
Kişinin doğruluğuna inanarak bilgilerini kaleme aldıktan ve düşüncelerini açıkladıktan sonra ortaya çıkan baskılar neticesinde duruşunu değiştirmesi ve “ben yazılarımla ve açıklamalarımla öyle demek istememiştim,” demesi onursuzluktur. Ama bilgileri ve düşüncelerinin doğal gelişmesi sonucu, öncesine nisbetle farklı bilgiler yazıyor ve fikirler açıklıyorsa bu da erdemdir.
Şimdilerde İslâmi Kimliğimizi Korumak adıyla yayınlanan İslam’da Batıla Benzemenin Hükmü isimli eserimizde doğum günü kutlamalarına yalnızca yabancı ümmetlere benzeme açısından bakıyordum.
Şu son günlerde babaanne ve anne anne olan kızıma, çocukları tarafından doğum günü yemeği verilince, kızım “babam belki onaylamaz” diyerek beni davet etmekte tereddüt etti. Konu bana intikal edince davete katıldım..
Bu konudaki bilgi ve düşüncelerimin son halini .faydalı olması duasıyla sunuyorum.
İslam bilginlerinin büyük çoğunluğunca kesilmesi sevap kazandıracak bir amel olarak görülen Akika kurbanı ve onun kesimi ile birlikte sadaka verilmesi, çocuklarımızın yaratılışından ötürü Rabbimize bir teşekkürdür ve doğumun ilk günlerinde verilir. Akika kurbanı bir tür doğum gün kutlaması olsa gerek.
Bilindiği gibi Ramazan bayramının ilk gücü vermemiz gereken fitre aslında bir baş vergisi yani yaratılış vergisidir. Çocuklarımızın yaratılışmış olması sebebiyle Allah’ımıza şükürdür. Bayram gecesi doğan çocuklarımızın için bile verilmesi gereken fitreyi de doğum günü şükrü olarak değerlendirebileceğimizi düşünüyorum,
Peygamberimiz çokça oruç tutulmasını tavsiye ederdi. Kendisi de tutardı. O, tuttuğu pazartesi günü oruçlarını pazartesi günü doğmuş olması ile gerekçelendirirdi. Bir diğer anlatımla doğum gününü oruçla yani Rabbine şükürle kutlardı.
Peygamberimiz ve sahâbiler döneminde örneği olmamakla birlikte asırlardan beridir Peygamberimizin doğum günlerinin mevlit merasimleri ile kutlanması onu anmaya ve anlamaya vesile olması sebebiyle güzel bulunmuştur.İlmî İlmi kanaatimize göre bu tür kutlamaların meşruiyetine hayat yasamız olan Kur’ân’da da işaretler de vardır.
Hz. Yahya’nın Doğum Gününü
Şanı yüce olan Allah’ımız, kendisinin ve eşinin yaşlılığı döneminde yaptığı halis duasına karşılık olarak Hz. Zekeriyya’ya oğul olarak Yahya’yı ihsan eder. Rabbimizi Hz.Yahya’nın erdemlerini açıklarken de şöyle buyurur:
“ Biz Yahya’ya katımızdan daha çocukluğunda derin bir kavrayış, bir ruh inceliği ve arınmışlık, verdik . O daima kulluk bilgisi ve bilincine sahipti,
Ana-babasına karşı saygılıydı, hiç mi hiç zorba ve ölçü tanımaz da olmadı.
Bunun içindir ki, doğduğu gün selâm onun üzerindeydi, öleceği gün ve yeniden diriltileceği gün de yine o’nun üzerine olacaktır.” (Meryem 19/13-15)
Hz İsa’nın Doğum Gününe Selam
Babasız olarak dünyaya gelen Hz.İsa, mucize çocuk olarak yaratılışının kanıtı olacak şekilde Rabbimiz tarafından anasının kucağında şöylece konuşturuldu:
“Ben Allah’ın kuluyum. O bana kitap verdi, beni peygamber yaptı.
Beni, bulunduğum her yerde kutsal ve bereketli kıldı. Yaşadığım sürece bana namazı, zekâtı emretti.
Anneme iyilik etmemi emretti. Beni zorba ve hak bilmez/tanımaz kılmadı.
Doğduğum günde selam bemim üzerindeydi, öleceğim günde ve yeniden diriltileceğim gün de yine benim üzerimde olacaktır.” (Meryem 19/30-33)
Yukarıda yapılan açıklamalar doğum gününün Allaha şükredilerek kutlanmasının dince meşruiyetine işaret etmektedir. Yaşadığımız dönemde anneler ve babalar günleri gibi doğum günleri de kutlanılmakta fakat israf ve gösterişe aracı kılınmaktadır.
Sonuç:
Temelde bir hayır vesilesi olan doğum günleri, kulluk bilinci içinde yakın çevreye yemek yedirilerek ve fakirlere yardım edilerek kutlanabilir. Niyetimize göre de sevap kazanabiliriz.
Yabancılara benzemek sakıncasından korunabilmek için Aşûra orucunda ki uygulamadan hareketle kutlamay, doğum günümüzün birkaç gün öne veya sonra da yapabiliriz.
Yanılgıdan beri olan ve doğruları en iyi bilen yalnızca Allah’tır.
Ali Rıza DEMİRCAN
Not: Bu yıl bir ilk uygulama olarak -haşa Allah’ın oğlu olarak değil,- ama kendisine kutsal kitap İncil indirilmiş ve Peygamberimizin geleceğini müjdelemiş Alla’hın Peygamberi olarak Hz. İsa’nın doğum gününü kutlayabiliriz. Böylece Tevhid akidesini de açıklamış oluruz. Diyanete ve sivil örgütlerimize duyrurum.
Muhterem Ali Rıza Demircan Hocamızın yazısı, fikirlerini geliştirme ve samimi bir şekilde güncelleme gayreti açısından takdir edilecek bir yön taşımaktadır.
“Bilgilerimin son halini sunuyorum” diyerek önceki görüşünden ayrıldığını açıkça ifade etmesi, entelektüel dürüstlük ve ilim yolundaki tevazuya işaret eder. Bu tutum, “yanılgıdan beri olan yalnız Allah’tır” diyerek noktalaması da güzeldir.
Hocamızın Yaklaşımının Olumlu Yönleri:
• Şükür vurgusu önemlidir. Akika kurbanı, fitre, Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.) Pazartesi orucu ve Mevlid gibi ibadetlerle doğumun Allah’ın nimeti olduğu bilincini canlı tutmak, kulluk şuuru açısından değerlidir.
• Aile içinde yaşanan müşahhas bir olay (kızının tereddüdü) üzerine konuyu yeniden ele alması, teoriyi pratik hayata bağlama gayretini gösterir.
• İsraf, gösteriş ve yabancılara benzemekten sakınma uyarısı yapması, klasik fıkıh literatüründeki teşebbüh endişesine dikkat çekmesi bakımından yerindedir.
• Kutlamayı yalın, fakirlere yardım ihtiva eden ve kulluk bilinciyle sınırlı tutma tavsiyesi, aşırıya kaçılmaması açısından faydalıdır.
Tenkite Açık veya Dikkat Edilmesi Gereken Yönler:
Ancak metinde bazı önemli usûlî ve fıkhî nüanslar eksik veya tartışmalıdır:
1. Kur’ân’daki “Doğum Günü Selamı” Yorumu Meryem Suresi’ndeki Hz. Yahya ve Hz. İsa (a.s.) hakkındaki “doğduğu gün selam onun üzerindedir” ayetleri, Allah’ın o peygamberlere yönelik özel rahmet ve bereketini ifade eder. Bu, insanlara “her yıl doğum gününü kutlayın” emri veya teşviki değildir. Ayetleri bu yönde delil göstermek, tefsirde siyak-sibak ve maksad-ı ilahî açısından zayıf bir yaklaşımdır. Klasik müfessirler bu ayetleri genellikle peygamberlerin masumiyeti ve Allah katındaki kıymetleri bağlamında ele alır.
2. Doğum Günü Kutlamasının Mahiyeti Günümüzdeki modern doğum günü kutlamaları (pasta, mum, şarkı, hediye ritüelleri vb.), temelde Batı kültürel pratiğidir. Bu âdetin İslam’da aslı yoktur. Akika bir defalık şükür kurbanıdır; her yıl tekrarlanan kutlama ile aynı değildir. Mevlid ise Peygamber Efendimiz’e (s.a.s.) has bir sevginin tezahürü olarak tarih içinde kabul görmüştür; bunu genelleştirerek her insanın doğum gününe uygulamak, bid’at riski taşır.
3. Hz. İsa’nın Doğum Gününü Kutlama Önerisi Yazının sonundaki “Hz. İsa’nın doğum gününü kutlayabiliriz” teklifi, çok ciddi sıkıntılar ihtiva eder. Bu, Hristiyanların Christmas (Noel) kutlamasına doğrudan benzemek (teşebbüh) anlamına gelir ve tevhid akidesini korumak adına büyük risk taşır. Peygamber Efendimiz (s.a.s.), “Kim bir kavme benzemeye çalışırsa, o onlardandır” buyurmuştur. Bu tür bir uygulama, iyi niyetle yapılsa bile, karışıklığa ve fitneye yol açabilir.
4. Genel Fıkıh Çerçevesi Çoğu klasik âlim ve mezhep, yıllık doğum günü kutlamalarını ya mekruh ya da bid’at kapsamında görmüştür. Çünkü bu, dine sonradan sokulmuş bir âdettir. Şükür için Akika, sadaka, nafile oruç ve namaz gibi mevcut sünnet yolları varken, yeni bir kutlama biçimi icat etmek maslahattan ziyade mafsada daha yakındır.
Sonuç ve Tavsiye:
İlim yolunda görüş değiştirmek erdemdir, ancak bu değişim delillerin daha güçlü hale gelmesiyle olmalıdır. Doğum gibi nimete şükretmek esastır; ancak bunu mevcut sünnet çerçeveleri (Akika, fitre, nafile ibadetler, aile yemeği) içinde yapmak en güvenli yoldur. Modern kutlama formlarını İslamileştirme çabası, çoğu zaman o formların ruhunu da İslamileştirememektedir.
Eğitimci olarak bizlere düşen, kolaylaştırıcı olmakla birlikte sünnetin sınırlarını korumaktır. “Niyetimiz iyi” demek yeterli değildir; vasıta da meşru olmalıdır.
“Her hayırlı işin en güzeli, sünnete en uygun olanıdır.”
Allah doğruyu en iyi bilendir.
Ahmet Ziya İbrahimoğlu