman 172, Tirmizî Cennet 25. Hadîste geçen “Şeyh”kelimesi yaşlı mânasına geldiği gibi, evli mânasına da gelmektedir.
[6] Buharî Cenaiz 93. Hadîsin zinâ ile ilgi bölümü alınmştır.
[7] Sırasıyla bak. Kurtûbî, Nûr 2, M. Zevâid 6/254.
[7] Tirmizî Îman 11 (Hn. 2627); Ebu Davud Hn. 4290; Buhârî Hudûd 1
8] Mü’minûn 1‐11.