islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,7727
EURO
55,1694
ALTIN
6.753,18
BIST
14.110,14
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
29°C
İstanbul
29°C
Hafif Yağmurlu
Cuma Parçalı Bulutlu
28°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
28°C
Pazar Çok Bulutlu
28°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
28°C

ÇOCUĞUM MUTLU OLSUN YETER Mi?

ÇOCUĞUM MUTLU OLSUN YETER Mi?
A+
A-

ÇOCUĞUM MUTLU OLSUN YETER Mi?

İnsanın evlat sahibi olmayı istemesi, yaratılışına yerleştirilmiş en tabi duygulardan biri olsa gerek. Kur’an’a baktığımızda bunun yalnızca sıradan bir insan arzusu olmadığını da görüyoruz. Allah’ın seçtiği peygamberler de evlat istemiş, bunun için Rabblerine dua etmişler.
Zekeriyyâ aleyhisselâm, ilerleyen yaşına rağmen Rabbinden:
“Rabbim! Bana tarafından hayırlı bir nesil bağışla.” (Âl-i İmrân, 3/38) diye dua etmişti.
İbrahim aleyhisselâm da “Ey Rabbim! Bana salihlerden olacak bir çocuk bağışla.” diye dua etmişti.
Evlat sahibi olma arzusu, insanın fıtratına yerleştirilmiş.
Peki biz neden evlat istiyoruz?
Bir çocuğun sevgisini yaşamak, bir aile olmak, evimizin neşesi ve hayatımızın güzelliği olsun diye mi?
Belki bunların hepsinden biraz…
Ben de bir zamanlar çocuk sahibi olmayı hayal ederken önce bunları düşünüyordum. Bir çocuğun sevgisini, evimize katacağı neşeyi, hayatımızı güzelleştirecek varlığını hayal ediyordum. Kur’an’ın ifadesiyle hayatın ziynetlerinden biri oluşunu…
Bunda yanlış bir şey yok.
Hatta Kur’an’ın bize öğrettiği dualardan birinde evlat için “göz aydınlığı” isteniyor:
“Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan göz aydınlığı ver ve bizi takvâ sahiplerine önder kıl.” (Furkan, 25/74)
Evladımızın bizi mutlu etmesini istemek, onunla sevinmek, hayatımızda bir göz aydınlığı olmasını dilemek Kur’an’a aykırı değil.
Fakat ayetin devamı insanı düşündürüyor.
Çünkü dua, göz aydınlığının hemen ardından takvâyı anıyor.
İşte burada ebeveynlik açısından önemli bir ayrım var.
Bugün anne babalardan sıkça duyduğumuz bir cümle var:
“Ben çocuğumdan hiçbir şey beklemiyorum. Yeter ki mutlu olsun.”
İlk duyduğumuzda kulağa çok güzel geliyor.
Çocuklarımızın hayatını kendi beklentilerimizin üzerine kurmamak, onları kendi gerçekleştiremediğimiz hayallerin taşıyıcısı hâline getirmemek elbette önemli.
Ama “Yeter ki mutlu olsun” cümlesinin arkasına sığınıp ebeveynlik sorumluluğumuzu da geri çekebilir miyiz?
Çünkü çocuğumuzun iyiliği için bazı şeyleri istemek, ona bazı değerleri öğretmek ve bunun için emek vermek ebeveynliğin bir parçasıdır.
Peygamberlerin evlatları için ettikleri dualara baktığımızda, onların çocuklarının nasıl insanlar olmalarını dilediklerini görüyoruz.
İbrahim aleyhisselâm yalnızca bir evlat istemiyor; salihlerden olacak bir evlat istiyor.
Başka bir duasında ise soyundan geleceklerin namazı devamlı kılanlardan olmasını diliyor. Çocukları için istediği hayatın içinde Allah’a bağlılık, kulluk ve şükür var.
Zekeriyyâ aleyhisselâm da Rabbinden hayırlı bir nesil istiyor. Duasının ardından Yahyâ’nın nasıl bir kul olacağına dair anlatılanlar da bu duanın ufkunu gösteriyor.
Bütün bunları düşündüğümüzde insan kendi duasına dönüp bakıyor:
Ben çocuğum için ne istiyorum?
Onun mutlu olmasını istiyorum elbette.
Ama mutluluk nedir?
Bir çocuğa bunu kim öğretecek?
Çünkü insan, kendisini mutlu eden her şeyin kendisi için iyi olduğunu zannedebilir. Nefsinin peşinden giderken de, boş ve geçici şeylerle oyalanırken de kendisini mutlu hissedebilir. Fakat her mutluluk insanın ruhunu beslemez, onu iyileştirmez, hayatına anlam katmaz.
Kur’an’ın bütününe baktığımızda da insana yalnızca mutlu olmaya çalışmayı hedef gösteren bir hayat anlayışı görmüyoruz. Dünya hayatının geçici ve aldatıcı tarafına karşı uyarıyor; asıl kalıcı hayatın ahiret olduğunu hatırlatıyor.
İşte ebeveyn olarak görevimiz burada başlıyor.
Çocuğumuzun yalnızca mutlu olmasını istemek değil, mutluluğun yönünü de doğru göstermek.
Onun dünyasını güzelleştirmek elbette isteğimiz olmalı. Fakat bu dünyadaki güzellikleri hayatın bütün anlamı hâline getirmeden…
İşte peygamberlerin duaları burada yeniden anlam kazanıyor.
Onlar evlatlarının yalnızca mutlu olmalarını değil, salihlerden olmalarını istiyorlar.
Allah’la bağlarının güçlü olmasını, namazı yaşamlarının bir parçası hâline getirmelerini, şükretmelerini, doğru bir hayat sürmelerini…
Mutluluğu doğru yerde arayabilmelerini.
Bu yüzden bizim ebeveynlikte gayret etmemiz ve dua etmemiz gereken şey tam olarak budur.
Çocuklarımızın hayatını onlar adına kurmak değil, hayatın içinde neyin peşinden gitmeye değer olduğunu onlara gösterebilmek.
Bunun için çabalamak, bunun için istemek ve bunun için dua etmek…
Belki dualarımızı da bu düşünceyle biraz genişletmek gerekiyor.
“Allah’ım, mutlu olsun.”
Evet.
Ama ardından:
“Allah’ım, onu gerçek mutluluğa götüren yolu da ona göster. Dünyasını ve ahiretini güzel kıl.”

Şeyma Demircan Namazcı

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.