islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
9,4954
EURO
11,0618
ALTIN
548,17
BIST
1.519
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
18°C
İstanbul
18°C
Parçalı Bulutlu
Perşembe Parçalı Bulutlu
16°C
Cuma Çok Bulutlu
17°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
17°C
Pazar Sağanak Yağışlı
18°C

Fatiha Suresinin Mesajlari (6)

Fatiha Suresinin Mesajlari (6)

Fatiha suresinin verdiği mesajlardan biri çok önemlidir. Bu mesaj Kâinatın yaratılışı sürecinde değişmez bir sistem olarak konmuştur. Allah Teâlâ yeri ve gökleri yaratmak istediği süreçte onlara: “İsteyerek de olsa, istemeyerek de olsa vücuda gelin!” Onlar da: “itaat ederek geldik.” dediler. (Fussilet:41/11) Artık her şey bu sistem üzere varlığa kavuşmuş oldu.

İnsanın varlığı ve hayatı da bu sisteme bağlıdır. İnkârcı ateistler de bu sistem dışına çıkamazlar, Allah’tan “bana dönün” emri gelince itaatin dışında hiçbir tercih kullanmadan dönüverirler. Bütün ömürlerini inkârla geçiren bu insanlar bile hiçbir itirazda bulunamadan bir nefeste o itaat sistemi içinde ve bütün itirazlarını sahipsiz bırakır, tıpış tıpış giderler.

İtaat medeniyeti çerçevesinden çıkan kim olursa olsun, kendini ve çevresini belirsiz ve umutsuz bir girdaba sürüklemiş olur. Fatiha suresinde geçen ve kendilerine nimet verilmiş olarak zikredilen peygamberlerin, sıddıkların, şehitlerin ve salihlerin hepsi itaat sisteminin ayrılmaz ve kopmaz değerleridir. Bunların hepsi itaatte ilâhî sisteme ters düşmezler.

Mükemmel bir itaat sistemi mevcut olan Kur’an’ın âmir hükümleri çok açıktır. Son peygamber Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e bile itaat tahdidi konulmuştur; … Kalbini zikrimizden gafil bıraktığımız kimseye itaat etme. O keyfinin ardına düşmüş ve işi haddini aşmak olmuştur. (Kehf:18/28) İtaat, toplumlarda en sağlam ve en verimli sosyal olgudur. Sistemin temel kurallarından biri; “Allah Teâlâ’ya isyan olan yerde, kula itaat yoktur.” Bunun en çok sıkıntısını çeken Hazreti Nûh aleyhisselam’dır. Hazreti Nûh aleyhisselam, oğlunun tufanda boğulmasında yüreği yanmış baba olarak; Nûh Rabbine dua edip şöyle dedi: “Ey Rabbim! Elbette oğlum, benim ailemdendir. Senin vaadin haktır, Sen hâkimlerin hâkimisin.” Böyle deyip niyazda bulundu. Allah şöyle uyardı: “Ey Nûh! O, senin ehlinden değildir. Çünkü o, sâlih olmayan bir amel sahibidir.  O halde bilmediğin bir şeyi benden isteme! Cahillerden olmaman için sana öğüt veririm.” (Hûd:45,46) Görülüyor ki, Peygamberler de itaat etme pozisyonundadırlar. İtaat, ancak Allah’a ve Onun adına olandır.

Peygamberlerden başta Hazreti Âdem aleyhisselam, yasak meyveden yedi cennetten çıkarıldı. Hazreti Yûnus aleyhisselam, kavmine gelecek azabın alametlerini gördü. Rabbinden emir almadan kavminden uzaklaştı. Allah Teâlâ Onu balığın karnına indirdi; Hani o, dolu bir gemiye kaçmıştı. Böylece, Yûnus kendini kınayıp dururken balık onu yuttu. Eğer o çokça tesbih edip zikredenlerden olmasa idi, elbette, onun karnında, dirilecekleri güne kadar kalırdı. (Saffat:37/140-144) Hazreti Yûnus aleyhisselam, balığın midesine inince kendini toparladı dua içerikli zikir yapmaya başladı; O balık sahibini de hatırla. Hani o, kavmine öfkelenerek gitmişti de bizim kendisini hiçbir zaman sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Derken o, karanlıklar içinde: “Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zâlimlerden oldum” diye yalvarmıştı. (Enbiya:21/87) Görülen o ki, itaat her yerde ve her zaman şarttır.

Hazreti İbrahim aleyhisselam, Şuayip aleyhisselam ve Salih aleyhisselam gibi peygamberler tavırlarını net olarak ortaya koymuşlardı. Hazreti İbrahim aleyhisselam, ateşe atılma pahasına putperestliğe karşı, büyük mücadelesini sürdürüyordu. Kâfirler Onu ateşe attılar. Daha alevler arasına girerken Cebrail Onu kurtarmak için yetişti. Fakat O yalnızca Allah’a dayandı. Allah ateşe, “Ey ateş, İbrahim’e serin ve selâmet ol, dedi.” (Enbiya:21/69)

Hazreti Şuayip aleyhisselam, kavmini “Allah’a kulluk edin, ölçü ve tartıya riayet edin, insanların eşyasını eksik vermeyin ve bozgunculuk yapmayın” diye uyarıyordu. Sürekli onları yapıcı bir dil ile uyarmaya devam ediyordu. “Allah’a istiğfar edin” diyordu. Onlar ise Onu tehdit ediyorlardı. Onu aciz görüyor ve “Eğer aşiretin olmasaydı, muhakkak seni taşlayarak öldürürdük,” diyorlardı. Hazreti Şuayip aleyhisselam, aşiretinin Allah’tan daha aziz olmadığını anlatarak kıyamete kadar gelecek bütün müslümanlara da geçerli mesaj veriyordu. Fatiha suresinin işaret edip Kur’an’ın yer yer açıkladığı çok önemli mesajları dünya müslümanları, tevhid sistemi çerçevesinde değerlendirememe bunalımı içindedirler.

Aziz ve Muntekim Allah Teâlâ, bunları masal olarak değil, mesaj olarak anlatır. 

Müslümanların bu mesajları almaları önemli! Esselamu aleykum.  

İlhan ORAL

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.