islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,0698
EURO
52,9358
ALTIN
6.618,43
BIST
14.451,85
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
18°C
İstanbul
18°C
Parçalı Bulutlu
Perşembe Az Bulutlu
16°C
Cuma Hafif Yağmurlu
11°C
Cumartesi Çok Bulutlu
14°C
Pazar Hafif Yağmurlu
13°C

ELMALILI HAMDİ YAZIR’A GÖRE DİN-DİYANET AYRIMI

ELMALILI HAMDİ YAZIR’A GÖRE DİN-DİYANET AYRIMI

ELMALILI HAMDİ YAZIR’A GÖRE DİN-DİYANET AYRIMI

Din kavramı, İslam düşünce tarihinde hem ilahî kaynağı hem de insan tarafından anlaşılma biçimi bakımından farklı boyutlarda ele alınmıştır. Bu çerçevede Elmalılı Hamdi Yazır’ın tefsiri, “din” ile “diyanet” arasındaki ayrımı doğrudan bir kavram ikiliği olarak değil, Kur’an’ın bütünlüğü içinde ortaya koyan önemli bir yaklaşım sunar. Özellikle “Mâliki yevmiddîn” (1) ayetinin tefsiri, bu ayrımın anlaşılması bakımından temel bir referans niteliğindedir. Bu konuda Elmalılı Hamdi Yazır, şöyle der:

“Dindar olmak için dini hem bilmek hem de sevmek lâzımdır. Binaenaleyh ilim ve irade, akıl ve ihtiyar zat-ı dinin mücerret kendisine dâhil değilse de diyanet ve tedeyyünün rükünleridir. Bunun için isim olan din kelimesiyle, diyanet manasına mastar olan din kelimesinin manalarını karıştırmamalıdır. Diyanet insanın sıfatı ve nefsî bir mefhumdur. Din ise onun mevzu ve müteallâkındaki hakiki ve nefsü’l-emrî bir mefhumdur. Aralarındaki fark, bir hadis-i nefsiyye ile mevzu ve kanunları arasındaki farktır. Başka bir ifadeyle din, vaz‘-ı ilâhî; diyanet ise kesb-i beşerîdir. Bunu tefrik edemeyenler, ilim namına hatalara düşerler.” (2)

Elmalılı’ya göre “din”, Allah Teâlâ tarafından konulmuş olan ilahî nizamı ifade eder. Bu nizam, insan hayatının inanç, ahlak, ibadet ve hukuk alanlarını kuşatan bütüncül bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla din, kaynağı itibarıyla ilahîdir; hakikati itibarıyla mutlak ve değişmezdir ve insan hayatını yönlendiren genel bir düzeni ifade eder.

Elmalılı’nın bu açıklamasında “diyanet”, dinin insan tarafından anlaşılmasını; bireysel ve toplumsal hayatta uygulanışını ve insanın iman ve amel düzeyindeki dindarlık hâlini, diğer bir deyişle insanın dinden anladıklarını ve yorumlarını ifade eder. Bu nedenle diyanet/ dinî olan, insan hatasına, kültürel farklılıklara ve yorum çeşitliliğine açıktır. Bu da din ile diyanet arasındaki mahiyet farkını gösterir. Bu fark da şu şekilde özetlenebilir: Din, Allah’a ait olan ilahî hakikattir. Diyanet ise insanın bu hakikate verdiği karşılıktır. Bu sebeple din mutlak ve değişmezken, diyanet izafî ve değişken bir karakter taşır. İnsanların dini anlama biçimleri farklılaştıkça diyanet alanında da çeşitlilik ortaya çıkar. Bu durum da dinin değil, insan yorumlarındaki farklılığı gösterir.

Bu nedenle insanların dinden anladıkları ve yaptıkları yorumlar, dine dahil değil, diyanete dahildir. Diğer bir ifade ile din ile diyanet ayrımı, dinin kendisi ile insan yorumu arasındaki farkı gösterir ve bu fark da eleştirel düşünceye de imkân tanır. Dolayısıyla farklı mezhep ve anlayışların ortaya çıkması, diyanetin çokluğundan kaynaklanmaktadır. Bunu bir örnekle şöyle açıklayabiliriz:

Nisa suresinin 43. Ayetinde geçen “Lâmestum’ün nisâ /Kadınlara dokunduğunuz zaman” ifadesi, Hanefî mezhebinde eşlerin cinsel yakınlaşması ve cünüplük hâli olarak anlaşılırken; Şafii mezhebine göre kadına elin değmesi olarak anlaşılmakta ve bu dokunmada abdesti bozmaktadır. Buna göre “Lâmestum’ün nisâ” ifadesi dindir, çünkü kaynağı ilâhîdir. Hanefilerin ve Şafiîlerin yorumları ise dinîdir, Elmalıya göre diyanettir; çünkü diyanetin kaynağı beşerîdir. Beşerî yorumlar ise mutlak doğruyu değil, izafî doğruyu ifade ederler. Nitekim Hamdi Yazır’a göre de din, ilahî kaynaklı ve değişmez bir hakikati ifade ederken; diyanet, bu hakikatin insan tarafından anlaşılması ve yaşanması sürecini ifade etmektedir. Dolayısıyla bu ayrım, İslam düşüncesinde dinin özünü koruma ve insan yorumlarını doğru konumlandırma açısından önemli bir teorik çerçeve sunmaktadır.

Sonuç olarak Hamdi Yazır’a göre din, Allah tarafından belirlenmiş mutlak ve değişmez ilahî hakikati ifade ederken; diyanet, bu hakikatin insan tarafından anlaşılması, yorumlanması ve hayata geçirilmesi sürecini ifade etmektedir. Bu nedenle din sabit ve evrensel bir nitelik taşırken, diyanet insan faktörüne bağlı olarak değişkenlik gösterebilmektedir. Bu ayrım, dinin ilahî boyutunun korunmasını sağlarken, insan yorumlarının da doğru bir epistemolojik zemine oturtulmasına imkân tanımaktadır. Dolayısıyla din adına ortaya çıkan farklı anlayışlar ve yorumlar, dinin özünden değil insanın anlama ve yaşama biçimlerinden kaynaklandığını gösterir. Elmalılı’nın bu yaklaşımı, İslam düşüncesinde hem dinin otantik yapısını korumak hem de beşerî yorumları bilimsel bir çerçevede değerlendirmek açısından önemli bir katkı sunmaktadır.

—————————————————————–

1 Fâtiha 14.

2 Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, İstanbul 1935, 1/84.

—————————————————————–

Prof. Dr. Celal Kırca

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.