islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
33,0413
EURO
35,9402
ALTIN
2.546,09
BIST
11.156,20
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
35°C
İstanbul
35°C
Açık
Pazartesi Az Bulutlu
31°C
Salı Parçalı Bulutlu
31°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
30°C
Perşembe Az Bulutlu
29°C

DEPREM KARŞISINDA DEVLET ERKİ’NİN TUTUMU

DEPREM KARŞISINDA DEVLET ERKİ’NİN TUTUMU
20 Şubat 2023 09:46
A+
A-

Büyük devletler, büyük olaylar karşısında, çaresizlik ve bunalım psikolojisine düşmeden, tedbirler almak suretiyle problemleri çözmede başarılı olmanın yol ve yöntemlerini aramak zorundadırlar.

Siyaset,  bir bakıma problemleri çözme ve devleti idare etme sanatıdır. Gerçekten siyaset adamının düşünce ve teorik çıkışları, en kısa zamanda pratiğe dökülmezse, sözler askıda kalır, halkın inanç ve güveninde de bir sarsıntı meydana gelir.

Halk, sürekli olarak, sözlerle aksiyonu karşılaştırır, gerçekleştirilen söz ve düşünceleri, devlet adamının lehine, gerçekleştirilmeyenleri de terazinin öbür kefesine kor ve siyaset adamını tartarak hükmünü verir.

Her yurttaşın kafa ve gönlünde olup biten bu iç tartı neticesinde, siyasi tecrübeleri değerlendirme yoluna gitmek suretiyle kullanacağı oylarla kendi siyasi tercih ve anlayışını ortaya koyar. Ülkeyi idare eden ve yüz yıldır devletin kılcal damarlarına kadar girmiş olan İttihat ve Terakki zihniyeti, hikmetli devlet adamından çok bir kahraman yaratma cihetine gitmiştir her zaman.

Siyasi, iktisadi, hukuki, ahlaki ve bilimsel alanlar, son derece sorunlu olan ülkede, bu yüzden de halkı temsil etmeyen, son yüz yılda bazı yenileşme çabalarına girişen bu anlayış, Cumhuriyet döneminde, pansuman tedbirlerle anakronik problemleri çözmeye çalışmış ve her defasında başarısızlığa mahkûmm olmuştur ne yazık ki…

Cumhuriyet dönemindeki cemaatler, tarikatlar ve oluşumlar, devleti kutsallaştırdıklarından, devletin başındakilerinin yanlış icraatlarını hiçbir zaman tenkit edememiş, böylece siyaset adamı da gerçek ve doğru yolu bulamamıştır.

Dini hayatta olduğu kadar idarede de, bir tecdit, bir yenileme, bir rönesans, bir diriliş gerçekleştirilememiştir Ortadoğu coğrafyasında. Taklit, tekrar, alışkanlık, gelenek ve görenek, ezber ve taassup, her alana egemen olmuş ve Ortadoğu’daki ülkeler bir türlü feraha kavuşamamıştır.

İki binlerden sonra kurulan Ak Parti ve onun “çatal yürekli”, “gözünü budaktan sakınmayan”, “omurgalı”, “dik-duran” “karizmatik” lideri, bu rövanş politikasını, demokratik seçimlerle iş başına gelip, devlet gücünü önce parti ile sonra da kendisi ile özdeşleştirerek yürüttüğü görülmektedir.

Muhafazakâr kesim de, aradığı “Lider”i bulduğu için, peşini bırakmamıştır. Söz konusu olan tarihi hafıza ve görev, onu, hikmetli bir “Devlet Adamı” olmak yerine; bir “Kahraman” olmaya sevk etmiştir. Kahramanlığının başlangıcında okumuş olduğu şiir “Minareler süngü/Kubbeler miğfer/Camiler kışla/Müminler, asker” bunun bir nevi dışavurumudur.

Devlet Başkanının, “Hakikat ” ile özdeşleştirilmesi, siyaseti, “Hukuki” yani Anayasal çerçevede, kurum, kural, istişare ve uzlaşma ile yürütme yerine; daha çok, etrafındaki danşmanlar, kendi “doğru”larını empoze ile yürütmeği yeğlemişlerdir.

Son depremdeki gelişmeler ve kurtarma ekibinin “Afad” adı altında tek bir makama havale edilmesi ve bu idareciler tarafından yürütülmesindeki başarısızlık, devlet idaresinin ve bürokrasinin, biraz da kendilerini aydın gören “İlahiyatçı” ekiplere teslim edilmesinden kaynaklandığı görülmektedir.

Geniş bir bölgede meydana gelen deprem olayını kadere havale etmek, başını yukarıya kaldırmış, sihirbazların oyununu seyreder gibi yerden göğe vuran başarı tuluatını gözlemekle eş değerdedir.

Erdemlik ve erginlikle tüm tedbirleri ve fiziki şartları yerine getirdikten sonra, deprem karşısındaki sorumluluk bilinciyle hareket eden bir devlet anlayışı ve toplum bilinci, hasar ve ziyanları en alt düzeye indireceği kuşkusuzdur.

Milletin tek bir yürek halinde ve halkların birbirilerine kenetlendiği bu olaydan gereken dersler çıkarılarak idarede reforma gidilmesini zorunlu kılmış ve deprem olayındaki realite, “tek el” ve “yetkilerin tek bir elde” toplanması anlayışını alt üst etmiştir.

Davranış ve tutum sertleşmelerini, mutlaka devlete karşıymış gibi yorumlanmamalıdır. Diyaloğun bir ucu hesaba çekilirken onun davranışının ana kaynağının karşı ucun davranışları olduğu unutulmamalıdır.

Şakir Diclehan

 

 

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.