
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Filistinlilerin Gazze Şeridi‘nden çıkarılmasını öngören planın iptal edilmediğini, yalnızca şimdilik dondurulduğunu açıkladı. Katz, İsrail Göç İdaresinin Filistinlilerin deniz ve hava yoluyla Gazze’den çıkarılmasına yönelik hazırlıklarını sürdürdüğünü belirtti. Planın yeniden gündeme alınması için ABD Başkanı Donald Trump‘ın desteğinin önemli olduğunu savunan Katz, Arap ülkelerinin de bu konuda baskı yaptığını ileri sürdü.

Burada üzerinde durulması gereken asıl mesele, İsrail‘in Gazze’ye yönelik askerî operasyonlarının ötesinde, Filistinlilerin yaşadıkları topraklardan çıkarılması düşüncesinin hâlâ siyasî bir seçenek olarak masada tutulmasıdır.
Bir halkı kendi yurdundan koparmak, bunu da “gönüllü göç” gibi ifadelerle meşrulaştırmaya çalışmak, üzerinde ciddi biçimde düşünülmesi gereken bir durumdur.
Çünkü ortada normal şartlarda gerçekleşen bir göç yoktur.
Bombardımanların, yıkımın, kuşatmanın ve ağır insani şartların ortasında yaşayan insanlara “istersen git” demek, gerçek anlamda bir özgür tercih sunmak değildir.
İnsanların yaşadığı yeri yaşanamaz hâle getirip ardından onları oradan gitmeye zorlamak, gönüllü göç değil, fiilî bir zorbalıktır.
Filistinlilerin kendi topraklarından tecrit edilmesi ve sürgüne zorlanması, insanlık vicdanının kabul edebileceği bir durum değildir. Bu, yalnızca Filistinlilerin değil, bütün insanlığın meselesidir.
İsrail‘in Gazze‘deki uygulamalarına uzun süre açık veya örtülü destek veren bazı Batılı ülkelerin son dönemde İsrail hükümetine yönelik eleştirilerinin artması da dikkat çekicidir.
Çünkü mesele artık yalnızca Gazze sınırları içerisinde yaşanan bir çatışma olarak görülemeyecek büyüktür.
İsrail’in Gazze‘de yürüttüğü politikaların bölgesel istikrarsızlığı derinleştirdiği ve daha geniş bir güvenlik krizine yol açabileceği yönündeki kaygılar giderek daha fazla dile getirilmektedir.
Ancak burada şu soru sorulmalıdır:
Bir zulmün yanlış olduğunu anlamak için neden bu kadar insanın ölmesi, şehirlerin yıkılması ve milyonlarca insanın yerinden edilmesi beklendi?
Dün İsrail’e destek verenler bugün tehlikenin boyutunu görmeye başladıysa, bu önemli olmakla birlikte yeterli değildir.
Çünkü zulme zamanında itiraz edilmediğinde, sonuçlarından bütün dünya etkilenmektedir.
Gazze‘de yaşananlar karşısında artık yalnızca açıklama yapmak değil, somut adımlar atmak gerekmektedir.
Filistinlilerin kendi topraklarından çıkarılmasına yönelik her türlü plan reddedilerek İsrail’in yüzüne vurulmalıdır.
İnsanların yurtlarından sürülmesi normalleştirilemez. İşgal, sürgün ve zorla yerinden etme siyaset hâline getirilemez.
Dün Ortadoğu için bir “çıbanbaşı” olarak görülen İsrail’in bugün izlediği politikalar, sadece Ortadoğuda değil tüm dünyada çıbanbaşı olduğunu adeta tescil etmiştir.
Ve artık mesele yalnızca Filistin değildir.
Mesele, insanlığın zulüm karşısında nerede duracağıdır.
Gazze’deki Filistinlilerin topraklarından çıkarılması planı bir kez daha gündeme geliyorsa, bütün dünya için açık bir sınav başlamış demektir:
İnsanlık, zulmü seyretmeye devam mı edecek, yoksa bu vahşetin önüne geçmek için gerçekten harekete mi geçecek?
Çünkü zulme göz yumanlar, zulmün sonuçlarından tamamen bağımsız değildir.
İsrail’in durdurulması ve Filistinlilerin kendi topraklarında özgürce yaşayabilmelerinin güvence altına alınması artık ertelenemez bir zorunluluktur.
İSLAMİ HABER “MİRAT”
benim gibi sıradan bir vatandaşın yada bir Cumhurbaşkanın “ bu tespitler doğrudur,gereken yapılmalı” diyeceği bir yazı.ancak yetki ve gücü elinde bulundaran kişi ve kurumlara hitap etmekten ,onları üzmekten özenle kaçınılmış ve ortaya salata kıvamında bir yazı olmuş..kalem yazmış,dil susmuş