islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,4002
EURO
53,3613
ALTIN
6.853,66
BIST
14.973,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Az Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
23°C
Perşembe Az Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
23°C

İKİ HİKAYE

İKİ HİKAYE
30/12/2024 09:44
A+
A-

Bugün Mirat Haberleriyle iki hikayeyi paylaşmak istedim. İkisinden çıkarılacak dersler var.

Bazan yaşanmış bir olay veya bir mesel, meramımızı uzun uzadıya konuşmaktan veya kalın kalın kitaplar yazmaktan daha iyi anlatabilir. Bu mülahaza ile Kur’an-ı Kerim ve diğer kutsal addedilen kitaplar, metinler, anlatılar yeri geldikçe meseller anlatırlar.

Geçenlerde takip ettiğim bir grupta –zaman zaman ben de bu gruptaki mükalemelere iştirak ederim- yaşanmış bir olay mı, mesel mi tam vuzuha kavuşmamış bir tahkiyeye rastladım. Gerçekten cereyan etmişse, olay Osmanlılar zamanında Şam’da yaşanmış. Olayı aktaran sevdiğim bir arkadaşıma sordum, “miri maldır, dilediğin gibi kullanabilirsin” dedi.

1.) Kuzuların Derilerini Yüzmek, Koçların Yünlerini Kırkmak  

Rivayete göre Şam valisi Esat paşa sıfırı tüketir, hazine boşalır, büyük sıkıntıya düşer. Danışmanları çare olarak Şam’daki dokumacılara fazladan vergi koymasını tavsiye eder. Bu tavsiye üzerine Esat paşa danışmanlarına

“-Böyle bir vergi koyarsak ne kadar gelir elde ederiz?” der.

“Elli veya atmış kese altın elde ederiz” derler.

Bunun üzerine Esat Paşa

“-Bu insanlar zaten zar zor ayakta duruyor. Bu vergiyi nasıl ödeyecekler?” diye sorar.

“-Evlerindeki altınları ve mücevherleri satarlar Paşam” diye cevap verirler. Esat Paşa

“-Ben bu meblağı daha güzel bir yöntemle elde etsem nasıl olur?” diye sorar.

Danışmanları sessizliğe bürünür. Ertesi gün Paşa müftüye bir davet göndererek gece gizlice buluşalım der. Müftü gece paşanın yanına gelir. Paşa

“-Müftü efendi! Bize ulaşan bilgilere göre özel hayatında Şeriat’a aykırı davranıyor ve evinde gizlice içki içiyormuşsun. Bu durumu İstanbul’a bildirmem gerek. Ancak önceden seni haberdar edeyim dedim” der.

Bunu duyan müftü efendi paşaya yalvarmaya başlar.

İstanbul’a haber vermemesi için paşaya 1000 mecidiye vermeyi teklif eder. Paşa kabul etmez. Müftü iki katını teklif eder. Paşa yine kabul etmez. Sonunda 6 bin mecidiyede anlaşırlar.

Sonraki gün Esat paşa Kadı efendiyi davet eder.

“-Kadı efendi! Rüşvet aldığın ve makamını şahsi menfaatin için kullandığına dair güvenilir kaynaklardan elimize bilgi ulaştı” der.

Bu sefer Kadı efendi paşaya yalvarmaya başlar.

“-Aman efendim beni görevimden almayın, insanlara rezil olurum” diyerek Müftü efendi gibi Esat Paşa ile pazarlığa başlar. Kadı ile de 6 bin mecidiyede anlaşırlar. Sonra sırasıyla defterdar, karakol komutanı, esnaf ağası ve büyük zenginleri tek tek davet eder. Bu operasyonun sonunda Esat Paşa tam 200 kese mecidiye altını toplar.

Arkasından danışmanlarını çağırır

“-Şam halkına vergi koyduğumu falan duydunuz mu?” diye sorar.

“-Hayır paşam duymadık” derler.

“-Bakın hiçbir vergi koymamama rağmen 50 yerine 200 kese mecidiye altını topladım” der.

“-Bunu nasıl yaptınız Paşam?” diye sorduklarında

“-Kuzuların derilerini yüzmektense koçların yünlerini kırkmak daha iyidir” der.

Değerli arkadaşım, hikayenin altına şunu yazmış:

Vatandaşların derisini yüzmek yerine, yolsuzluk yapanların ve hırsızların yünlerinin kırkılacağı günleri görmek dileğiyle!”

2.) Çin yerine Bağdat’a telgraf

İkinci hikayemiz Süleyman Nazif’ten.

Bağdat valisi iken Dersaadet’ten ona bir telgraf çekilir, Osmanlı’nın sıkıntılı zamanlarıdır. Süleyman Nazif’ten acilen İstanbul’a 100 ton buğday, 80 ton mercimek, 100 ton soğan ve bu meyanda tonlarca pirinç ve sair tahılları göndermesi talep edilir.

Şair, yazar ve nüktedanlığı yanında hazırcevaplılığıyla tanınan Süleyman Nazif, telgrafı okuduktan sonra mukabil bir telgrafı Dersaadet’e gönderir:

“-Padişah hazretleri, söz konusu telgraf Pekin’e, Çin Kralı’na gönderileceğine yanlışlıkla Bağdat’a ve bana gönderilmiştir.”

ALİ BULAÇ 

MİRATHABER.COM -YOUTUBE- 

 

 

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.