
DİN, İMAN, İSLAM EN İYİ DE YA BİZ, EN İYİ MİYİZ?…
Affedersiniz içmediği halde içki muhabbeti yapan kimse, hiç sarhoş olur mu? Elbette olmaz.
Teşbihte hata olmasın ama; din iman da buna benzer. Söylemiyle övünerek, “Müslümanım elhamdülillah” diyerek, gerçekten mümin-Müslüman olur mu insan?
“Ben dedim oldu” diyecek yetki, selâhiyet ve ferman elimizde mi?
“ Erkek-kadın kim olursa; Salih amel/ıslah edici iyi,doğru, güzel işler yapan kimse MÜ’MİNDİR.”(Nahl,16/97) ölçütünü koyan Rabbimizdir.“İnsanların canları ve malları hususunda kendisinden emin oldukları/mutlak güven duydukları kimse MÜ’MİNDİR.”(Buhari,1/15,hn.9) diyen de sevgili peygamberimizdir.
İman güven kaynağıdır. İmanının ciddiyeti ile kendisine güvenilen insanın adı da elbette MÜ’MİNDİR. Sözün Özü din ilmi, amel/eylem ilmidir. İlm-i halimizdir. Yani İslamı, imanı sadece sözde kalmış bir din olarak değil; yaşamımızın her alanına rengini, formunu, ciddiyetini ve ahlakını hakim kıldığımız din, dünyamızı da mutlu, âhiretimizi de mutlu kulacaktır Allahın izniyle. Gerisi kendiliğinden gelecektir; göreceksiniz.
Unutmayalım ki el duamız bitmeden, dil duamız boş bir lakırtıdan ibarettir. Evet önce fiili dua, sonra kavli/sözlü dua ilkemiz olsun lütfen.
Bizler mü’min, müslüman olarak ilahi bir sisteme, değerler, ilkeler ve ahlaki prensipler dünyasına bağlıyız. Kendimizi uluorta piyasa hayatına kaptıramayız. Rabbimizin, kitabımızın ve efendimizin öğrettiği o iyi, doğru, güzel değerler ve ilkeler yaşamımızın her noktasında bizlerde tecelli etmeli. Zira iman ve amel/eylem etli tırnak-çatlı parmak misali ikiz kardeştir. Ayırıp da ağlatmayalım ikiz kardeşleri, gönülleri, gözleri ve imanları.
Amelsiz iman, eylemsiz din, maalesef ideolojiye dönüşür. Şimdi diyeceksiniz ki din hiç ideoloji olur mu? Niye olmasın?elbette olur. “ Havanda su döven” işi slogan ve reklama döken İslamcılık maalesef tam bir ideolojidir. Nerede ci-cu, cılık-culuk varsa orada ciddiyet, samimiyet yerini gösterişe, kuru bir söyleme ve reklama bırakmıştır artık.
Hikaye bu ya Nasreddin hoca şeytanla karşılaşmış ve ona: Moğollar’dan çektiğimiz yetmezmiş gibi bir de karşımıza bize saldıran değişik askerler çıktı. Yoksa onlar senin askerlerin mi? Şeytan evet dedi.
— Ama onlar Allah, Allah diye saldırıyorlar?
— Ne diye saldıracaklardı; şeytan-şeytan mı deselerdi?
Vay anasına be! Şeytan ve askerleri de Allah’la aldatıyormuş insanı.
Kardeş ne insan şeytanı, ne iç şeytanı/ego ve dürtülerimiz seni, beni ve bizi, hangi kartla gelirse gelsin ayartamasın!
Rabbim iman ve amelimizle, iyilik ve ibadetimizle, ciddiyet ve samimiyetimizle bizleri daim MÜ’MİN eylesin inşallah…
NURİ ÇALIŞKAN
YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYERET EDİNİZ.
MİRATYOUTUBE