All for Joomla The Word of Web Design

Haklara Tecavüz Cehennem’e Atılmaktır III

Sevgili kardeşlerim; Şahıslara ve kamuya ait taşınır, taşınmaz mallara tecavüze ve tecavüzün uğratacağı sorumluluk ve azaba örnekler verdik. Bir de şu hepimizin içine düştüğü için Rabbimize sığınmak konumunda olduğumuz gıybetten de bir misal verelim. Bunu da size aziz Peygamberimizin Veda Haccı’ndan bir hatıra ile nakledelim. Hatıra derken bana ait değil. Peygamberimiz ve Sahabilerine ilişkin bir hatırayı nakledeceğim.

Veda Hacc’larında Müslümanlar aziz Peygamberimizi görmek için birbirleriyle yarışıyorlardı. Bayramın birinci günü Mina’da sevgili Peygamberimizin çevresini kuşatırlar. Her biri diğerine Peygamberimizi ‘Güleç yüzlü Peygamber’ diyetanıtırlar.

 Bir kişi Ya Rasulallah ben hac görevlerine ilişkin sıralamayı bilmediğim için önce tavaf yaptım, sonradan gidip kurbanımı kestim, der. Peygamberimiz ona, ‘bir sakıncası yok, böyle de yapılabilir’ açıklamasını yapar. Bir diğer kişi de gelir o da Ya Rasulellah ben önce Say yaptım sonra gittim tavaf ettim, der. Peygamberimiz bu minval üzere hac görevlerine ilişkin sıralamada yanlış yapanların her birine ‘sakınca yok böyle de yapılabilir,’ şeklinde beyanda bulunduktan sonra şu açıklamayı yapar:

  • Hac vazifeleri sıra gözetilmeksizin de yapılabilir bir sakınca yok. Ama kişi ve hac ibadeti için sakıncalı olan bir eylem vardır, O da Müslümanın arkasından gıybetini yaparak onun şahsiyetini yaralayıcı ve aşağılayıcı sözler söyleyen kişinin yaptığıdır. Sakıncalı olan budur.

Aziz kardeşlerim; pek çoğumuzun gereğince önemsemediği bu gıybet belasından korunabilmemiz için hem Rabbimize dua edelim, hem de birbirilerimizi uyaralım, Çünkü gıybet önemli bir kul hakkıdır.

Peygamberimiz; İsra ve Miraç gecesinde kendisine kabir azabına uğrayacaklardan kesitler gösterildiğini ve bazı insanların madeni olan tırnaklarıyla yüzlerini ve göğüslerini tırmıklayarak yaraladıklarını görür ve refakatinde ki vahiy meleği Cibrile bunlarını kimler olduğunu sorduğunda şu cevabı alır:

  • Bunlar insanların gıybetlerini yapanlardır.

Kişisel ve toplumsal hakları çiğneme zulümdür. Peygamberin dilinde zulüm de üç çeşittir. O şöyle buyurur;

 “Zulüm üç çeşittir. Bunlardan birincisi Allah’ın bağışlamayacağı türden zulümdür. Bu zulüm (Allah’a inanıldığı halde yaratıcılığı, yaşatıcılığı, rızıklandırıcılığı ve yasa koyuculuğunda) O’na ortak koşmak; eş tanımaktır.

 İkinci tür zulüm Allah’ın bağışlayacağı zulümdür. (O’da namaz kılmamak, oruç tutmamak gibi Rabbimize yönelik günahlarımız, nefislerimiz aleyhine yaptığımız zulümlerdir.O

 Üçüncü bir tür zulüm vardır ki o da insanların fert ve toplum haklarına yaptığı türden zulümdür ki bu zulüm türleri haklar tazmin edilip helâllik alınmadıkça Rabbimiz tarafından bağışlanmayacak olan zulüm türüdür.”

Sevgili kardeşlerim; fert ve toplum haklarına tecavüzün doğuracağı manevi karanlıklar ve azaplar dehşet verici olduğu içindir ki Peygamberimiz bütün hayatı boyunca ve ahirete irtihali öncesinde bu konu üzerinde odaklanmış ve sahabilerini toplayarak şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar, bana karşı şikâyetleriniz olabilir. Eğer birinizin sırtına vurduysam, işte sırtım, vurabilir. Şayet birinizi yermiş veya şerefine dokunmuşsam burada aranızdayım. Aynısıyla karşılık verin. Eğer birinin malını almışsam işte malım, isteyip alsın. Benden bir itiraz gelecek diye çekinmesin. Zira itiraz âdetim değildir. Gerçekten benim yanımda sizin en değerleriniz varsa haklarını helal edenleriniz, yoksa haklarını isteyenlerinizdir. Böylece ben de haklardan arınmış olarak Rabbimiz huzuruna çıkabileceğim.”

Aziz kardeşlerim; Peygamberimiz fiilen örnek oluyorlar ve biz müminleri de ‘aman ha aman’ diyerek uyarıyorlardı. Uyarılarından birinde şöyle buyururlar:

Her kim bir kişinin şahsiyetine dil uzatmış, malını almış veya bir hakkını zimmetine geçirmişse, altın ve gümüş bulunmayan sorgulama günü gelmeden o hakkın sahibiyle helâlleşsin. Zira hak yiyen kişinin iyi ameli varsa alınarak hak sahibine verilir, iyi ameli yoksa ha sahibinin günahlarından alınarak ona yüklenir.”

Ve aziz Peygamberimizin nakledeceğimiz şu uyarıları ise çok daha calibi dikkattir ve manidardır:

“Kimin yanında ödenmesi gereken bir hak varsa ödesin. Dünyada kınanır ve aşağılanır olmak, ahirette zillete ve azaba uğramaktan iyidir.”

Sevgili kardeşlerim; Âhiret hayatımızda namazlarımız, oruçlarımız, zekâtlarımız, söze ve sözleşmelerimize bağlılığımız ve benzeri diğer amellerimizin karşılığını göreceğiz. Ama yukarıda örneklerini verdiğimiz fert ve toplum haklarına tecavüzlerimiz sebebiyle bu sevap birikimlerimizi yitirebilir, hak sahiplerinin günahlarını yüklenebiliriz. Bir diğer anlatımla Cennet’e hak azanmış iken Cehenneme yuvarlanabiliriz.

Bir uyarı daha yapalım o da günahları bağışlatacağı müjdelenen şehitlik dahi fert ve toplum haklarına tecavüz günahlarına kefaret olmaz. Peygamberimiz şöyle buyuruyor:

 “Allah şehidin bütün günahlarını bağışlar ama ödenmemiş borç müstesna.”

Sevgili kardeşlerim; bugün zengin olan yarın fakir düşebilir. Bugün güçlü olan yarın gücünü yitirebilir. Haklarını çiğnediğimiz insanlardan hak helâlliği alalım.. Fert ve toplum haklarına tecavüz, bizim ahiret hayatımızı karartacak olan günahlarımızdır.

Âhiret penceresinden bakıldığında bir gün veya yarım gün gibi ya da kuşluk ve akşam vakti gibi görülecek olan bu dünya hayatının geçici mutluluğu için haklarına tecavüz etmeye değer mi? Varislerimizin dünyası için, geçici dünya hayatımız için ahiretimize kıymaya değer mi?

Aziz kardeşlerim bugün kendileri için ahiret hayatımızı tehlikeye attığımız varislerimiz kıyamet gününün sorgulaması başladığında bizden kaçışacaklar. Bakınız Abese suresinde Rabbimiz ne buyuruyor:

 “Kıyamet gününün o dehşete düşürücü korkunç sesleri kulakları sağır ettiğinde, o gün kişi kardeşinden, anasından babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacak ondan kaçacak.”

 Neden kaçacak ? Çünkü bu fert ve toplum haklarından ötürü herkesin yeter bir derdi olacak. Sakın ha fert ve toplum haklarının bizim ödemelerimiz ve hak helalliklerimiz olmadan giderileceğini sanmayınız. Sözü Mümin suresinin 17. ve 18. ayetleriyle bitirelim:

“O büyük sorgulama gününde herkesin yaptığının karşılığı verilecek. Bu gün kimseye haksızlık yapılmayacak. Allah hesabı süratle görendir. Ey Peygamber, onları yüreklerin ağıza geleceği tasadan yutkunacakları o büyük sorgulama günü için uyar. O gün, fert ve toplum haklarına mütecaviz olanların ne bir yakın dostu olacak, ne de aracılığı geçerli şefaatçileri.

Hepinize Allah’ı yüceltme ve canlıların haklarına saygı dolu ömürler niyaz ediyorum aziz kardeşlerim.

Ali Rıza DEMİRCAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir