islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
16,0829
EURO
17,2642
ALTIN
963,82
BIST
2.376,48
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
26°C
İstanbul
26°C
Açık
Çarşamba Açık
26°C
Perşembe Az Bulutlu
24°C
Cuma Az Bulutlu
25°C
Cumartesi Az Bulutlu
26°C

Dini Bilgi Ve Akıl

Dini Bilgi Ve Akıl
19.01.2022
A+
A-

Toplumumuzda dini bilgi düzeyi konusunda ciddi problemler var. Bunu gazetelerdeki haberler, kimi tarikat ve şeyhlerin yaptıkları fiiller ve konuşmalarda, kısacası gündelik vakalarda rahatlıkla görebilmekteyiz. Bunun birçok sebeplerini saymak mümkünse de, biz temelde üç sebep üzerinde duracağız. Birincisi; eğitim sürecinde yeterli dini bilginin alınmaması. İkincisi; dini bilginin sağlıklı bir şekilde uygun bir yerden alınmaması ve üçüncüsü de; toplumda yaşayan din anlayışı.

Birçok haberlerde görmüş ve etrafınızda duymuşsunuzdur. Şeyh olarak ortaya çıkıp müritleriyle uygunsuz ilişkilere girenler, şeyhin gördüğünü iddia ettiği rüyalara göre hareket edenler, sürekli uçtu kaçtı hikayeleriyle insanları kandıranlar, öte dünyaya yönelik yapılan vaatler, verilen ümitler vb. ile dini insan üzerinde manevi baskı aracı olarak kullananlar. Burada olayların iki tarafı var. Bir, bu iddiaları dile getirenler. İkincisi de, bu iddialara kananlar. İnsan, bu şeyh ya da hocaların iddialarını duyunca, kişilerin bunları aklı ve dini bilgisiyle reddetmesini bekliyor. Bu sebeple ben kandıranlar kadar kananları da suçluyorum açıkçası. Zira meydana gelen olaylar en başta akılla kabul edilemez şeylerdir. Aslında din de bunların hiçbirine izin veriyor değildir.

Biz önce yukarıda saydığımız üç sebepten üçüncüsü ile başlayalım. Toplumdaki din anlayışı, dini bir olağanüstülükler, mucizeler, rüyalar ve mitolojiler üzerinden kurmuş görünmektedir. Böylece çevreden duyma bilgiler ile olağanüstülükler gösterdiği iddia edilen kişilere aşırı bir tamahla bağlanılıyor. Bir de çocuğu olmama, evlenme, eğitim, hastalık gibi sorunları varsa, kısa yoldan bu sorunları halletme isteği onu olağanüstülüklere daha çabuk bağlıyor. Ardından gelsin hikayeler; falan yerdeki hoca şu işi hallediyormuş türünden rivayetler. Bir kere dini bu tür olağanüstülüklerle özdeşleştiren ve tüccar mantığıyla hareket eden anlayışlara kesinlikle prim verilmemelidir. Çünkü bunlar birer safsata olup, İslam’da yeri yoktur.

Diğer yandan bazı şeyh ya da hocaların dini manevi bir baskı aracı olarak kullanmaları söz konusu olmaktadır. Bu durum kişilerde mutlaka bu hocalara uyulması gerektiği; uyulmadığı taktirde ilahi cezaya uğranılacağı fikrini doğurmaktadır. Cennet vaatleri, dünyevi ve manevi ümitler, bir yere tabi olduğunda kesin cennete girileceği söylemleri hep bilinmektedir. Fakat bunların hepsi bir safsatadan ibarettir. Hangi hoca ya da şeyh kendisi cenneti bulmuş da etrafa cömertçe dağıtmaya kalkıyor? Bir kere bu akılla ve dinle sorgulanmalı. Üstelik de hocanın dediğini yapmadığında ilahi cezaya uğranılacağı düşüncesi de kökten yanlış. Çünkü Allah bir kişinin istekleriyle hareket etmez; Onun adaleti var.

Bu konuda bir diğer sıkıntı da rüyalara dairdir. İnsanlar bazı şeyh ya da hocaların gördüğünü iddia ettiği rüyalarla yönlendirilmektedir. Görülen rüya ile bazı şeylerin yapılması gerektiği, oraya bağlı topluluğa anlatılmakta ve onlardan bazı yükümlülükler beklenmektedir. Bir kere şeyh ya da hocanın o rüyayı görüp görmediğini bilmiyoruz; yani bilgi olarak bilmiyoruz. Bütün iyi niyetimizle  o rüyayı gördüğüne inansak bile, İslam açısından bu rüya gören kişinin dışında kimse için bir bilgi ifade etmez ve kimseyi de bağlamaz. Bir kişi bana gelse ve dese ki; ben bir rüya gördüm ve bu rüyaya göre şöyle hareket etmeliyiz. Ben de ona “git kendin yap, o rüya benim için bir bilgi ifade etmez” derim.

Bu sebeple,en başta din anlayışını olağanüstülükler üzerinden kurmaya bir son vermek lazımdır. Peygamberlik müessesesi ve vahiy bu anlamda Hz. Peygamber’le (SAV) bitmiştir. Peygamberin vasisi, veyaletçisi vb. kurumlar ihdas edilerek bunu sürdürenler açıkça İslam’a ve akla aykırı davranmaktadırlar. Gelecek yazımızda inşaalah ilim, bilgi ve seviyeleri üzerinde durmaya çalışalım.

MUSTAFA TEKİN 

Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.