islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,7144
EURO
55,1170
ALTIN
6.731,41
BIST
13.811,60
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
30°C
İstanbul
30°C
Parçalı Bulutlu
Salı Az Bulutlu
29°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
30°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
30°C
Cuma Parçalı Bulutlu
29°C

CUMA HUTBELERİ: 20 MİLYON KİŞİLİK MİNBERE, SIFIR DİKKAT!

CUMA HUTBELERİ: 20 MİLYON KİŞİLİK MİNBERE, SIFIR DİKKAT!
A+
A-

CUMA HUTBELERİ: 20 MİLYON KİŞİLİK MİNBERE, SIFIR DİKKAT!

VİDEO YORUM

Bir cuma günü düşünün…

Türkiye’nin dört bir yanında camiler doluyor. Milyonlarca insan aynı anda susuyor ve minberden yükselen söze kulak vermesi bekleniyor.

Belki 20 milyon insan…

Hiçbir televizyon kanalının, hiçbir reklam kampanyasının kolay kolay ulaşamayacağı kadar büyük bir kitle.

Üstelik insanlar orada. Minber orada. Kulaklar orada.

Peki ya söz?

Bugün bazı camilerde hutbe okunurken insanların telefonlarıyla meşgul olduğunu, sosyal medyada gezindiğini, hatta başka içerikler izlediğini görüyoruz.

Elbette bu doğru değil.

Cuma hutbesi sıradan bir konuşma değildir. Cuma, Müslümanların haftalık bayramıdır. Peygamber Efendimiz’in buyurduğu gibi, “Üzerine güneş doğan günlerin en hayırlısı cuma günüdür.”

Fakat burada sadece cemaati suçlamak da meseleyi çözmüyor.

Çünkü asıl sormamız gereken soru şu:

Acaba biz ne anlatıyoruz?

Gençlerin derdine dokunabiliyor muyuz? Ailenin dağılan yapısını, toplumun yaralarını, ahlâkî çözülmeyi konuşabiliyor muyuz? Dünyada yaşanan zulümleri, Gazze’nin acısını, komşuluğu, adaleti, kul hakkını, merhameti anlatabiliyor muyuz? Faizin insanı ve toplumu nasıl esir aldığını, zinanın aileyi ve nesli nasıl yaraladığını yeterince gündeme getirebiliyor muyuz?

Ve belki de en önemlisi…

Seküler hayatın insanı nasıl dönüştürdüğünü anlatabiliyor muyuz?

Dünyayı merkeze alan, ahireti hayatın dışına iten bir anlayışın Müslümanın kalbini nasıl değiştirdiğini; insanın Rabbinden uzaklaştıkça yalnızca ahiretini değil, dünyadaki huzurunu ve istikametini de kaybedebileceğini anlatabiliyor muyuz?

Çünkü hutbe, sadece metni tamamlamak için okunmamalı.

Hutbe, hayatımıza dokunmalı.

Bir de hitabet meselesi var. En güzel mesaj bile tekdüze bir okuyuşla, ruhsuz bir tonlamayla ve halkın günlük dilinden kopuk bir üslupla anlatıldığında kalbe ulaşamayabilir.

Oysa elimizde her hafta milyonlarca insana ulaşan eşsiz bir imkân var.

Minber var. Cemaat var. Zaman var.

Öyleyse sadece cemaate,

“Telefonunu bırak, hutbeyi dinle” demekle yetinmeyelim.

Biraz da kendimize soralım:

“Biz bu insanlara ne söylüyoruz ki bizi dinlesinler?”

Çünkü mesele sadece hutbenin dinlenmesi değil…

Minberden yükselen sözün, milyonlarca kalbe ulaşabilmesi.

“Hutbeler kalplere ulaşabiliyor mu?”  bunu sorgulayalım…

Hutbe sadece okunmasın.

Hutbe hissedilsin, hutbe yaşansın ve hutbe  kalbe dokunsun.

Diyanet’e Bir Teklifimiz var: Cuma Hutbesinin Reklamını Yapalım

Burada Diyanet İşleri Başkanlığı’na bir teklifimiz var:

Cuma hutbesinin reklamını yapalım.

Perşembe gününden itibaren televizyon kanallarına kısa reklamlar verilsin.

Kamu spotu şeklinde değil; gerçek anlamda, dikkat çekici ve merak uyandırıcı bir reklam…

Mesela:

“Bu cuma minberde: Aile neden dağılıyor?”

“Bu cuma: Faiz hayatımızı nasıl kuşatıyor?”

“Bu cuma: Sekülerleşme Müslümanın hayatını nereye götürüyor?”

İnsanlar daha cuma gelmeden hutbenin konusunu duysun, merak etsin, zihninde bir soru oluşsun.

Çünkü bugün bir maçın, dizinin, filmin veya ürünün reklamı günler öncesinden yapılıyor.

Milyonlarca insanın dinleyeceği cuma hutbesinin neden reklamı yapılmasın?

Diyanet televizyonlara reklam versin.

Cuma hutbesinin reklamını yapalım.

Belki o zaman cuma günü minberden yükselen söz, sadece camide bulunan milyonlarca kulağa değil, o kulakların dikkatine de ulaşır.

Çünkü 20 milyon kişiye ulaşmak başka, 20 milyon kişinin dikkatini çekmek başka.

Ve…

20 Milyon kişinin kalbine girmek ise bambaşka...

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.