
Bütün varlıkların yaşamakta olduğu bu dünya hayatının ruhu İNSANDIR. İnsanın ruhu AKILDIR. Aklın ruhu AHLÂKTIR.
Ahlâk ise, dinin aklıdır, dindarlığın gayesidir. Allah Resulü de ahlâkın, rol modeli, örneği ve önderidir. Kur’an ise, ilahi mesajları ve değişmez değerleri ile aklın ruhu olan ahlâkın rehberi, yardımcısı ve hocasıdır. Kısaca aklın ruhu olan ahlâkın ana kaynağı, Kur’an-ı Kerimdir. Kur’an’ın ana hedefi de ahlâktır.
Ahlâk, insanın fıtratına, fabrika ayarlarına ve yaratılış anlam ve amacına uygun yaşamasıdır. Hayatın anlam ve amacını kaybeden, ahlâkını da kaybeder. Yaşamanın anlamını bulamayan insan, ahlâkını da bulamaz. İnsan ahlâk ile hayat bulur. Ahlâk da insan ile hayata dönüşür. Dolayısı ile yaşanmayana, eyleme dönüşmeyene ahlâk denmez.
Ahlâk “olsa da olur, olmasa da olur!” diyeceğimiz bir aksesuar değildir. Her bir sözümüz, gözümüz, kulağımız, niyetimiz, davranışımız ve amelimiz hep ahlâkın içerisindedir. Ahlâk nereye girerse, orayı dirilten ruh gibidir. Ahlâk dinin içine girer ve dinin ruhu olur. Ahlâk ekonominin içine girer ve ekonominin ruhu olur. Ahlâk siyasetin içine girer ve siyasetin ruhu olur. Ahlâk ibadetin içine girer ve ibadetin ruhu olur. Ve ahlâk hepimizin hayatına girer ve hayatımızın ruhu olur.
Allah aşkına ahlâksız ibadet olur mu? Ahlâksız Müslüman olur mu? Ahlâksız din olur mu? Olmaz,olmaz, olamaz! Zira hepsini de ıslah eden, terbiye eden, disipline eden ahlâktır. Onun için sevgili Resulümüz:
“İnnemâ buistü li-ütemmime saliha’l-ahlâk = kesinlikle ben, ıslah edici ahlâkı tamamlamak için gönderildim.” buyurmuştur. (Müsned,Ahm.b.Hanb.2/381,hn. 8939)
Peki yâ Rasûlallah! ıslah edici ahlâkın kaynağı nedir? referansı nedir? diye merak etsek; Bunun harika cevabını Aişe annemiz vermiş ta o zaman Kendisine “Allah Resul’ünün ahlâkını bize anlatır mısın? diye soranlara; “Siz Kur’an okumuyor musunuz? Resulullah’ın ahlâkı, Kur’an‘dı.” cevabıyla ahlâkın kaynağının Kur’an, referansının da Allah olduğunu öğretmiştir.
Onun içindir ki sevgili efendimiz: “ Eddebenî Rabbî, fe ahsene te’dîbî = Rabbim beni terbiye etti, hem de ne güzel terbiye etti!”(Kenzul-ummal, 11/406,hn.31893) sözüyle, terbiyenin, ahlâkın ve edebin ana kaynağının mübarek kitabımız Kur’an olduğunu, terbiye edicinin de bizzat Allah olduğunu ifade buyurmuştur.
Ey Kur’an! dünyanın çivisinin çıktığı, vicdanların köreldiği bu makûs çağda, gel bizi terbiye eyle, ahlâklı eyle de; şu vicdansız insanlığın vicdanı olalım, merhameti olalım, ahlâkı olalım inşallah…