islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,0531
EURO
52,7782
ALTIN
6.624,78
BIST
14.369,12
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
17°C
İstanbul
17°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Çok Bulutlu
18°C
Perşembe Çok Bulutlu
16°C
Cuma Yağmurlu
11°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
14°C

MÜMİNLER GİBİ HZ. MUHAMMED DE KUR’ÂN’A İTAATLE YÜKÜMLÜYDÜ

MÜMİNLER GİBİ HZ. MUHAMMED DE KUR’ÂN’A İTAATLE YÜKÜMLÜYDÜ
07/02/2026 04:00
A+
A-

MÜMİNLER GİBİ HZ. MUHAMMED DE KUR’ÂN’A İTAATLE YÜKÜMLÜYDÜ 

Rabbimizin Peygamberimizi kendisine indirilen Kur’ân’a itaat ile yükümlü kıldığını gördük. Üstelik Peygamberimiz müminlere verilmiş Kuranî emirler ve yasaklarla da mükellef kılınmış, bu görevler ona yönelik emirlerle de pekiştirilmiştir. Mesela “ Oku, Rabbinin yoluna çağır, namaz kıl, savaş , sabırlı ol, akrabaya yardım et, dosdoğru ol, Allah’a güven, kâfirler ve münafıklara itaat etme, barışçı  ol, etkili konuş, cimri olma / ölçüsüz harcama, yetimi horlama, isteyen  ihtiyaçlıya yüklenme… “ şeklindeki emirler bunlar arasındadır

KUL PEYGAMBERİ YARI İLAH GÖRMEK

Yukarıda sunulan Kur’âni bilgilere rağmen Kur’ân merkezli sözlü, filî ve takrirî Sünnet’i şirk olarak niteleyenlerle Hz. Peygamberi helâl ve haram koyucu  Rab görenler derin bir yanılgı içindeler ve yanıltıcı olmaktadırlar.

KUR’ÂN GİBİ KUR’ÂN’IN HİKMETİ İNZAL EDİLMİŞTİR

Meselenin özü şudur: Allah el-Kitab olan Kuran’ı Peygamberimize inzal ettiği gibi onun doğru anlamını içeren Kurân’ın Hikmetini de ona inzal etmiştir. Görelim:

“… (Ey Muhammed!) Allah sana el-Kitab’ı ve el-Kitab’ın Hikmet’ini inzal etmiş, sana bilmediğini de öğretmiştir…” (Nisa 113

“… Allah’ın âyetlerini hafife almayın! Allah’ın size olan nimetlerini, size öğüt vermek için size İnzal ettiği el Kitabı ve el-Kitab’ın Hikmeti’ni bilip hatırlayın ve Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun! İyi bilin ki Allah her şeyi bilir.” (Bakara 231)

(Hz. Muhammed’e Kur’an’ın Hikmet’i de İndirilmiştir

Allah, anlama çabası gösteren herkese Hikmet verir (el-Bakara 2/268). Ama Peygamberimize Kur’ân gibi Hikmet de inzal edilmiştir. Nisa sûresinde     وَاَنْزَلَ اللّٰهُ عَلَيْكَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَعَلَّمَكَ مَا لَمْ تَكُنْ تَعْلَم ifadesinde yer alan el-Hikmet sözcüğündeki elif lam takısı Arab dilindeki yaygın kural gereği “muzafun ileyh” olan el-Kitab yerine gelmiştir. Buna göre mâna şöyle olur:

“… (Ey Muhammed!) Allah sana el-Kitab’ı ve el-Kitab’ın Hikmet’ini inzal etmiş, bilmediğini de öğretmiştir…” (el-Nisa 4/113)

Hikmet’i başta damıtılmış köklü ve faydalı bilgi olmak üzere ne şekilde anlamlandırmış olursak olalım mâna “Allah sana el-Kitab’ı ve el-Kitab’ın saf/doğru bilgisini inzal etmiş/indirmiştir,” şeklinde olur. Üstelik Hikmet’in dışında Peygamberimize bilmedikleri de öğretilmiştir.

Bu sebeple Peygamberimizin Kuran temelli olup ona açıklık getiren ve uygulamada rehberlik oluşturan  doğru tespit edilmiş her sözlü, fiilî  ve takrirî Sünneti, kendisine inzal edilen Kur’ân Hikmeti ille alakalıdır.

Bu sebeple Onun Sünneti’ni Kur’ân dışında veya onunla çelişen bir kaynak gibi görüp şirkle nitelemek azîm hatadır.

Onun Sünneti’ni anlamamız gerektiği gibiinanç, ibâdet, eğitim, hukuk, yönetim, ekonomi vs. alanlarda kişisel ve toplumsal hayatı yönlendirici Kur’ân merkezli bağlayıcı nitelikli sözleri, davranışları, işleri ve onayları” şeklinde anlasak bile onu helâl ve haram kılıcı Resûl olarak görmek de büyük bir yanılgıdır.

HZ.PEYGAMBERİ YASA VÂZII RAB EDİNMEK ŞİRKTİR

Onu helâl ve haram kılıcı Rasûl olarak kabul etmek ise onu Rab edinmektir ki bu da Kur’ân dilinde Şirk’tir; Elçisini yasa koyuculukta  Allah’a ortak koşmaktır.

Bu gerçek, Tevbe 31 üzerinden Peygamberimiz tarafından açıklanmıştır. Önce âyeti okuyalım:

Yahudiler Allah’ı bırakıp hahamlarını, Hıristiyanlar ise rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i Rabler edindiler. Hâlbuki onlara yalnız bir tek ilah olan Allah‘ a ibadet etmeleri emredilmiştir. O’ndan başka yasa koyucu hiçbir ilah yoktur. O, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır/yücedir.”

Peygamberimizin huzurunda bu ayeti dinleyen  İsevî kökenli Adî b. Hâtim’in “ Yaresulelellah! Biz onları Rab edinmiyorduk ki” demesi üzerine kendisine Kur’ân’ın Hikmeti inzal edilmiş Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

  • Onlar istediklerini helâl, dilediklerini haram kılıyorlar ve de siz kabul etmiyor muydunuz? İşte bu kabul onları Rab (Bütün kaynak tefsirler.)

Kaldı ki  Peygamberlerin Rab edinilmesi doğrudan Kurân diliyle de haram kılınmıştır:

[ Hiçbir insanın Allah’ın kendisine Kitap, Hikmet ve Peygamberlik vermesinden sonra insanlara “Allah’ı bırakıp bana kul olun” demesi mümkün değildir. O ancak “Okuyup-okutmakta ve öğretmekte olduğunuz Kitab’a göre Rabbaniler (Rabbinize halis kullar) olunuz” deme görevindedir.

Kitap, Hikmet ve Peygamberlik verilen kişi Size melekleri ve peygamberleri Rabler edinmenizi de emretmez. Siz Müslümanlar olduktan sonra o size kâfirliği mi  emredecek?] (Al-i İmran 79-80)

RABLIK ŞİRKTİR

Açıkça görüldüğü gibi Peygamberin Rab edinilmesi Allah’a ortak koşmaktır.

Kuran-ı Kerimde Rabbimiz, peygamberimizi kendisine helâl kılınanı haram kılması, İslam’ın tebliğinde bazı kâfir ulularına öncelik vermesi, Tebük seferine katılmayan münafıkların geçersiz mazeretlerini kabul etmesi ve esir almayı savaşa tercih etmesi sebebiyle yermiştir. (Sırıyla bak. Mücadele 1; Abese 1-8;  Tevbe 43 ve Enfal 67)

Rabbimizin Peygamberimizi yermeleri de Hz. Peygamberin hüküm koyucu anlamına vâzı-ı şeriat olamayacağını göstermektedir. Nitekim kokusu sebebiyle  sarımsak yiyenleri  cemaat namazına katılmaktan men etmesinin  sarımsakı haram kıldığı şeklinde anlaşılması  üzerine Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

  • Allah’ın helâl kıldığını haram kılmak benim ne haddime! (Ebû Dâvûd, Etıme, 40)

O, daha genel nitelikli  bir hadislerinde de şöyle buyurmuştur:

Şüphesiz Allah sizler için sınırlar koydu, onları aşmayın. Görevler yükledi,  onları  yapın.  Yasaklar  koydu,  onları  da  çiğnemeyin.  Unuttuğu için değil ama size rahmet olması için pek çok alanı da özgürlüğünüze açtı, onları da sınırlamayın.” (İ.Kesir Bakara 230)

Hulasa bizim Peygamberimizin Kur’ân ile örtüşen yönlendirici sözleri ve de namaz, zekât ve haç ile ilgili  ayrıntılı açıklamaları onun şari’ olduğunu değil, Kur’ân’ın anlamını öğreten Hikmet’in ona inzal edilmiş olduğunu gösterir.

Peygamberimizin o ünlü “Biliniz ki bana, Kur’an ve onun benzeri verildi.” hadisini de ona Kur’ân’ın Hikmeti’nin verilmesi şeklinde anlamamız gerekmektedir. (bk. Ebu Davud, Sünnet, 5(6), İmaret,33; Tirmizî, İlim, 10; İbn Mace, Mukaddime, 2…)

Nitekim Peygamberimiz kendisine inzal edilen Kur’ân hikmetini Kur’an’ı öğretir gibi öğretmiştir:

“Gerçekten Allah, müminlere büyük bir lütufta bulundu. Zira onlara kendi içlerinden öyle bir peygamber gönderdi ki, onlara Allah’ın âyetlerini okuyor, onları günah ve şirk kirlerinden arındırıyor ve onlara Kitabı ve Kitaptaki hükümleri pratik hayata uygulama bilgisi olan hikmeti öğretiyor.
Oysa onlar, bundan önce apaçık bir sapkınlık ve dalâlet içinde idiler.” (Al-i İmran 164)

MUHADDİSLERİN ÇALIŞMALARI

Allah muhaddislerimizden razı olsun onlar Peygamberimize isnad edilen hadisleri daha çok ravilerin dindarlığı ve hafızası yönünden incelemişler ve Sahih, Hasen ve Zayıf kısımlarına ayırmışlardır.  Böylece mervi olan her sözün Kur’ân’ın Hikmeti olarak görülemeyeceğine ve rivayetlerin Kur’ân’a arzı gereğine de işaret etmişlerdir ki biz de aynı görüşteyiz.

ALLAH’A VE PEYGAMBERİNE İTAAT AYRI ŞEYLER Mİ?

Bu arada bir önemli hususa daha açılık getirmek durumundayız. Yüzeysel bilgilerle konuya yaklaşan bazı ilahiyatçılar ve medrese kökenli hocalarımız “Allaha ve de Resûlu’ne itaat edilmesi ile ilgili ayetleri, Peygamberimizin farz  veya haram kılıcı anlamına Şari oluşuna deli göstermektedirler” ki  derin bir hatadır. Allaha İtaat ile Rasûlü’ne itaat ayrı ayrı şeyler olabilir mi?

Oysaki durum açıktır; Allah’a itaat, Onun inzal ettiği el-Kitap olan Kur’an’a itaattir. Allah’ın Resûlü’ne itaat ise  Kur’ân’ın inzal edilen Hikmeti olan  Sünneti’ne itaattir. Mesela Kur’ân kaynaklı namaz, zekat ve haccı Peygamberimizin öğrettiği şekilde uygulayan kişi hem Allah’a ve hem de Rasûlu’ne itaat etmiş olur.

ASIL  ÖNEMLİ MESELEMİZ
Ülkemizin İslam’a göre Batıl  olan anayasal düzeninde Allah’a ve Onun kitabı Kur’ân’a ve yer verilmemekte, Rabbimizin  evrensel insanlık önderi kıldığı Elçisi Hz. Muhammed tanınmamaktadır. Üstelik KUR’ÂN ve SÜNNET’in yönetim düzeni olması için -demokratik de olsa- fiilî olarak adımlar atılması suç olarak görülmektedir.

Mücadele edilmesi gereken ana meselimiz budur. Açıklamaya çalıştığımız konu bu mücadele içerisinde anlamlıdır.

Bu gerçeği kavrayamayıp da bir takım temelsiz ve amaçsız konuşmalar ve yazılarla müminler arasında tartışmalara, ithamlara ve ayrışmalara kalkışanlar emperyalizme ve onun daha yıkıcı özel bir kolu olan oryantalizme ve de batıcı ve batırıcı laikliğe hizmet etmiş olurlar.

ALİ RIZA DEMİRCAN

HOCAMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

 

 

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.