islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
18,5400
EURO
17,7595
ALTIN
970,30
BIST
3.270,48
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
28°C
İstanbul
28°C
Açık
Perşembe Açık
27°C
Cuma Az Bulutlu
25°C
Cumartesi Az Bulutlu
24°C
Pazar Az Bulutlu
22°C

“İctihatları Güncelleyin”e Direnen Hocaların Bloklaşma Garabeti

“İctihatları Güncelleyin”e Direnen Hocaların Bloklaşma Garabeti
19.03.2018
A+
A-

Sayın Cumhurbaşkanımızın, “ictihadî görüşlerin güncellenmesi” ile ilgili çağrısı ve bu konuda makaslanarak medyaya yansıyan Nureddin Yıldız hocanın fetvaları üzerine yaptığı konuşmadan sonra, Kur’an ve Sünnetin damıtılmasından çıkan; “Ezmanın teğayyüru ile ahkâmın tağayyüru inkâr olunamaz” mecelle maddesini görmezden gelen statükocular, ağızbirliği etmişçesine aynı nakaratı dillendiriyorlar.

Efendiler! Hapursanız da, köpürseniz de, “Makâsıdu’ş Şeria” yani İslam’ın sabiteleri dışında kalan, değişime elverişli ve “Vesâilü’ş Şeria”yı teşkil eden hükümler değişir, değişmiştir ve değişecektir. Bu olay, suyun mecrasında akması gibi bir şeydir. Siz isteseniz de suyu dikine akıtamayacaksınız. Buna gücünüz yetmez. Siz de karşı çıkıp bağırsanız da bu değişime sonunda uyarsınız, uyuyorsunuz ve uyacaksınız.

İctihadî hükümlerle ilgili bu değişim, İslam’ın dinamizmini ve çağlar üstü bir nizam olduğunu ortaya kor. Böylece İslam, her çağa damgasını vurur, her çağın sorununu çözer.

Reis’in bu çağrısı doğrultusunda kendilerini gözden geçirmeleri gerekenler, iktidara karşı blok oluşturma yoluna gitmişlerdir. Hatta hızını alamayan Çarşamba ekibi, 13 Mart 2018 tarihinde sitesinde “Aziz Mü’minler” hitabıyla -28 Şubat cuntasına özenerek- e-muhtıra yayınlamıştır.

Sadece, renk tonları hemen hemen aynı olan belli hiziplerin değil, her görüşü temsil eden âlimlerin bir araya gelerek günün meselelerini konuşmaları, sorunlara karşı yeni çözümler üretmeleri ve böylece karşılıklı müzakerelerle sivri fikirlerin törpülenmesine sebep olmaları gayet doğaldır. Fitneyi de minimize eder. Bu da, herhangi bir cemaatin, tarikatın veya hizbin hocasının organzesi ile değil, bunlarla bir bağlantısı olmayan, onlara karşı eşit mesafede bulunan, cemaatler üstü, ümmetin hocası konumunda toparlayıcı olan bir hocanın etrafında bir araya gelmeleri, hayırlı netice doğurur.

15 Mart 2018 tarihinde yaptığı “Bu haftanın sohbeti” programında Cübbeli’nin ağzı kulaklarına vararak tepeden bakıcı bir üslupla anlattığına göre: “Nureddin Yıldız, daha önce söylediği görüşlerinden vaz geçtiğini bu toplantıda itiraf etmiş. Mesela ‘Allah’ın semada olduğu ile ilgili görüş ileri sürenlerin de delilleri vardır’ dediği beyanında ‘kendisinin bu görüşte olmadığını’ Cübbeli hazretlerinin huzurunda itiraf etmiş. O da Nureddin Yıldız’la ilgili reddiyelerinin medyadan kaldırılması direktifini vermiş.

Aynı şekilde Muhammed Emin Yıldırım da “Daha önce Cemel savaşı bir ictihat hatasıdır ama Sıffin savaşı ictihat hatası değildir, Muaviye de Hz. Hasan’ı zehirletmiştir” dediği görüşlerinden vaz geçtiğini, bu bilgileri kitabının ikinci baskısından çıkarttığını ve orada “Sıffin savaşının da ictihad hatası olduğunu, Muaviye’nin de Hz. Hasan’ı zehirletmediğini” düzelttiğini Cübbeli hazretlerinin huzurunda itiraf etmiştir. Bundan dolayı onula ilgili de yaptığı reddiyelerin kaldırılması direktifini verdiğini söylemiştir. Yani sizin anlayacağınız bu hazret, adı geçen hocaları kendi fabrika ayarlarına döndürmüş. Onlara günah çıkartmış.

Sözün burasında şu ara bilgiyi de verelim: Cübbeli ve şürekâsına göre, “Muaviye Sıffin savaşında ictihat hatası değil ihtiras hatası yapmıştır, iktidar hırsına kapılmıştır veya Hz. Osman, yakın akrabalarını devletin kilit noktalarına getirerek yanlış politika uygulamıştır, bu onun yönetim hatasıdır” dediğiniz zaman “Sahabeye sövmüş ve hakaret etmiş” oluyorsunuz. Çünkü Rasûlullah “Ashabıma sövmeyin” (Müslim,Fedâil:221) buyurmuştur. Yahu arkadaş “hatayı söylemek” ne zamandan beri “sövmek ve hakaret” olmuştur. Merhum Muhammed Gazali “Nebevî Sünnet” adlı eserinde; “Bu ümmet, sahih hadislerin yanlış yorumundan çektiğini, binlerce uydurma hadisten çekmemiştir” der. “Ashaba sövmekle” ilgili sahih hadislerin yanlış yorumundan, Peygamberden de öte hatasız masum bir nesil icat edilmiştir. Kur’an, birkaç yerinde Peygamberimizin yaptığı hatalardan bahseder. Bedir esirleriyle ilgili uygulaması (Enfal:8/67), Ümmü mektum’a yüzünü

ekşitmesi (Abese:80/1-4), Tebuk savaşı kaçkını münafıkların üfürükten mazeretlerini kabul etmesi (Tevbe:9/43-46) ve bal şerbetini kendine haram kıldığı için Tahrim suresinin ilk ayetlerinde uyarması gibi konularla ilgili ayetlere istinaden Peygamberimizin hata ettiğini söyleyebiliriz. Ama Muaviye’nin Sıffin’de ihtirasının kurbanı olduğunu, Hz. Osman’ın devlet yönetiminde zaafları olduğunu ve yakın akrabalarını devlet kademelerine yerleştirerek hatalı bir politika izlediğini söyleyemeyiz Cübbeligillere göre…Kim demiş?… İmam Rabbani böyle demiş… Onun dediği nass mı? Sorgulanamaz mı? Yoksa çarpılır mıyız?

Yahu, Sahabe Peygamberden üstün bir konumda mıdır ki, Peygamberimizin hatalarını sıralayınca normal oluyor da, Sahabenin hatalarını sıralayınca onlara “hakaret ve küfür” oluyor? İnsan, hatasıyla insandır. Hatasızlık ve mükemmellik, sadece Allah’a mahsustur. Kendinize gelin. Önünüzü yıkarken arkanızı pislemeyin. Deve kuşu gibi kafanızı kuma sokmakla arkanızı görüntüden kurtardığınızı zannetmeyin.

Tarih, ibret alınırsa bir anlam ifade eder ve tekerrür etmez. Sahabenin yanlış siyasetinden ne fitneler çıktığını ibret gözüyle okur ve devlet kademelerinde akraba tercihini değil de, liyakati esas aldığımızda, Hz. Ömer gibi numuneyi imtisal bir devlet başkanı olunacağı, Hz. Osman’ı örnek aldığımızda -son altı yılında olduğu gibi- çöküş ve iç karışıklıklara imza atacağımız dersini çıkarmış oluruz. Bunun neresi sahabeye sövmek veya hakaret etmektir?

Evet, bu ara bilgiden sonra kaldığımız yerden devam edecek olursak, hayretimizi gizlemeden deriz ki: Vay be! Cübbeli, sen neymişsin bey abi! Acaba sen, her gün namazlarında kırk defa okuduğun Fatiha’da “اياك نعبد و اياك نستعين /Ancak sana ibadet eder, ancak senden yardım isteriz” diye Allah’a söz verip de, namazın dışında, uçakla seyahat ederken, uçak sallanmaya başlayınca “Yetiş ya Abdülkadir Geylanî dedim, uçak eski haline geldi” demenin itikadî bir sorun olduğunu söyleyerek vaz geçtiğini o heyetin huzurunda itiraf ettin mi? “Ey kızım Fatıma! Sen de kendini Allah’ın azabından satın almaya çalış; zira senin için de bir şey yapamam.” (Buharî, Vesâyâ 11; Tefsir (26) 2; Müslim,İman,348-352) diyerek kimseye ahiret garantisi vermediği halde sen, “Yarın kıyamet günü, cehennem polisleri sizi kelepçeleyip götürürken ‘Ben Nakşibendî tarikatının Halidiye kolundanım’ derseniz sizi bırakırlar” sözünün saçmalığını, ahiret azabından emin olmanın da, Allah’tan ümit kesmenin de itikadî bir sapma olduğunu ve böyle bir garantinin olamayacağını itiraf ettin mi? Daha hurafe ve bidatlarını sıralarım da yazımın kapasitesi yetmez.

Gırtlağına kadar bidat ve hurafe bataklığına gömülmüş bu zavallının huzuruna varıp, günah çıkaran Nureddin Yıldız ve M. Emin Yıldırım hocaları, o fotoğraf karesinde görünce çok üzüldüm. Cübbeli’nin birçok hurafesini eleştiren denge insanı olarak bildiğim Nureddin hoca bizi şaşırttı, ters köşeye yatırdı.

Ne diyelim, bu da geçer.

Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.