
Peki Allah tasavvurumuzun içini nasıl ve ne ile dolduracağız?
Kur’an’a göre merhameti kendine ilke edinen Yaratıcımızın değer ve ilkeleriyle dolduracağız.
“Kime aittir göklerde ve yerdeki her şey?” diye sor! “Kendisine merhameti ilke edinen Allah’a aittir” diye cevap ver.”(En’am,6/12)
Allah’ımızın merhamet eksenli başat nitelikleri, RAHMÂN-RAHÎM’dir.
RAHMÂN: Allah’ın merhametinin bolluğunu esas alırken;
RAHÎM: merhametinin sürekliliğine vurgu yapar.
Rabbimizin 99 esma-i hüsnâsının her biri, Rahman-Rahîm esma’sının bol ve süresiz merhamet ilkesinden pay alır. Hepsi de O’nun merhamet ve şefkatinden etkilenir, merhamet boyası ile boyanmamış ilâhî bir isim yoktur.
Mesela CEBBAR isminin, Rahman-Rahîm’in, rahmet-merhametinden etkilenmemiş şekliyle anlamı; iradesini zorla dikte ettiren/kabul ettirendir. Oysa rahmet-merhamet eksenli CEBBAR; milyarlarca gezegenden oluşan evreni, koyduğu yasa ile kozmik bir sisteme dönüştürerek, tek bir parça halinde yürüten, işleten, çalıştıran varlık demektir.
Şimdi bu iki tanımdan hangisi, el-Vedûd/hem seven, hem de sevilmeyi hakeden ve isteyen Allah’ımız ile örtüşendir? Elbette ikinci anlam, evreni nasıl bir rahmet-merhamet, ahenk/uyum ve süreklilikle çalıştırdığını ifade etmektedir.
Nitekim Spinoza ve Einstein’ın: “Benim inandığım Allah, sizin inandığınız tanrı değildir. Benim inandığım, doğaya yasa olarak sinen Allah’tır. Nitekim ben güneşin her gün doğacağı garantisini, onun koyduğu bu değişmez yasadan anlıyorum.” ifadesi, Allah’ın rahmet-merhametle yeryüzüne ve varlıklara tecellisini ne güzel anlatmaktadır.
Peki Allah bizim dünyamızda kendini nasıl gösteriyor? Ceberût bir tanrı dersek; iyiye de kötüye de, kurda da kuzuya da, iman edene de inkar edene de doğan güneşe, yerden biten rızka, süre gelen doğumlara ve bize verilen iyi, doğru, güzel değerlere, insanî ve ahlâkî prensiplere ve iyiliklere ne demeli? Yoo Allah’ın lutfettiği bu hayatı, kazanılmış ve otomatik bir hak olarak görmeyelim lütfen. Bilakis bizi bekleyen kutsal bir yük , sorumluluk, duyarlılık ve yeryüzü halifeliği, kalfalığı, ana merhametiyle icra edilecek insanlık görevi bizi beklemektedir. Beleş hayat yok; gerçekten Rahmanın kulu isek, yeryüzündeki kolu biziz biz…
Ey insan! Allah’ı rahmet-merhamet ilkesi olarak düşünüyorsak; evet, elbette O öyledir. O halde biz de öyle, varlığa ve insanlığa rahmet, şefkat, merhamet ve iyilik elçisi ve işçisi olmalıyız inşallah.
NURİ ÇALIŞKAN
İSLAMİ HABER ‘MİLAT’ -YOUTUBE-
Rabbimizi hakkıyla takdir edebilmek şöyle dursun, O’nun şiddetli, gazabına sebebiyet veren fasıkların, munafıkların meth*u sena esilip, övülmesini çok iyi beceriyoruz diyorum. Ne diyebilriz ki, zaman ahir zaman ve yaşadığımız herolumsuz şey de birer Kıyamet Alameti !…Allah sonumuzu hayreyelesin !