islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,7144
EURO
55,1170
ALTIN
6.731,41
BIST
13.811,60
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
30°C
İstanbul
30°C
Parçalı Bulutlu
Salı Az Bulutlu
29°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
30°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
30°C
Cuma Parçalı Bulutlu
29°C

ÇOCUK SAHİP OLUNACAK BİR “MAL” DEĞİL EMANETTİR

ÇOCUK SAHİP OLUNACAK BİR “MAL” DEĞİL EMANETTİR
A+
A-

ÇOCUK, SAHİP OLUNACAK BİR “MAL” DEĞİL EMANETTİR

Oğlum küçükken, insanların ona baktığında yüzlerinde beliren gülümsemeleri izlemek beni hep duygulandırırdı. Bir anne için çocuğunun tatlılığının, masumiyetinin fark edilmesi ne güzeldir. Ama o gün bir teyzenin gülümseyerek sorduğu o cümle beni bambaşka bir düşünceye sürükledi:

“Ne kadar yakışıklı… Senin mi?”

Bir an duraksadım.

Cümleye değil… Cümlenin altında yatan kültürel bir bakışa takıldım.

Nice sonra “Annesiyim” diyebildim ama içimde başka bir cümle dönüp durdu. Biz çocukları kendimize ait sanıyoruz. Sanki bize verilmiş bir mülk gibi… Sanki varlıkları bizim için varmış gibi…

Ne yazık ki çoğu anne-baba, farkında olmadan çocuğunu kendi egosunun, beklentisinin, geleceğinin bir parçası olarak görüyor.

“Benim çocuğum”, “Benim oğlum”, “Benim kızım”…

Kelime doğru olsa da anlamı kaymış durumda. Çocuk bizim değil, Rabbimizin bize bıraktığı tertemiz bir emanettir. Emanet olanın kıymeti, ona sahip olmaktan değil, onu doğru taşımaktan gelir. Görevimiz; karşılık beklemeden, menfaat gözetmeden, evladın başarısıyla övünmeyi hayatın merkezine koymadan yetiştirmeye çalışmaktır. Zorlandığımızda sabırla, yorulduğumuzda merhametle, hayal kırıklığı yaşadığımızda dua ile devam etmek… Eğer bu görevi hakkıyla yapabilirsek, dönüşü zaten dünyada da ahirette de hayır olarak gelir. Çünkü Efendimiz’in (sav) şu hadisi bize şunu öğütler:

“Bir kimse öldüğünde amel defteri kapanır. Ancak üç şey hariç: Sadaka-i cariye, faydalanılan ilim ve kendisine dua eden hayırlı evlat.” (Müslim, Vasiyye 14)

Bu hadis, evlat yetiştirmenin ne kadar büyük bir ahiret sermayesi olduğunu bize yeniden hatırlatır.

Bir çocuğun yaptığı her iyilik, anne-babasının hanesine yazılan bir sadaka gibidir.

Ama aynı şekilde onların imtihan oluşu da mümkündür… Evlat verilen emeğe layık olmayabilir, yanlış yollara sapabilir, kendine ve başkasına faydasız bir hayat sürebilir. Yine de anne-baba elinden geleni yaptıysa, Rabbim katında bu çabanın karşılığı asla zayi olmaz. Ancak ana baba çocuğu dünyalık bir yatırım olarak görmeye başlarsa o zaman hem dünyası hem ahireti zarar görür.

“Şirketlerin başına geçecek bir oğlan…”

“Yaşlılığımda bana bakacak bir kız…”

“Abisi yalnız kalmasın diye bir kardeş…”

“Övünülecek bir evlat…”

“Evimize süs, gurur, neşe olacak biri…”

Liste uzar ama kök aynı: Beklentiler ve beklentilerin yükü. Beklenti arttıkça çocuğa yüklenen sorumluluk ağırlaşır. Ağırlaştıkça sevgi koşula döner, ilişki baskıya dönüşür, anne-babalık rolü bir projeye… İşte o zaman ne çocuk özgürdür ne de anne-baba huzurlu.

Belki de ebeveynlikte en kurtarıcı cümle, “Bu çocuk benim değil, ben bu çocuğun yolculuğunda sadece bir rehberim.” diyebilmektir. Çünkü rehber olmak sahiplik değildir. Dayatmak değil, yön vermektir. Baskı kurmak değil, dua etmektir. Kontrol değil, eşliktir. Gurur değil, tevazudur. Ve bize verilen görev tam olarak da budur.

Şeyma Demircan Namazcı

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.