
Evlenecek kişiler ahlaken birbirlerine denk olmalıdır. Ahlaki denklik evliliğin devamını sağlayan en önemli ilkedir. Ahlakın olmadığı ne birey, ne aile, ne de toplumun ayakta durması ve huzurlu olması mümkün değildir. Hz. Peygamber (s.), yuvanın kurulmasındaki seçenekleri saymış ve bizleri doğru tercih noktasında yönlendirmiştir. Şu tavsiyesi çok önemlidir: “Kadın ancak dört özelliği sebebiyle nikâhlanılır: Malı için, asaleti için, güzelliği için ve dini için. Siz dini(ni mükemmel) yaşayanı tercih edin ki mutlu olasınız.” [1] Ahlakın önemini daha da öne çıkaracak biçimde Resulullah (s.), şöyle buyurmuştur: “ Kadınlarla sadece güzellikleri için evlenmeyiniz. Güzellikleri tamamen yok olup gözden düşebilir. Onlarla, kendilerini azdırıp şımartacak malları nedeniyle de evlenmeyiniz. Fakat, dinleri/ahlaki güzellikleri sebebi ile evleniniz.” [2]
Evlilik kurumunu iman ve ahlak temelleri üzerine oturtan Hz. Peygamber (s.), kadınlara karşı kaba davranmayı şiddetle yasaklamıştır. Onlara vurmayı, yüzlerine karşı onları ayıplamayı ve evde bile olsa onlara küsmeyi reddeden [3] Peygamber Efendimiz, “Kadınları önce dövüp gün sonunda da (yüzsüzce) cinsel beraberlik kurmak isteyen erkekleri şiddetle kınamıştır.” [4] Kendisi de hanımlarından hiçbirisine el kaldırmayarak ümmetine en büyük sünnetlerinden birini koymuştur.[5] Hatta kadınlara kaba davranıp dayak atmayı zulüm sayan ve bu tip kaba erkeklerle evlenilmeyeceğini belirten Resulullah(s.), Fatıma bt. Kays, örneği üzerinden bizleri de uyarmıştır. Fatıma bt. Kays, Peygamberimize gelerek kendisiyle evlenmek isteyen taliplerinden bahsedip O’nun görüşünü almak istemiştir. Hz. Peygamber, dünürlerinin kimler olduğunu sorunca, Ebu Cehm, Muaviye b. Ebi Süfyan ve Üsame b. Zeyd ‘in adlarını vermiştir. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.), “Ebu Cehm’in elinden sopası düşmez; seni döver. Muaviye ise parası pulu olmayan, evi geçindirmekte zorlanacak birisidir. Sen Üsame ile evlen.” [6] buyurmuştur. Hz. Üsame ile evlilik yapan Fatıma bt. Kays, böyle bir evlilikten çok memnun kalmıştır. [7] Böylece Resulullah, hem irşat görevini yapmış hem de evlilikteki ölçüsünü bizlere bildirmiştir.
“Müslümanların iman bakımından kâmil olanlarının ve ahlaken en güzel olanlarının aile fertlerine en nezaketli davrananlar.” [8] Olduğuna atıfta bulunan Peygamber Efendimiz, “Kişinin hanımının ağzına verdiği lokma sebebiyle bile sadaka sevabı alacağını” [9] söylemiştir. Söylediklerini önce kendisi uygulayan Hz. Peygamber (s.), kibarlık ve narinlikte kadınları eye kemiğine teşbih etmiş ve şu uyarıyı yapmıştır: “Kadınlar eye kemiği gibidirler. (yaratılışına baskı yaparak) Doğrultmak isterseniz onları kırarsınız. Fıtratına müdahale etmezseniz onlardan istifade edersiniz.”[10] Bu hadislerin bazı tariklerinde teşbih edatı kaldırılmıştır. Belagat sanatının inceliklerini ifade eden bu farklı söylemleri bilmeyen usulsüz Müslüman feministler (!), farklı rivayetlerden yola çıkarak bir sürü lüzumsuz beyanda bulunmuşlardır. İslâm düşmanlarına fırsatlar vererek yeni polemik alanları oluşturmuşlardır. Onlara sadece metodoloji ve belagat okumalarını; indirgemeci, kompleksli bir dille konuşmamalarını tavsiye ederiz.
Hanımlarını ve tüm kadınları Resulullah (s.), narinlikleri ve hassaslıkları nedeniyle kristallere benzetmiştir. Dünyada böyle bir benzetmeyi yapan ikinci bir kimse yoktur. Kristalin ne olduğunu ve onu korumanın inceliğini bilen insanlar Peygamberimizi daha iyi anlayabilirler. Anlayışlarını eşlerine sevgi ve saygı olarak yansıtabilirler. Bera b. Malik ve Enceşe gibi bazı sahabiler, şiir okumada ve recez söylemede maharet kazanmış kimselerdir. Develer, onların uyumlu şiirleri ile ritim tutarlar ve zaman zaman üzerlerinde kadınlar olduğu halde koşarlardı. Onların bu durumunu gören Hz. Muhammed (s.), şiir okuyan bu sürücülere şöyle diyerek hanımları taltif etmiş ve tüm insanlığa onların ne olduklarını tarif etmiştir: “Ey Enceşe yavaş olunuz! Kristalleri incitirsiniz.” [11]
Eşlerini incitmeme hususunda da bizlere örnek olan Peygamberimiz, sevgisinin bir tezahürü olarak onların eğitimleriyle de yakından ilgilenmiştir. Doğal hastalık durumlarında bile onların morallerini yüksek tutmuş, onları yanından ayırmamıştır. [12] Bu durumda Kur’an okuyamayan annelerimize Hz. Peygamber Kur’an okumuştur. O’nun bu uygulamasını eşleri Hz. Ayşe ve Hz. Meymune şöyle anlatmışlardır: “Biz hayızlı olduğumuzda Resulullah, başını göğsümüze kor ve bize Kur’an okurdu.” [13] Hastalık hallerinde eşlerini rahatlatan Hz. Muhammed (s.), bu uygulamasıyla doğal hastalık durumlarında eşlerinin odalarını ayıran Yahudilerin yaptığı kaba uygulamaların ne kadar yersiz ve yaratılışa aykırı olduğunu insanlığa göstermiştir.
Kadınlara karşı erkeklerin, erkeklere karşı da hanımların nezaketli davranması ahlaki bir davranıştır. Kibarlık her zaman güzel olmakla beraber evlilikte daha da güzeldir. Konuyla ilgili sünnetten onlarca örnek bulmak mümkündür. Fakat evlilikteki ahlaki denkliği sadece kibarlığa da indirgememeliyiz. Daha önemli olan cinsel alandaki ahlaki denkliktir. Kur’an cinsel alandaki ahlaki denkliği şöyle dile getirmiştir: “Zina etmiş erkek, ancak zina etmiş veya Allah’a ortak koşan bir kadınla; zina etmiş kadın ise, zina etmiş veya Allah’a ortak koşan bir erkekle evlenebilir. Bu (tip bir evlilik), mü’minlere haram kılınmıştır.” [14] Ayetin nüzul ortamında fakir Müslümanların Mekkeli ahlaksız kadınlarla evlenmek istemeleri vardır. Kureyş Kabilesinin zengin müşrikleri cariyelerine para karşılığı fuhuş yaptırıyorlardı. Bu kadınlar kendilerini, evlerine bayraklar asarak halka teşhir ediyorlardı. Mekke döneminde devlet kuramayan Hz. Peygamber, bu çirkin gidişatı önleyememişti. Medine’de İslam devleti kurulduktan sonra, yoksul Müslümanlar Mekkeli bu kadınlarla evlenmek istediler. Kur’an bu ayetle onlara cevap vermektedir. [15] Zinâkâr kadınlarla ve erkeklerle evlenmek bu ayetle yasaklanmıştır. Yukardaki ayet, daha sonraki muhataplarına da hayatında zina olan kimselere karşı evlilikte temkinli olmalarını emretmektedir. Şu ayette buyrulduğu gibi kötüler/zinâkârlar, iffetli/namuslu kimselerin dengi değildirler: “ Kötü kadınlar, kötü erkeklere, kötü erkekler ise kötü kadınlara; temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara yaraşır. İşte bu temiz olan, (iftiracıların) söylediklerinden çok uzaktırlar. Kendileri için bağışlanma ve güzel bir rızık vardır.” [16] Ayetten anlaşılan; eş seçiminde iffetli olanı aramanın şart olduğudur. Esefle belirtelim ki toplumumuzda bekâret, iffet ve namus kızlarda aranmaktadır. Bu arayış doğru olmakla beraber eksiktir. Aile reislerinin çocuklarını evlendirirken erkeğin iffeti, namusu ve cinsel ahlakı konularında da derin araştırmalar yapmaları elzemdir. Aksi bir durumda, meydana gelen alışkanlıklar yeniden avdet ederek yuvaların yıkılmasına neden olabilir. İffetli kadınları namussuz erkeklere denk görmeyen Peygamber Efendimiz; “Sopa cezası ile cezalandırılan zinâkâr bir erkek ancak kendisi gibi biri ile evlenebilir.(İffetli hanımlar onların dengi değildir.)” [17] hadisi ile konuyu neticeye kavuşturmuştur. Evlilik hayatını inşa ederken bu ayet ve hadislere göre aileye anlam vermek huzurun ve geleceğin teminatıdır.
[1] Ebu Davud, Nikah,c.II,s.540
[2] İbni Mace,Nikah,Had.no:1859,c.I,s.597
[3] Ebu Davud,6,Nikah,42,Had.no:2142,c.II,s.606
[4] Buhari,67,Nikah,93,c.VI,s.153; İbni Mace,Nikah,51,Had.no:1983,c.I,s.638
[5] İbni Mace,Nikahi51,Had.no:1984,c.I,s.639
[6] Ebu davud,7,Talak,39,Had.no.2284,c.II,s.713
[7] Beyhaki,121,Nikah,Had.no:13781,c.VII,s.220
[8] Ahmed, Müsned,c.VI,s.47
[9] Buhari,II,İman,41,c.I,s.20;Ahmed,Müsned,c.IV.s.126
[10] Abdurrezzak, Musannef,Had.no.10391,c.VI,s.173;Ahmed, Müsned,c.VI,s.204
[11] Darimi,İsti’zan,Beyrut,1997,Had.no:2702,c.II,s.382;Hakim, Müstedrek,c.III,s330
[12] Beyhaki,Büyu’,Had.no:11052,c.VI,s.23
[13] Ahmed, Müsned,c.VI,s.259; el- Humeydi, Abdullah b. Zübeyir, Beyrut,trsz,c.I,s.149
[14] Nur 24/3
[15] Mukatil b. Süleyman, Tefsir,c.II,s.408; Zemahşeri, Keşşaf,c.III,s.207
[16] Nur 24/26
[17] Ebu Davud,6,Nikah,5,Had.no:2052.c.II,s.543