islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
33,0413
EURO
35,9402
ALTIN
2.546,09
BIST
11.156,20
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
35°C
İstanbul
35°C
Açık
Pazartesi Hafif Yağmurlu
31°C
Salı Parçalı Bulutlu
31°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
30°C
Perşembe Az Bulutlu
29°C

AVRUPA İSLAMLAŞMAYA FRANSA’DAN BAŞLAYACAK (ENDİŞE!)

AVRUPA İSLAMLAŞMAYA FRANSA’DAN BAŞLAYACAK (ENDİŞE!)
9 Mayıs 2024 12:32
A+
A-

Kendine özgü laiklik anlayışıyla din ve devletin kesin hatlarla birbirinden ayrıldığı Fransa’da, 1950’lerde inşa edilen küf kokan yapının çatırdama sesleri yeri göğü inletiyor.

Fransa’da İslam’a yönelik kabullenilmesi zor bir takım çatlak sesler Macron ağzıyla  teraziye  konarak nabız ölçüyor.

Fransa, gerek Avrupa’da söz sahibi olduğu dönemlerde, gerekse denizaşırı ülkelere yayılma stratejisinde her zaman Müslüman toplumları asimile etmiş tam bir kan emicidir.

19.yüzyılda kolonileşme fikriyle Afrika’ya açılarak Müslümanları idare eden (!) bir devlet anlayışını irdeleyeceğiz bu makalede.

Öyle ki; 1800’lü yılların sonlarında Fransa egemenlik kurduğu topraklarda Osmanlı Devletinden daha fazla Müslüman barındıran ülke konumundaydı.

Bu şartların gelişmesiyle de Fransa’nın İslam ile doğrudan bir meselesinin oluştuğu göz ardı edilemez oldu.

Bu akış için de Müslümanlar kendini geliştirip güçlendikçe Fransızlar’da endişe oluşmaya başladı. Medenileştirmekle övündüğü Müslümanlardan ise güncel yaşama dair itirazlar başkaldırışlar başladı. Fransa’da yaşayan Müslümanların çoğu Kuzey Avrupa Özellikle de Cezayir menşeili olması da ülkeye farklı bir renk katar.

Yıllardır Müslümanların nasıl olması gerektiği üzerinde yaşanan tartışmaların sonu gelmese de, ezici çoğunluğu ehlisünnet akidesine bağlı olanlar, “Fransa Müslümanı/Fransa İslamı” gibi kavramlara kesinlikle itibar etmediler.

Arapça’nın camilerde, Müslüman ülkelerden gelen din görevlilerince değil, Fransa’da yetişen öğreticilerle ve kendilerince belirlenen müfredattan öğretilmesi gerektiğini savundular.

Özellikle son dönemde Müslüman sivil toplum kuruluşlarına yönelik baskı ve baskınların arttığı ülke de, sadece bu yıl 73 cami ibadete kapatıldı. İki yıl önce de  Müslümanlara ait 285 caminin kapatıldığı haberleri basın bültenlerinde geçti.

İçişleri Bakanı Gerald Dermanin’in beyanatıysa tam anlamıyla evlere şenlikti.

Bakan, geçtiğimiz günlerde marketlerde ki “Helal Gıda” reyonlarına karşı olan rahatsızlığını dile getirerek bölücülüğe kapı aralayan bir skandala imza attı.

Cumhurbaşkanımız da bu çıkışa duyarsız kalmayarak yaptığı açıklamada, “Aşırılıkla mücadele kisvesi altında zulme tepki vermeyen pasif, pısırık, iddiasız bir Müslüman toplumu hedefleniyor. Dinin sadece evde yaşandığı çarşıda, markette, iş yerinde, sosyal hayatta dini prensiplere müsaade edilmeyen karşıt bir sistem kurulmak isteniyor” diyerek batının istediği İslam profilini haklı olarak eleştirmişti.

Dünya’nın dört bir yanından tepkiler artarak gelmeye devam ederken, ülke genelindeki Fransız aydınları da; ileride bu kavramların çarpıtılarak toplumu bölmek için kullanılabileceğini dile getirdiler.

Fransa’da İslam reformundan maksat, dini ritüellerin değiştirilmiş haliyle kabul görmesi hayal ediliyor.

Müslümanların ülke içindeki etkinliğinin artmasıyla Fransız ileri gelenleri ve entelektüelleri Fransa İslam toplumunu “ıslah etmek” gerektiği düşüncesine kapıldı.

Onlara göre tek çözüm; Kur’an’ı Kerim’de geçen ayetlerin bir kısmının çıkarılarak daha itaatkâr bir toplum oluşturmaktan geçiyordu. Öte yandan Müslümanların ülkeye olan entegrasyonuyla ilgili de çeşitli spekülasyonlar yazılıp çizildi. Büyükşehirlerde yaşayan Müslümanların gettolar oluşturması bazı Fransızlarca kabul edilemez olarak tanımlansa da; bu kültüre itaat edilmek zorunda kalındı.

Fransa, Avrupa’da en çok Müslümanın yaşadığı ülke. Ve bu ülkede de 2. egemen din. 70 milyon nüfusun 7 milyonunu Müslümanlar oluşturuyor. Genç nüfusunda % 20’si yine Müslüman gençlerden oluşuyor. Ayrıca, Fransa’da her sene 50 bin kişi İslam ile şereflenmekte.

İşin iç yüzünde ise en büyük dertleri Fransız asıllı Müslümanların büyük bir kısmının devlet kurumlarının önemli kademelerinde görev alıyor olması. İşte bu tablodur asıl Macron’un uykularını kaçıran. Müslüman devlet adamlarının ülke içindeki hâkimiyetinden endişeleniyorlar.

Konuyla alakalı Büyük İslam âlimlerinden birinin de 113 yıl önce Mısır uleması Şeyh Bahit Efendi ile karşı karşıya gelip İstanbul/Şekerci Han’ında yaptığı tarihsel bir değerlendirme mevcut Fransa’nın tarihsel seyri ve gidişatıyla ilgili.

Zaten Fransızların asıl rahatsızlıkları da buradan geliyor. Baktılar ki söylenenlerin işaretleri oluşmaya başladı. Sözüm ona önlem arayışına giriştiler.

Peki nedir o Fransız koloni imparatorluğunu derinden sarsan söylem?

“İslam’ı temsil eden bir devlet olan Osmanlı ve bakiyesinin ileride bir Avrupa devletine benzeyeceğini, Hıristiyan ve ateist bir toplum olan bir Avrupa devletinin de bir İslam medeniyetini doğuracağını açıklamıştı üstad”

Şimdi önce bizde yaşanan yarım yamalak İslam anlayışına bakın. Bir de Fransa’dan göz kırpan İslami mücadeleye.  Taşlar yerine oturmuyor mu?

İçinde barındırdığı Müslüman yapısıyla Avrupa’da bu durumla benzeşen en uygun devlet kuşkusuz Fransa. Ölçekler bu coğrafyayı işaret ediyor.  

Allah’ın izniyle İslam güneşi buradan doğacak ve  sözde muasır medeniyetin beşiğini tümden sarsarak sarmalayacak gibi.

Atalar Fransa’nın kaderini bir asır önceden sezmiş öngörmüş söylemiş.

Darısı bütün Avrupa’nın başına.

MİRATHABER.COM -YOUTUBE- 

ATİLLA AKBAŞ

 

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar