islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
8,6259
EURO
10,1275
ALTIN
492,42
BIST
1.386
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Kuvvetli Sağanak
23°C
Perşembe Gök Gürültülü
18°C
Cuma Parçalı Bulutlu
21°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
24°C

İSLÂM, AKIL VE İLİM-BİLİM “TESADÜFÜ” RED EDER

İSLÂM, AKIL VE İLİM-BİLİM “TESADÜFÜ” RED EDER

Hiç birimiz çıplak gözle izlemedik ama bilimsel verilere göre yerküresi kendi ekseni etrafında saatte 1670 kilometre hızla dönerken güneşin çevresinde ise saatte 105 bin kilometre hızla akıp gitmektedir.

Dünyamızın yaklaşık dörtte üçünü de sular/ nehirler, göller, denizler-okyanuslar oluşturmaktadır.

Bizler akıllara durgunluk veren bu hızlı dönüşler ve akışlar içinde yaşarken yeryüzüne çakılı dağlar sebebiyle genelde depremler yaşamadığımız gibi (Nahl 16/15) en ufak bir sarsıntı bile duymuyoruz. Dev tsunamiler oluşarak sular da karaları içine alıp hayatımızı bitirmiyor.

Bu muhteşem nizam, yaratıcısı olan Allah’ın koyduğu ve yalnızca Onun bildiği dönemlerden beridir devam ediyor ve Kıyamet Günü’ne kadar da devam edecek.

Yaratan yüceler yücesi olduğu için onun yarattığı düzen de böylesi muhteşem.

Bu sebeple İslam da, akıl da, ilim ve bilim de ‘tesadüf’ düşüncesi ve inancını kabul etmez, red eder. Rastlantı denilen bir şey yoktur. Covid 19 dahil rastlantısal olarak hiçbir mikrop bile insana bulaşamaz. Bulaşması da ilahi yasaların işleyişine göredir; bizim inançlarımız ve yaşantımızla bağlantılıdır.

Depremleri ve Selleri Nasıl İzah Edeceğiz?

Peki arada bir oluşan ve hayatımızı etkileyen depremleri nasıl izah edecek, selleri nasıl yorumlayacağız?

Tesadüfle mi?

Yeri ve göklerin yaratılması ve yaşatılmasını Allah’tan bağımsız olarak gören bilim adamları (!)bütün tabiat hadiselerini rastlantısal olarak kabul etmek zorundadırlar ki bu kabul, bilimsel şarlatanlık ve sapıklıktır.

Yerin mihveri etrafında ve güneşin çevresinde dönüşünde küçücük bir aksama yok. Yerin katmanlarında neden olsun? O halde arada bir görülen depremleri arka planı ile incelememiz gerekir.

Depremin ve sellerin Nasıl olduğunu ve oluştuğunu bilmek Niçin oluştuğuna cevap olabilir mi? Niçin’e yoğunlaşmadığınızda acz içinde kıvranır, bilimsel şarlatanlıklara soyunursunuz. Bir takım tahminlerle bilimsel dedikodular üretirsiniz. Örneğin tabancanın dolu oluşu kendiliğinden ateş alacağı anlamına gelebilir mi?

Niçin’e de ancak vahiy bilgisiyle yani Allah’ın Kitabı Kur’ân ile ulaşabilirsiniz. Bu kaynağa imanınız yoksa bilimsel ünvanlarınız içinde bocalar durursunuz.

Seller Gündemde Ama Akıllar Kelepçede

Özelimize gelelim; son dönemlerde yurt içi ve yurt dışında seller gündemde. Bu defa Rize ‘de. Almanya, Avusturya, Belçika ve Hollanda’da ve de Çin’de. Sel felaketlerinin bu defa böylesi dağılımında bilemediğimiz kaderi sırlar vardır.

Bütün dünyada genel bir kuraklık yaşanırken görülen sel felaketleri üzerinde düşünmemiz gerekmez mi?

Sığ kafalılar çaresizliklerinden felaketleri, gerçek sebepleriymiş gibi dere yataklarının ıslah edilmeyişi ve yer altı atık şebekesiniz yetersizliği ile ve benzerleriyle açıklamaya çalışırlar ki tam bir zavallılıktır .

Allah’ın verdiği akıl kullanılarak ve zahiri sebeplere yoğunlaşılarak gerekli önlemler elbette alınacaktır. Almamak sebep-sonuç ilişkilerini dışlamak olarak bizleri günahkâr kılar.

Ne var ki İlahi Ceza olarak gelen doğal afetler, insanların aldığı önlemlerle engellenemiyor. Örneğin Amerika’da saatte bilmem kaç kilometre hızla esererek gelmekte olan kasırgalara, oluşan hortumlara ve de depremlere engel olunabiliyor mu? İşte şimdi de Batı’da; seller sebebiyle başta Almanya’da olmak üzere onlarca ölü var, yüzlerce kayıp da aranıyor.

Tesadüf Yok Muhteşem Bir Düzen Var

Evrende ve yeryüzünde Tesadüf yok muhteşem bir düzen var, zaten tesadüflere yer olsa hiçbir bilimsel çalışma yapılamazdı. Hayat da olmazdı. Mesela bütün tabiat olayları gibi yağmurlar da Rabbimiz tarafından bir plan dahilinde ölçülü olarak indirilmektedir. Kur’ân’ımızın Zuhruf sûresinde Yüce Allah’ımız şöyle buyurur:
Allah’tır gökten gerekli miktarda suyu tekrar tekrar indiren. işte, Biz nasıl onunla ölü toprağa hayat veriyorsak, siz de böyle öldükten sonra yeniden diriltileceksiniz.” (Zuhruf, 43:11)

Müminûn sûresinde de şöyle buyrulur:

“Biz suyu gökten belirlediğimiz bir ölçüye göre indiriyor, sonra da onu yeryüzünde tutuyoruz; ama, hiç şüphesiz, bu nimeti geri almaya da kâdiriz! Ve onunla sizin için, içinde yediğiniz pek çok meyvenin bulunduğu hurma ve üzüm bahçeleri meydana getiriyoruz.” (23:19)

Yağmurlar tesadüfi oluşmadığı ve yağmadığı gibi sellerin oluşumu da bir ilahi yasa dahilinde cereyan etmektedir. Tabiat düzeni ile birlikte dünya da Kıyamet ile birlikte ölümü tadıncaya kadar her doğal oluşum Sünnetüllah diyebileceğimiz tabiat yasalarına bağlı olacaktır.

Tabiat Olayları ile İnançlarımız ve Yaşantılarımız Arasında İlişki

Kur’ân Vahyi ile öğrenebildiğimiz bilgilere göre inançlarımız ve yaşantılarımızla yağmurlar ve seller gibi tabiat olayları arasında laboratuvarlarda öğrenilemeyecek derin ilişkiler vardır. (Hac, 22/45,48; Hud, 11/52 vs.)

Hulasa depremler kasırgalar hortumlar aşırı, yağışlar ve seller rastlantısal değildir. Onlar bizim inançlarımızla ve yaşantımızla bağlantılıdır.

İlgili makalemiz için bak:https://www.mirathaber.com/yagmur-rahmettir-felakete-donusturmemeliyiz-14-4939h/

Depremler ve seller gibi bu beklenmedik tabiat olayları, hayatımızdan Allah’ı ve onun yasalarını dışlamamızdan, insanların haklarına tecavüzlerimizden ve doğal çevremize derin bir hırsla yıkıcı müdahalelerimizden kaynaklanmaktadır. Bu beklenmedik tabiat olayları bize bilgisi ve kudreti sonsuz olan Rabbimizi hatırlamamızı ve günahlarımızdan arınmamız gereğini de ihtar etmektedir.

Kur’ân bize bütün bu hakikatleri anlatmaktadır. Daha da önemlisi cezalandırılan tarihi toplularla ilgili olarak verilen örneklerle yaratanı ve yasalarını dışlamaya devam ettiğimiz sürece tarihi cezaların bizim de başımıza geleceğini bildirmektedir.

Çaresiz Değiliz

Çaresiz değiliz. Yaratılan olduğumuzu ve sorgulanacağımızı idrak ederek Kur’ân çizgisinde adil ve merhametli bir toplumsal düzen kurmak çaremizdir. Bu düzenin bir gereği de maddi önlemleri almaktır.

Düşünebilmemiz için verilen ve konumuzu da özetleyen Kur’ânî bir örneği hatırlatmakla yetinelim:

“ SEBE halkı, (çekici güzellikler içindeki) yurtlarında (Allah’ın rahmetinin) bir işaretine sahiptiler; sağa ve sola doğru uzanan geniş bahçeleri, (onlara sanki şu çağrıyı yapıyordu:) “Rabbinizin size bahşettiği rızıktan yiyin ve O’na şükredin: ne güzel topraklar ve ne bağışlayıcı bir Rab!”
Ama onlar
(Bizden ve yasalarımızdan) yüz çevirip uzaklaştılar ve bu yüzden barajlarını yıkıp geçen, sahip oldukları (son derece verimli) sağlı sollu bahçeleri sadece böğürtlen, ılgın ve birkaç tane (yabani) sedir ağacından ibaret (virane) bahçelere çeviren bir sel gönderdik:
Hakikati inkar etmelerinden dolayı onları işte böyle cezalandırdık. Biz, gerçekleri inkar ile kâfir olanlardan/nankörlük yapanlardan başkasını hiç cezalandırır mıyız?
(Sebe’ 34:15-17)

Ali Rıza Demircan

ETİKETLER: , , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.