islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,8573
EURO
52,8184
ALTIN
6.966,26
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
15°C
İstanbul
15°C
Çok Bulutlu
Pazar Az Bulutlu
17°C
Pazartesi Açık
18°C
Salı Çok Bulutlu
18°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
13°C

BİZ AİLE’Yİ KAYBETTİK! 

BİZ AİLE’Yİ KAYBETTİK! 
19/04/2026 00:05
A+
A-

BİZ AİLE’Yİ KAYBETTİK! 

Biz aile’yi kaybettik, onun yerine neyi koyarsanız koyun o şeyin artık fazla bir değeri yoktur.

Zaten artık gençler evlenmiyor. Evlenenler de bir süre sonra boşanıyor. Bir kısmı da boşanamıyor, mahkeme kapılarında sürünüyorlar. Zaten boşanan erkek zenginse de fakirse de bir daha iflah olmuyor. Devam eden evliliklerin ise mutluluk katsayısı çok düşük.

Önce dede ve nine evden kovuldu. Parası olanlar yaşlıları konforlu huzurevlerine yerleştirdiler. Ölüme terk edilmiş kişilerin konforu onlara yarar sağlamaz. Evlat yok, torun yok, akraba yok, komşuluk yok. Bir komün hayatı yaşıyorlar.

Oysa yeni nesil dede ve nineden öğrenecekti dil’ini. Geleneği onlar aktaracaklardı torunlarına. Anne dışarı, alışverişe çıktığında, işe gittiğinde evde onlar torunları ile birlikte olacaklardı. “Kökü mazide olan bir ati”den söz ediyorsanız, dede ve nine yakın mazi, torun gelecek olan ati’dir.

Bir evde yaşlı birilerinin öksürük sesleri ve yeni doğmuş bir bebeğin “ıngaa” sesleri duyuluyorsa o hayat orada anlam kazanır. Sevgi, saygı, merhamet, edeb, irfan orada kazanılır. İnsanlığın manevi tekamül yolculuğunda gerçeklerin basamaklarından Hakikat’e doğru, iki günü birbirine eş olmamak üzere bir tekamül yolculuğu başlar. Bunlar okulda öğrenilmez, doğduktan sonra başlayan hayat mektebinde öğrenilir.

Dede ve nine çocuklarına sadece para ve mal miras bırakmaz, bir dava, bir sorumluluk, bir tarih ve uğruna can verecekleri değerler de miras bırakır. Yeni nesil büyük ölçüde “tam bir mirasyedi”.

Yaşlıların katlanmak zorunda olduğu güçlükler, bir tercüme birikimi olarak çocukları ve torunları için bir baht kaynağı olacaktır.

Baba’yı da çaldılar, anneyi de, çocukları da çaldılar. Baba maço, anne feminist olunca, çocukların beyinleri okula, boş zamanları bilgisayara ve sokağa, sağlıkları SGK’ya emanet edilince bu çocuklardan ne bekliyorsunuz ki!

Kızlar okusun derken, onlar ucuz emek olarak erkeklere rakip olmasını düşünmedi bir çoğumuz. Akıllı, iyi insanlar olsunlar, sağlıklı nesiller yetiştirsinler, akıl, merhamet, vicdanla toplumun yaralarını sarsınlar diye okuyacaklar sandık. Hiç çalışmasınlar değil, annelik vasıflarından fedakarlık gerektiren bir iş’te çalışmasınlar. Kadınlar her işe aday olunca emek arzı artarken, ucuz iş gücü sermayenin işine yaradı. Bu yola çıkanların geri dönüşü zor. Sebep oldukları arz fazlası sebebi ile emek ucuzlayınca karı-koca çalışınca ancak geçinebileceklerini düşündüler. Karı-koca çalışıyorsa, nasıl çocuk yapsınlar ki. Mesailerini bölebilecekler mi? En iyisi bakıcıya vermek.!? Bir de fit olma, bakımlı dikkat çeken biri olma arzusu daha fazla harcama yapmaya yönlendirecek. Hamile kalmak onlar için istenmeyen bir durum. Zaten hamile olmamak için kullandıkları hormonlu ilaçlar sebebi ile sağlıkları, psikolojileri hep dalgalı olacak.

Zorunlu eğitim olur mu? Çocukların zeka tipleri belli. Bir yandan daha iyi bir okula girmek için yarış atı gibi yarıştan yarışa koşacak. Herkes onun rakibi artık. Bilgisayar oyunları onlara rakiplerini yok etmenin yollarını öğretiyor. Profesyonel sporda da rakibinize karşı öfke dolusunuz. İnsan bu süreçte adrenalin bağımlısı oluyor. Pasif bir edilgen eğitim döneminde adrenalin yoksunluğu çekiyor. Onun için Realty Showlar, Performans denemeleri gençlerin ilgisi çekiyor.

Politik polemiklerde İdolleştirilen aktörlerin sözleri, tartışmaları gençler için kötü bir örnek oluyor. Bir de Allah’ın belası, kafalarını kiraya vermiş troller var. Aslında her fanatik taraftar potansiyel bir troldür. Onlar için gayeye giden her yol meşrudur.

Gençler böyle bir ortamda terminatör’e dönüştürülüyor. Gıdalar, hormonlar, enerji içecekleri, gazlı içecekler, geni ile oynanmış endüstriyel gıdalar, kimyasallar, radyoaktif serpintiler hepsi gençlerin sağlığını tehdit ediyor. Bir çok gencin bu gün din, ahlak, gelecek, hukuk diye bir meselesi yok. Bütün bariyerler kaldırılmış. Uyuşturucu, kumar, fuhuş her yerde. Media deseniz yangına körükle gidiyor. Sermaye sahipleri her şeyi para olarak görüyor. Onlar için para kazanmak her şeydir.

Kadın dernekleri ve İstanbul sözleşmesi, Lanzarote, CEDAW, 5G, trans Humanizm, Nesnelerarası iletişim, Neuralink, UN WOMAN, DSÖ hepsi bu şeytani senaryonun aktörleri. Epstein böyle bir zeminde hayat buldu.

Annesini-babasını öldüren gençler, birbirlerine ihanet eden, kumpaslar kuran karı-koca, kalabalıklar içinde yalnızlaşan, Kişilik sahibi Kişi, Ferdiyet sahibi Ferd, Şahsiyet sahibi Şahıs olmaktan uzaklaşan, Din, ahlak, gelenek ve hatta biyolojik cinsiyetinden bağımsız BİREY’lere dönüştürülüyorlar.

Aslında ferd ve toplum arasında kopmaz bir bağ olmalı. Toplum ferd, kişi, şahıslardan oluşuyor. Bunları birbirine bağlayan merkez ailedir. Aile toplumun kilit taşıdır..

Kadın-Erkek eşitliği gibi yalanlarla insanlar aldatıldı. Kadın kadına, erkek erkeğe eşit değil ki, kadın erkeğe eşit olsun. Bunların birbirlerine karşı kazanacakları bir zafer yok. Ancak birlikte kazanacakları bir mücadele var. Allah (cc) birbirini tamamlayan iki farklı cins olarak yarattı bizi. Herkesin birbirinden üstün olduğu özellikler var. Bu sadece şahıslar için değil, kabileler için de böyle. Allah (cc) ne buyurdu kitabında, “Sizi tearüf edesiniz/bilişesiniz diye kabileler halinde yarattım”.

Sahi bu cinsiyet, ırk üzerinde tartışarak birbirlerine zarar verenler, kadere, rızka, ecele, Allah’a (cc) ve ahiret gününe iman etmiyorlar mı? Doğduğunuz ana-babayı, zamanı, mekanı, derinizin rengi ve cinsiyetinizi siz mi seçtiniz. Bütün bunlar bir atifet-i ilahiye değil mi? Yaratılıştan gelen özellikleri üstünlük sebebi saydığı için Şeytan lanetlenmedi mi? O zaman “fikri kavmiyyet” nereden geliyor. Aile içinde üstünlük iddiasının arkasındaki akıl Şeytani bir akıl değil mi?

Müslümanların bir çoğu Amentü’ye inandık diyorlar da Kadere, rızka, ecele inanmıyorlar sanki. Zaten ötekileri saymıyorum. İşte bu Şeytani akıl başımıza bela etmedi mi o ailenin köküne kibrit suyu döken malum sözleşmeleri. Buna itiraz edenleri linç etmek için her yolu deneyen siyaset, bürokrasi, sermaye, Media, akademideki uluslararası sistemin dümen suyunda gidenler işledikleri cinayetin ne zaman farkına varacaklar göreceğiz. Korkarım onların çoğunun hesabı mahşer’e kalacak!

Aslında bu sonuçta herkesin payı var. “Ben yolumu kaybettim, yolların günahı ne!” diyebiliriz de, en büyük sorumluluk, siyasetin, bürokrasinin, akademinin, eğitimin, Media’nın ve STK‘ların, Diyanetin sorumluluğu var. Birileri Fıtrat’a yönelik tehditler karşısında sustular. Şimdi, global resetçilerin, Satanist, Pedefolik Siyonistlerin eline düştük. “Terörsüz Türkiye” diye, modası geçmiş, işi bitmiş bir terör örgütü ile oyalanırken ülke “Siber teröristler”in eline düştü. BioHacker’ler emir bekliyorlar. Yapay zeka ver sosyal media herkesin sabıka (!?) kaydını tutuyor. “Akılsızlık” edip akıllı ev, araba, şehir, telefonların peşine düşenler, aslında her biri bir yabancı ülkenin istihbarat elamanı gibi duyduğu her şeyi bir yerlere iletiyor. Ve kendileri için tehdit oluşturan düşmanları için siber kapılar açıp yollar döşüyorlar adeta. Starlinkler’le ve siber ağlarla dünya kuşatıldı ama bir çok kişi hala bunun farkında değil. Chemtrails’lerle tepemizden zehir yağdırıyorlar, havamızı, suyumuzu, toprağımızı kirletiyorlar. Bitkiler ve hayvanların geni ile oynuyorlar. Bitkilerin ve diğer canlıların başına gelenler bizim de başımıza gelecek.

Benim açımdan kurban keserek tekbir sesleri ile genelev açmakla, 5G ve diğer benzeri teknolojiler ve geni ile oynanmış tohumlar kullanarak toplumu ifsad eden teknolojileri dualar ve tekbirlerle açmak arasında fazla bir fark yok. Biri ahlakı, ötekisi fıtratı bozuyor. Şeytanın Kalu Bela zamanında söylediği gibi bugün fıtrata karşı açılan savaşta, bu savaşın savaşçıları Veresüşşeytan’dır. Bu cinayetlere yardım edenler, uluslararası sistemin peşinde koşanların, siyasi emellerini onların siyasi emelleri, şahsi çıkarlarını onların çıkarları ile tevhid edenlerin vay haline! Bütün bunlar olurken bu cinayetler karşısından sessiz kalanlar da bu suça iştirak etmiş sayılacaklar.

Sahi Trump neyin peşinde, Fink niye geldi, NATO’nun bizim ülkemizle ilgili planları ne? Korkarım onları planlarını hayata geçirmek için ülkemizdeki çatışan tüm taraflara destek veriyorlar. Aynı ülkenin çocuklarının kanları ve gözyaşları üzerinden kendilerine ekonomik ve siyasi kazanım elde ediyorlar. Ve bizi korku, panik içinde ne yapacağını bilmeyen kalabalıklara dönüştürmek için son günlerde yaşananlara benzeyen planlar yapıyorlar.

Selam ve dua ile…

Abdurrahman Dilipak

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.