islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,8573
EURO
52,8184
ALTIN
6.966,26
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
16°C
İstanbul
16°C
Az Bulutlu
Pazar Parçalı Bulutlu
16°C
Pazartesi Az Bulutlu
18°C
Salı Çok Bulutlu
19°C
Çarşamba Yağmurlu
13°C

Çocuk Cinayetlerin YaygınTürü

Çocuk Cinayetlerin YaygınTürü
20/09/2024 09:17
A+
A-

Kız çocuklarına karşı caniyane muameleler modern zamanlarda da devam etmektedir. Üstelik neredeyse dünyanın tamamı bu cinayetlere iştirak etmekte, iştirak etmekle kalmayıp savunmaktadır.

2011 yılında açıklanan verilere göre, istenmeyen kız çocuklarından kürtaj yoluyla öldürülenlerin sayısı 163 milyona baliğ olmuştu. Gazetelerde yer alan haber şöyle: “Milyonlarca bebeğin öldüğü felaketin adı ne savaş ne doğal afet ne de salgın hastalık… Kız bebekleri kabul etmeyen aileler dünya genelinde adeta bir “katliam”a yol açıyor. 1970’lerden başlamak üzere, özellikle Çin ve Hindistan gibi ülkelerde erkek çocuk isteyen aileler, doğum öncesi bebeğin cinsiyetinin kız olduğunu tespit ettiklerinde kürtaja yönelmeye hız verdiler. 40 yılı aşkın bu süre zarfında kürtajla alınan kız bebeklerin sayısının toplamda 163 milyonu bulduğu anlaşıldı.” (Yeni Şafak, 20 Haziren 2011.)

Bugün de suçsuz ve savunmasız kız çocukları daha anne karnında ceninken öldürülmekte, buna “istenmeyen gebeliklerde kürtaj yoluyla fetusun tahliyesi” adı verilmektedir. Kürtajın serbest bırakılmasını savunanlar, öne sürdükleri gerekçelerin dışında başka gerekçelerle bebeklerin öldürüldüğü gerçeğini itiraf etmek istemezler. Gizlenen gerekçe kız çocuklarının sırf cinsiyetlerinden dolayı kürtaj yoluyla aldırılmasıdır. Pek telaffuz edilmese de, cahiliye Araplarında gözlendiği üzere, bugün de söz konusu uygulama insan neslinin kız/kadın cinsine karşı kullanılan caniyane bir suç fiili olarak sürmektedir.

1989 yılında İstanbul Üniversitesi Çocuk Sağlığı Enstitüsü Tıbbi Genetik Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Memnune Yüksel, gelişen tıbbi imkânlara bağlı olarak bebeğin anne karnında cinsiyetinin tespit edilebilmesiyle kız çocuklarının düşürüldüğünü veya kürtajla aldırıldığını söylüyordu: Kromozomların fazla ve eksikliğini tespit etmek amacıyla yapılan test sonuçlarını 30 haftaya kadar ailelere söylemediklerini belirten Yüksel şu gerekçeyi öne sürmektedir: “Tespit ettiğimiz cinsiyeti kesinlikle ailelere söylemiyoruz. Cinsiyeti söylediğimiz zaman ailelerin bunu başka amaçlarla kullanabileceklerini çok iyi biliyoruz. Özellikle Doğu Anadolu’da nüfus planlaması yönünden kız çocukların alınmasının gerekli olduğu inancında olan doktorlar bile bulunmaktadır. İnsan olarak şiddetle bu uygulamanın karşısındayız, tedbirlerimizi alıyoruz.”

Türklerin kız çocuklarına olan bu olumsuz tutumları Almanya’da bu yöndeki bazı uygulamalara yasak getirilmesine sebep teşkil etmiştir. Sitogenetik Laboratuarı (kromozom tayini) Şefi Dr. Seher Başaran, 7 yıl çalıştığı Almanya’nın Münster Üniversitesi İnsan Genetiği Enstitüsü’nde, Türkler nedeniyle cinsiyet tayininin ailelere söylenmesinin yasaklandığını söyleyerek şunları kaydediyordu: “Anne karnında sakatlıklar ve dolayısıyla cinsiyet tayini Almanya’da 1983-84 yıllarından beri yapılmaktadır. Başlangıç yıllarından itibaren biz ailelere çocukların cinsiyetini söylemekteydik. Ancak 1986 yılında yapılan bir çalışmada Türklerin bu işi kötüye kullandıkları öğrenildi. Yani doğacak çocuk kız ise ailelerin bunu aldırdığı tespit edildi. Bunun üzerine Almanya’da Türkler gerekçe gösterilerek cinsiyetin açıklanması yasaklandı.” (Hürriyet, 24 Mayıs 1989.)

Maalesef söz konusu zihniyet ve uygulama son bulmuş değil, fırsatını ve imkânını bulanlar, kız çocuklarını kürtaj yoluyla aldırma yoluna gitmekte bir beis görmüyorlar. Bu amaçla 2005 yılında AK Parti Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl, çocuklarda bilimsel deney yapılmasını şartlara bağlayan ve çocuğunu cinsiyetinden dolayı düşürtenlere ceza verilmesi için kanun teklifi vermişti. Erdöl teklifinde, 5237 sayılı TCK’nın “İnsan Üzerinde Deney” başlıklı 90’ncı maddesinde, çocuklar üzerinde hiçbir sûrette bilimsel deney yapılamayacağı hükmünün sakıncalar doğurabileceğini bildiriyordu. Erdöl ayrıca, başkalarından alınan üreme hücreleriyle çocuk sahibi olunabildiğini hatırlatarak, bu şekilde çocuk yapılmasının soy bağını karıştırdığını, tıbbi zorunluluk olmaksızın sırf cinsiyetten dolayı çocuk düşürtmenin de suç olarak tarif edilmesinin gerekli görüldüğünü ifade ediyordu (Yeni Şafak, 12 Mart 2005).

Daha trajik olanı Hindistan’da süren uygulamadır. Maharaştra eyaletinde kız çocuğu istemeyen aileler yasa dışı yollarla çocuklarını aldırıyor, fetus cinayetlerini örtbas etmek için köpeklere yediriyorlar. Beda şehrindeki bir klinikte sırf bu amaçla beş köpek beslendiği ortaya çıktığında herkes hayretler içinde kalmıştı. Bu utanç verici cinayetleri Kamu Sağlığı Bakanı Sûreş Şetyy’nin de doğrulaması trajedinin başka boyutunu teşkil etmekteydi. Eyalette yaygın olan kürtaj istenmeyen kız çocuklarını öldürme amaçlı yapılmaktadır. (Hürriyet Planet 24 Mayıs 2012). Başka eyaletlerde ise öldürülen ceninler için özel kuyular yaptırılmış. Benzer şekilde Çin Halk Cumhuriyeti’nde kürtaj doğrudan ve amir bir devlet politikası olarak uygulanmaktadır. Bir çocuktan fazla doğumlara izin verilmeyen Çin’de nüfus artışını kontrol etmek amacıyla ikinci çocuğa hamile kalan kadınlar kürtaja mecbur edilmektedirler.

Bütün bunlar bilim, teknoloji, ekonomi, iletişim ve ulaşımda olağanüstü gelişmelerin kaydedildiği modern çağda, aslında uygarlığın cahiliye döneminden çıkmadığını göstermektedir.

Ali Mehmetoğlu

MİRATHABER.COM -YOUTUBE- 

 

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.