islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,1851
EURO
52,9418
ALTIN
6.741,71
BIST
14.351,74
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
16°C
İstanbul
16°C
Az Bulutlu
Cuma Hafif Yağmurlu
11°C
Cumartesi Çok Bulutlu
14°C
Pazar Hafif Yağmurlu
13°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
15°C

TECELLÎDE BOŞLUK/ARA YOKTUR

TECELLÎDE BOŞLUK/ARA YOKTUR
01/08/2025 09:10
A+
A-

Bakara/255. âyeti, oluşun sürecini/işleyişini “Allah, Hû, Hûve, Hayy, Kayyum” seyri/akışı ile bize gösterdikten sonra şimdi de bu sürecin tek faili olan Allah’ın önemli bir özelliğine vurgu yapmaktadır: “Ne uyuklama tutar O’nu, ne de uyku.[1] Âyette uyuklama olarak çevrilen “sinetun” kelimesi, uykunun başlangıcındaki ağırlıktır. Yâni insâna uyku öncesinde gelen rahatlık, gevşeme ve gaflet hâlini gösterir. “Nevm” ise bildiğimiz uykudur. Görüldüğü gibi bu iki durum da insâna özgü bir zorunluluktur ve bunlar “Alîm” ve “Habîr” olan Allah için söz konusu dahi olamaz. Öyleyse âyette geçen “Ne uyuklama tutar O’nu, ne de uyku” ifâdesinden klasik tefsirlerin yaptığı gibi Allah insân arasında uyku üzerinden bir karşılaştırma yapmak[2] veya buradan az uyumanın faydaları üzerine dini yorumlar çıkarmak konuyu belki de en alt düzeyde anlamak demektir.

Öyleyse, “bu âyeti nasıl anlamamız gerekir?” sorusunun cevabını Rahman/29. âyetinin ışığında aramalıyız. Bu âyette Allah bize kendisini tanıtırken “her an yeni bir şe’niyette/realitede/gerçeklikte” olduğunu söylemektedir. Anlaşılıyor ki; oluş/tecellî hiçbir kesintiye uğramadan devâm etmektedir yâni yaratılış bitmiş bir süreç değil, her ân sürmekte olan bir gerçekliktir. Bunun da Kur’ân’daki karşılığı “Halk-ı Cedîd” kavramıdır. Başka bir deyişle “sinetun ve lâ nevm” ifâdesi varlıktaki sürekli yaratılışın bir açıklamasıdır. Zaten bu, Allah’ın “Hayy” ve “Kayyum” oluşunun da bir sonucudur. Demek ki; Allah, kendisinin “bilinmezliğinden bilinebilirliğe” dönüşüm faaliyetini veyâ bu görünen âlemde Rubûbiyet’inin nasıl işlediğini bize bu âyetle göstermektedir.

Hakk’ın eşyayı varlığa büründürme süreci sonu olmaksızın kendi kendini yineler durur. Her ân ve ân-be-ân, bu aynı sürekli ve “yok-oluş ve yeniden-yaratılış” süreci tekrarlanır. Bu belirli ânda hem sonsuz sayıda nesne ve hem de sonsuz sayıda özellik, varlık kazanır ve hemen bunu izleyen ânda ise bunlar başka bir sonsuz sayıdaki nesne ve özellikle yer değiştirmek üzere yok olurlar. Buna göre iki farklı ânda aynı âlemi iki kere yaşamamız mümkün değildir. Bizim şu ânda yaşadığımız âlem bir dâimî seyelân/akış hâlinde bulunmakta, bir ândan bir âna değişip durmaktadır. Ama bu sürekli ve sonsuz değişim öylesine düzenli bir şekilde ve öylesine belirli kalıplara uygun olarak meydana gelmektedir ki bu olayın yüzeysel gözlemcileri olan bizler, etrafımızdaki âlemin hep aynı ve tek âlem olduğunu hayâl eder dururuz. İşte âlemin bu ân-be-ân değişimi “Halk-ı Cedîd” yâni “yeniden yaratılış” olarak adlandırılmaktadır. Buradaki “Yeni” kelimesi, “ebediyyen yeni” ya da “ân-be-ân yenilenen” anlamındadır. Kısacası “yeni yaratılış”; ebediyyen yeni, yaratılış fiilinin sonsuza dek uzayıp giden süreci demektir.

Yeni yaratılış”ın bir sonucu olarak biz daima birbirine benzeyen sûretlerle karşı karşıya kalırız ama benzer herhangi iki sûretten biri diğerinin aynısı değildir. Eşyâya/varlığa/oluşa bu gözle bakan kimseler, bu kesretin İlâhî Esmâ’nın tecellîlerinden ileri geldiğini ve bunların hakîkatleri ne kadar farklı ve ne kadar çok ise de asıllarının tek bir Hakîkat’tan neşet etmiş olduklarını bilirler. Aynı zamanda, her şeyin “ebediyyen yeni yaratılış”ın kapsamında olması keyfiyeti Hakk’ın “mümkün” sonsuz eşyâda, esâsen, Kendi’ni izhâr ettiği anlamındadır. İşte “Ne uyuklama tutar O’nu, ne de uyku” âyeti, Allah’ın yaratılmışları kendi hâline bırakıp bir an için dahi olsa kendi Zâtî dünyasına çekilmediğinin bir açıklamasıdır.

Tecellîde/fiilde boşluk/ara olmamasının bir nebevî ahlâk olarak insâna nasıl yansıması gerektiğine İnşirah/7. âyette şöyle işâret edilmiştir: “O hâlde bir işi bitirince, hemen başka bir işe giriş, onunla uğraş.[3] Görülüyor ki; insân da kendi hayatını Allah’ın bir tecellîgâhı hâline getirerek eylemlerine hiç ara vermeden devâm etmelidir. Çünkü Allah, her ân bizimledir ve varoluşumuzun özünde O’nun hüviyyeti vardır. İşte insân bu gerçekliğin zinde idrâkinde olmalı ve bu noktada gaflet uykusuna/tembelliğine düşmemelidir. O ki varlık, olup bitmiş değil, olmakta olan bir oluşlar ve imkânlar serisidir. İnsân da bu oluşun içinde bize “şah damarımızdan daha yakın[4] olan Yaratıcı Kudret’in yapıp eden faaliyetine katılmalı, O’nun hüviyyeti ile bütünleşmelidir.

NECMETTİN ŞAHİNLER 

İSLAMİ HABER “MİRAT”  -YOUTUBE- 

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

 

 

[1] Bakara/255 “lâ te’huzuhu sinetun ve lâ nevm(nevmun)

[2] Antromorfolojik

[3] İnşirah/7  “Fe izâ feragte fensab.

[4] Kâf/16

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.