ANALİZ
Askerî hamle gerçekleşirse SDG ayakta kalabilir mi?
SDG’nin kontrol ettiği bölgeler ağırlıklı olarak Arap nüfusa sahip:
Deyr ez-Zor: %100
Rakka: %80
Haseke: %70
SDG’nin tünel ağları ve güvenlik baskısı gibi hazırlıklar yaptığı belirtilse de, operasyon senaryosunda tablo şöyle özetleniyor:
Deyr ez-Zor: SDG hiç dayanamaz, bölge hızla el değiştirir.
Rakka: SDG şehir savaşına hazırlanmak istese de Türkiye’nin hava gücü ve arazi avantajıyla kısa sürede düşer.
Haseke: Asıl savaş burada olur. Türkiye’nin çoklu cephe açması, Suriye ordusunun eş zamanlı hareketi ve Hasekeli Arapların desteği SDG’yi zayıflatır.
Teşrin Barajı ve Deyr Hâfer gibi bölgeler, operasyon başlar başlamaz otomatik olarak SDG’den kopacak alanlar olarak görülüyor.
SDG, 10 Mart Anlaşması’na boyun eğip uygulamış olsaydı elde edeceğinden çok daha fazlasını kaybedecektir.
SDG yapılanması, Türkiye her askerî harekâttan söz ettiğinde alışıldığı üzere hemen imdada koşan bir aktör aramaya girişir; DAİŞ mahkûmlarını barındıran hapishaneler, Hol Kampı gibi alanları gündeme taşıyarak gürültü çıkarır; geçmişte de Rusya’ya ve Esed rejimine koşmuştu. Bugün ise bu unsurlar ya yok hükmünde ya da ikincil düzeydedir.
Şayet Türkiye’nin gerçek anlamda bir askerî operasyon yapma iradesi olursa, benim kanaatime göre SDG uzun süre dayanamayacaktır.
SDG, sistemli bir medya propagandasının şekillendirdiği bir “medya balonu” ve kâğıttan bir kaplandan ibaret.
Ayrıca SDG’nin içeriden sızmalarla dolu olduğu, Cezire bölgesinde ilk kurşun sıkıldığı anda çok daha net bir şekilde ortaya çıkacaktır.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube