250 YIL SONRA YENİDEN SÖMÜRGE İran’a, Gazze’ye, Yemen’e, Lübnan’a ortak operasyonlar yapan, Siyonist rejime karşı lafta kalmayan son direnişçileri ortadan kaldırmaya çabalayan savaş suçlusu iki kafadar eşit değil. Washington, Tel Aviv’in tam denetimi altına girmiş durumda. Bağımsızlık Bildirgesi’nin 250. yılı, ABD bağımsızlığının çeyrek binyılı, 4 Temmuz’da büyük şölenlerle kutlanacak. Ancak...
ANA, RABBİMİN VARLIK İŞÇİSİ, SEVGİ PINARI ANAM… Evren, dünya, tabiat ve doğa… Hepsi ayrı ayrı ilahi doğal kitap ve ayet. Ama benim en büyük, en yakın, en sıcak, ilk ve en sevgili kitabım, ve ayetim, ANAM’dı. Çünkü yaratıcı Rabb‘imin yeryüzü işçisi ANAM. Yaratıcı yüce Allah, görülemez, tutulamaz, sarınılamaz ama görelim,...
EV HANIMLIĞINI MESLEK KABUL EDİN, ÇOCUK SAYISI ARTSIN Ev hanımlığı, mesleklerin en zoru ve en kutsalıdır. Çünkü kadın, evin mimarıdır, çocuğu için yüz öğretmen gücüne sahip bir eğitimcidir. Aile de toplumu doğuran ana rahmidir. Çocuklarını bakıcıya terk edip, bürokraside annelik ruhu çalınarak mekanikleşen kadının, çocuğuna vereceği bir şey yoktur. İyi...
GERÇEK ÖZGÜRLÜK: MODERN PRANGALARDAN MANEVİ ÖZ’E YOLCULUK Her kavram kendi dünya görüşü içinde yeniden anlam kazanır. Özgürlük kavramı da kendi modern dünya görüşü içinde yeniden bir anlam dizgesine sahip olmuştur. Bu yeni anlamı dikkate almadan özgürlük kavramını içeriklendirmek yanlış olacaktır. O yüzden özgürlük kavramının farklı dünya görüşleri bağlamında farklı anlamlar...
SÜRUŞ’UN GÖZÜYLE ŞİİLİK İran-ABD/İsrail savaşı küresel düzeyde yerleşik siyasi, askeri, diplomatik ve fikri paradigmanın derin sarsıntı geçirmesine yol açtı. Söz konusu sarsıntı Latin Amerika’dan Kıta Avrupası’nın batısına kadar etkili oluyor, ama asıl yıkıcı etkisini Müslüman dünyanın coğrafi kalbinde yani Ortadoğu’da göstermektedir. Geçen sene Haziran’da süren 12 gün, bu sene de...
KADIN/KIZ CİNAYETLERİ VE SOSYOLOJİ Son yıllarda, o kadar çok kadın ve kız öldürülüyor ki, olaya sayı açısından bakanlar, sanki karşı cinse yönelik bir savaş başlatılmış zannedebilir! Aslında, dünyada ve toplumumuzda bazıları, konunun sosyolojik boyutuna bakmaksızın, olayı bu şekilde açıklamak suretiyle Aile müessesesinin gereksizliğine bilerek veya bilmeyerek dikkat çekmek istiyorlar. Ahlak...
İNSAN OLMA YOLCULUĞU Uzun, incelikli bir yolda menzile varmak için yürüyoruz. Yolun başında zaman hiç bitmeyecekmiş gibi uzun görünüyor. Yolun sonu göründüğünde ise akıp giden zamanın nasıl da çabucak geçtiğine inanamıyoruz. Veysel’in “Yol bir dakka miktarınca” dediği gibi beşerlikten insan olmaya doğru yolculuğumuz, yolun sonuna doğru, yaşanan her şeyin bir...
MAKYAJLI BARBARLIK: KÜRESEL EBU CEHİL Bakın şu dünyaya… Sahne aynı, oyuncular aynı; sadece makyajlar tazelenmiş! İnsanlık tarihi dediğin, aslında Habil ile Kabil’den beri süregelen o kadim kavganın kâğıda dökülmüş özetidir: Güç kimin elinde ve bu güç kimin namına kullanılıyor? Bugün karşımızda; dilleriyle “adalet” tekerlemesi yapan ama parmak uçlarından kan ve...
BİRİNCİ MECLİS’İN TASFİYESİ, İKİNCİ MECLİS’İN KURULUŞU VE İSLAMÎ MUHALEFETİN BASTIRILMASI Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin sona erdirilmesi, yalnızca olağan bir seçim yenilemesi olarak okunamaz. Bu hadise, Millî Mücadele’yi yürüten çoğulcu, yerli, dinî hassasiyetleri güçlü ve halkın farklı kesimlerini temsil eden Meclis yapısından; daha merkeziyetçi, inkılapçı, parti disiplinine bağlı ve muhalefeti...
ERDOĞAN’IN İRADE BEYANI Erdoğan’ın İstanbul sözleşmesinden çekilme irade beyanı taktik bir geri çekilmeden ibaret. Gerçek anlamda hiçbir zaman bir geri çekilme olmadı, aksine sözleşme desteklendi, tahkim edildi. Nasıl mı? Aile yasasında sözleşmenin bütün hükümleri yürürlükte. Yasama iradesi ortada. Yürütme zaten yasayla bağlı, yargı da yasanın uygulayıcısı. AB üzerinden uluslararası...
İNSAN OLMAK: AKIL, VİCDAN, İRADE VE SORUMLULUK İnsan olmak, yalnızca biyolojik bir varlık olarak dünyaya gelmek değildir; asıl mesele, bu varoluşu anlamlandırabilmek, ona değer katabilmek ve onu ahlâkî bir zemine oturtabilmektir. Diğer bir ifade ile insan olmak, bu biyolojik varlığı/beşeri, ahlâkî bir varlığa/insana dönüştürebilmektir. Zira beşer kavramı, insan denilen bu...
SİYASİ PARTİSİZ SİYASAL HAYAT MODELİ Anayasa’nın 68. Maddesinin 2. Fıkrasına göre; “Siyasî partiler, demokratik siyasî hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır.” Siyasi Partiler Kanunu’nun 4. Maddesinin ilk fıkrasına göre de “Siyasî partiler, demokratik siyasî hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır.” Yani Anayasal ve yasal sistem, siyasi hayatın esas unsurunun siyasi partiler olduğuna, “demokratik siyasi hayat” olacaksa,...
İKTİDAR OLMAK İMAN VE AHLAKLA MUKAYYETTİR Kur’an-ı Kerim’de imanla ilgili konulardan sonra en çok emir tekrarının yapıldığı ayetler ahlakla ilgilidir. Şöyle de söylenebilir; iman ve ahlakla ilgili ayetler eş zamanlıdır. Özellikle Mekki ayetlerde iman ve ahlak Kur’an-ı Kerim’in en öncelikli iki konusudur. Bunun anlamı; gelecekte bir İslâm toplumu veya darul...
KENDİNBİLMEK Yunus’a atfedilen “ilim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsin, bu nice okumaktır”, 1826 devrimine kadar hâkim Muhiddin el-Arabî düşüncesinin sadeleşmiş haliydi. Eski Anadolu Türkçesiyle ‘kendinbilmek’, Kuran diliyle ‘şuur’, Ankara bürokratının sabah Cumhuriyet’ini okuyup öğleden sonra kahvesini içerken imâl ettiği dille ‘bilinç’, ilimden önde gelir, “bu olmadan bilgide...
İDEALİST BİR NESİL YETİŞTİRMEYEN İKTİDARLAR Nesillerin yetişmesi ve kültürle donanması için sosyolog ve pedagoglar, 25 yılık bir zaman dilimini esas alırlar. Bir neslin idealist ve inançlı yetişmesi için bu zaman dilimine ihtiyaç olduğunu açıklamaya çalışırlar. Son devrin büyük şairlerinden Necip Fazıl, kendisi hakkında bir yargıya varırken ve bu gerçeğe değinirken:...
NİMETİ ANMAK NİMETİ PAYLAŞMAKTIR “Nimet”, Kur’ân’ın önemli kavramlarından biridir ve sözlük anlamıyla “bolluk ve iyi hâl içinde olmak” demektir. Aynı zamanda nimet, insâna refah ve mutluluk sağlayan “maddî ve mânevî imkânlar” anlamına da gelmektedir. Şüphesiz her şeyde olduğu gibi nimetin de kaynağında Allah vardır. Allah’ın verdiği maddî nimetler, dünyâda varlığın...
GÜCÜN ŞEYTANLA İTTİFAKI! İnsanlık tarihi, özünde tek bir mücadelenin tarihidir: – Gücü elinde tutan kim ve bu gücü ne adına kullanıyor? Tarihin ilk sayfasından bugüne, yeryüzünün değişmez yasası hükmünü sürdürmektedir; Kuvvetli olan, dünyayı yönetme hakkına sahip olmaktadır. Ancak mesele sadece güce sahip olmak değil, o gücün hangi ahlaki zemine oturtulduğudur....
“TÖBE ESDAĞFURULLAH” DEYİNCE!.. İbni Mace’den rivayet edilir ki “Günahından (samimi olarak) tevbe eden kimse, o günahı hiç işlememiş gibidir.” Resulullah (sav) yine İbni Mace’den rivayet edilen bir hadiste “Kul hakkı ile Allah’a kavuşmayın. Çünkü Allah, kul hakkını asla affetmez; ancak hak sahibi helal ederse başka” ve “Kimde bir kul hakkı...