
MAZLUMUN AHI, İNDİRİR ŞAHI
“Mazlumun ahı, indirir şahı” cümlesi, büyük anlamlar taşıyan bir atasözüdür. Onu izah etmeden önce, atasözü hakkında bazı bilgileri vermek istiyorum. Atasözleri, hem gerçek, hem de mecaz anlamlarında kullanılabilen özlü ve kısa sözlerdir. Her toplumun kültüründe kendine göre ulusal varlıklar haline gelmiş inandırıcı atasözleri vardır. Atasözleri, geniş halk yığınlarının yüzyıllar boyunca yaşadıkları tecrübe ve deneyimlere dayanan düşüncelerden doğmuşlardır. Özünü geçmişten alan atasözleri, geleceğe yönelik yol gösterirler. Atasözlerinin hem biçim hem de kavram açısından çeşitli özellikleri vardır.
Kalıplaşmış sözler olan atasözleri, çoğunlukla bir iki cümleden oluşan kısa ve özlü sözlerdir. Atasözleri, doğa olaylarının, sosyal ve toplumsal hadiselerin nasıl olageldiklerini belirtirler. Birtakım gerçekleri, bilgileri, felsefeleri, anlam dolu düşünceleri bildirmek suretiyle yol gösteren atasözleri, mantığa dayanarak doğrudan doğruya ahlak dersleri, öğüt ve nasihatleri vermektedirler. Ayrıca atasözleri, töre, gelenek ve bazı inanışları da bildirmektedir.
Atasözlerinin “temsili” ve “mecazi” olanları olduğu gibi, olmayanları da vardır. Örneğin “Mum dibine ışık vermez” ve “Damlaya damlaya göl olur” atasözleri mecazidir. “Bugünün işini yarına bırakma” ve “Akıllı düşman akılsız dosttan hayırlıdır” gibi atasözleri ise, mecazi değildir. “Can boğazdan gelir” ve “Balık baştan kokar” türü atasözleri de kinayelidirler.
Arapça kökenli bir kelime olan “darb-ı mesel” de atasözleri anlamında kullanılmaktadır. Aslında “emsâl”, atasözü, “darb-ı mesel” ise, böyle bir sözü söyleme demektir. “Emsâl” kelimesi, Arapçada benzer, numune, örnek, eş ve benzeri anlamlar ifade eden “misl” kelimesinin çoğuludur.
Atasözleri kavramı hakkında bu bilgileri verdikten sonra, “Mazlumun ahı, indirir şahı” atasözü üzerinde duracağız. Halk arasında “Mazlumun ahı, indirir şahı” atasözü, “Mazlumun ahı, tahtından indirir padişahı” şekline de söylenmektedir. Bu atasözünü çağrıştıran çeşitli atasözleri vardır. Bunlardan bazıları şöyledir:
“Zalimin zulmü varsa, mazlumun Allah’ı var.”
“Mazlumun ahı, çıkar aheste aheste.”
“Kimsenin ahı, kimsede kalmaz.”
Bu tür atasözlerinin tümü, zulüm yapmanın iyi bir şey olmadığı, Allah’ın mutlaka mazluma sahip çıkarak zalimi cezalandıracağı mesajını vermektedir. “Allah yücedir, intikam alıcıdır”[1] mealindeki ayette, Allah’ın mazlumların intikamını zalimlerden alacağını haber vermektedir. Unutmamak gerekir ki Allah’ın gücü, her kişinin, her makamın, her güç ile varlığın üstündedir. Tarihte zalim olan nice makam sahiplerinin, Allah’ın gazabına uğramanın neticesinde helak oldukları bilgileri kaynaklarda yer almaktadır.
لاَّ يُحِبُّ اللّهُ الْجَهْرَ بِالسُّوَءِ مِنَ الْقَوْلِ إِلاَّ مَن ظُلِمَ وَكَانَ اللّهُ سَمِيعاً عَلِيماً
“Allah, zulme uğrayan/kendisine haksızlık yapılan kimseden başkasının, kötülüğü açık sözle söylemesini sevmez. Allah işitendir ve bilendir.”[2]
Zulüm, herhangi bir şeyi kendi yerinden başka bir yere koymaktır. Dini anlamda zulüm, hak yemek, eziyet etmek, işkence ve baskı kullanmak, adaletsizlik yapmak, haddi aşmak, söz ve fiilde aşırı gitmek demektir. İnsanın kendi şahsına ve çevresindeki kişilere yaptığı kötülük zulüm olduğu gibi, Allah’a karşı işlenen şirk ve küfür de zulümdür. Zulmün zıt anlamı, ziya, ışık ile nurundur. Zulme maruz kalanlara da mazlum denir.
Zalim olmamak, insanların mazlum olmalarına sebep olmamak gerektiği gibi, her türlü zulüm işleyen zalimlerden yana tavır koymamak gerekmektedir:
وَلاَ تَرْكَنُواْ إِلَى الَّذِينَ ظَلَمُواْ فَتَمَسَّكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ اللّهِ مِنْ أَوْلِيَاء ثُمَّ لاَ تُنصَرُونَ
“Zulüm edenlerden yana tavır koymayınız! Yoksa Allah’tan başka dostlarınız/yardımcılarınız olmadığı bir halde, ateş size de dokunacaktır ve sonra size yardım da edilmeyecektir.”[3]
SONUÇ
Hz. Muhammed’in (sav.) haber verdiği gibi mazlumun ahı yerde kalmaz. Onun yakarışı arşı titretir. Allah onun yalvarışına hemen cevap verir. Bugün Müslüman geçindiği halde hak ve adalet kriterlerini hiçe sayan İslam aleminin içine düşmüş olduğu acıklı manzara, bunun açık bir örneğidir.
Herkese selam, saygı ve hürmetler.
PROF.DR. NURETTİN TURGAY
YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ
[1] Âlu İmrân ¾.
[2] en-Nisa 4/148
[3] Hûd 11/113.