islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
13,7194
EURO
15,5684
ALTIN
786,58
BIST
1.910
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Sağanak Yağışlı
15°C
İstanbul
15°C
Sağanak Yağışlı
Pazar Çok Bulutlu
14°C
Pazartesi Çok Bulutlu
17°C
Salı Sağanak Yağışlı
15°C
Çarşamba Sağanak Yağışlı
14°C

HAYAT EVE SIĞMADI MAALESEF…

HAYAT EVE SIĞMADI MAALESEF…

Pandemi sebebiyle uzun süreler “Hayat eve sığar” sloganıyla evlerimize kapanmak zorunda kaldık ve oldukça da bunaldık. Bu süreç içinde de toplum açısından sosyolojik, fert bazında ise psikolojik sorunlarımız tavan yaptı.

Esnafımız zor durumda kaldı. Her ne kadar devletimizin desteği olsa da esnafımız, şu anda kendini toparlamaya çalışmakla meşgul. Birçok işyerinin kapanması, bazı şirketlerin batması, ekonomik yönden insanımızı sıkıntıya sokmakla kalmadı, psikolojilerini de bozdu.

Aile içi kavga ve şiddetin artması, bu dönemde boşanmaların çoğalması, Psikiyatri ve psikologların önünde bekleyen insanların iki üç katına çıkması, çoğumuzun gözlemlediği, bildiği ve üzüldüğü  sorunlar arasında…

İnsanın sosyal bir varlık olduğu noktasında zannediyorum ki hepimiz hemfikirizdir. Sosyal bir varlık olan insanın “Hayat eve sığar” denilerek evlere kapatılması, pandemi sebebiyle her ne kadar doğru gibi gözükse de günümüzde yaşanan olumsuz olaylara baktığımızda; pandeminin insanlara büyük zararlar verdiği yadsınamaz gerçekler arasında.

Pandemin asıl verdiği büyük zarar ise eğitim alanında oldu. Zira ekonomik zorluklar bir şekilde aşılabilir ama eğitim ve öğretimin sekteye uğraması, bir nesili kaybetmemize sebep olur ki bunun faturası toplumumuz açısından telafisi olmayan sıkıntılar doğurmaya gebedir.

Öyle de oldu…

Şu anda okullarımız açıldı ama sosyolojik ve pskolojik olarak insanlarımız çok zor durumda…

Pandemiyi sadece bir sağlık sorunu olarak  gördük ama maalesef yanıldık…

Pandemi ile bizleri öyle korkuttular ki, bu korku ile beyinlerimizi uyuşturdular, “hayat eve sığar” sloganıyla da bizleri hipnotize ettiler.

Sonrasında bütün dünyada ekonomiler sıkıntıya girmekle kalmadı, aç ve açıkta kalan insan sayısı arttı. Şu anda dünya üzerinde bir milyara yakın insan aç ve sağlıklı gıdaya ulaşamıyor…

Uzmanların, bu sorunların 2030 yılına kadar devam edeceğini söylemesi ise, bizleri endişeye sevk ediyor. Zira şu anda tüm dünyada olduğu gibi, düşürülemeyen bizde ki gıda fiyat artışları da düşündürücü boyutlara ulaştı…

Dünyanın dört bir yanında ki mülteci krizleri ise hepimizin malumu…

Pandemi krizinden tek karlı çıkan ise ilaç şirketleri…

Şimdi insanın aklına ister istemez şu soru takılıyor:

“İnsanoğlu olarak biz bunu hakketti mi?”

Evet maalesef hak ettik…

“Andolsun biz elçilerimizi açık mucizelerle gönderdik ve beraberlerinde kitap ve mizanı indirdik ki, insanlar adaleti yerine getirsinler…” (Hadîd, 57/25). Buyuran yüce rabbimizin emrine kulak vermedik ve bize indirilen mucize kitap Kur’an-ı Kerim’in hükümlerini hayatımıza hakim kılıp adaletle hükmetmedik. Mizanı yani kainattta ki dengeye muhalif yaşamayı, modernlik ve ilericilik olarak telakki ettik ve öylece de yaşadık…

“Şüphesiz biz herşeyi bir denge üzerine yarattık” (Kamer 49) ayetini unuttuk ve GDO’lu besinlerle Allah zülcelal hazretlerinin kainata koyduğu mükemmel dengeyi bozduk. Çok ürün almak adına toprağa attığımız kimyasal gübreler ile topraklarımızı öldürdük ve ürün veremez hale getirdik…

Su kaynaklarımızı hunharca yok ettik…

Hülasa…

Havayı, suyu, toprağı ve hatta uzayı kirlettik. En vahim olanı da ahlakı kirlettik. Ahlakı kirlenen bir toplumun ihya olması adeta imkansızdır…

Elimizde ki nimetlerin kadir ve kıymetini bilmek  ve şükretmek yerine, şımardık. Rabbim bize verdikçe daha fazlasını istedik. Aynen şu ayeti kerimede buyrulduğu gibi…

Elinizde nimet olarak ne varsa Allah’tandır. Sonra başınıza bir sıkıntı geldiğinde O’na yalvarırsınız. (Nahl Suresi 53)

Dünyanın debdebeleri arasında ölümü hiç aklına getirmeyen insanlar için pandemi, büyük bir travma yaşatmaya yetti. Hakbuki doğumla bu dünyaya gelen insan bir gün gelecek ve “Her nefis ölümü tatacaktır” ilahi emrine muhatap olacaktır. Ecel vaktini de hiç kimse ne öne alabilir ne de erteleyebilir. Ama günümüz insanının pandemi ve dolayısıyla ölümle korkutulması ve “hayat eve sığar” sloganıyla evlere kapatılması….

Sonuç olarak hayat eve sığmadı…

İnsanların ve toplumların psikolojisi yerle keksan oldu…

Dünya ekonomileri altüst oldu….

Şu anda bütün insanlığın bir kurtarıcıya ihtiyacı var. İnancımıza göre,yeni bir peygamber ve yeni bir ilahi kitap gelmeyeceğine göre, insanların arasında adaletle hükmedileceği ve huzur bulacağı yeni bir düzen yeni bir sistem kurarak bütün dünyaya örnek olabilmek elimizde aslında…

Beş temel esasın hayata geçirildiği o mükemmel sistemi ve düzeni oluşturmanın tam da zamanı… Zira  toplumda yaşanan her türlü kriz, bizler için yeni fırsatlara kapı aralayabilir…

1-Herkesin dini değerlerini, “Dinde zorlama yoktur” ve “sizin dininiz size, bizim dinimiz bize” ayeti kerimeleri mucibince rahatça yaşayabildiği,

2-“Kısasta hayat vardır” ayeti kerimesinin temel alındığı ve herkesin can güvenliğinin sağlanabildiği,

3-Faiz belasından bu milleti kuratararak kazançlarının bereketlendirildiği, ve çalışanların emeğinin karşılığını alabildiği,

4-Temiz bir neslin devamı ve zinanın önüne geçebilmek adına evliliğin kolaylaştırıldığı ve evleneceklere bir fon oluşturularak devlet yardımının yapıldığı,

5-Halkın akıl sağlığının korunması adına da uyuşturucu maddeler ile mücadelenin arttırıldığı ve alkol tüketiminin tedavi, eğitim üzerine yapılacak planlamlar ile kulalananların sayısının aza indirildiği; o, mükemmel sistemi hayata geçirmek için önümüzde engel mi var?

Kendi ellerimizle bozduğumuz kainattaki denge ve düzeni tekrardan tesis etmek adına düşündüğümüzde, yüce Rabbimizin şu buyruğu gayet açık ve net değil mi?

“Sonra seni de bu konuda ilâhî vahye dayalı bir şeriate (Yola) koyduk. Onu izle, bilmeyenlerin arzularına uyma” (Casiye 18)

Geldiğimiz noktada, hayatılarımızı evlere sığdıramadımız bir gerçek…

O zaman gelin, hayatımızı ilahi emirler doğrultusunda tanzim edelim ki, gerçek mutluluğu ve huzuru yaşayabilelim….

Selam, saygı ve muhabbetlerimle…

Şaban Doğan

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.