islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
16,3545
EURO
17,6171
ALTIN
974,64
BIST
2.450,84
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
27°C
İstanbul
27°C
Açık
Cumartesi Açık
28°C
Pazar Az Bulutlu
24°C
Pazartesi Az Bulutlu
26°C
Salı Az Bulutlu
25°C

Meral Akşener ve Tarihte Hatırlattığı Sloganlar…

Meral Akşener ve Tarihte Hatırlattığı Sloganlar…
30.04.2022
A+
A-

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, TBMM’deki grup toplantısında Gezi isyanına kalkışanları överek konuşmasını 1908’de Sultan 2. Abdülhamid’e karşı isyan edenlerin sloganlarıyla bitirdi. Hürriyet, Müsavat, Adalet ve Kahrolsun zulüm, kahrolsun istibdat diyerek bitirdi.

Meseleyi tarafsız analiz etmek gerekir. Akşener, Ak Partiyi ve liderini Sultan Abdülhamit ve Osmanlı olarak tavsif ediyor, kendisini ise İttihat ve Terakki hareketinin iz düşümü olarak düşünüyor. Bunu bu şekilde ifade ederek sloganlara dönüştürüyor. Bunu da Kavala ve Gezi olayları üzerine yapıyor.

Bu durum bir gerçekliğe tekabül eder mi? Aslında uzun zamandır yakıştırılan bir durum var: Erdoğan ve Abdülhamit benzetmesi, Türkiye’nin yeri uluslararası sistemdeki yeni yeri içinde Osmanlı hinterlandına talip olmak olduğu tezi açık saklı tartışılmaktadır. Bu mesele en açık bir şekilde üstü örtülü olarak İyi Parti liderinin ağzından bir kere daha açıklanmış oldu.

Şimdi konunun önemini öncelikle anlamakta yarar var. İttihat ve Terakki’nin iktidarı sonrası gelişen tarihsel olaylar, imparatorluğun yıkılışı ve yeni kurulan Cumhuriyetin üzerine bina edildiği sistemin din ile barışık olmayan yapısı, cumhuriyet tarihi boyunca dindar insanlara üçüncü sınıf muamelesi yapılması vesaire… Bütün bu şeylerden sonra Akşener Hanımın attığı sloganlara sıradan bir muamele yapmanın akıl ve mantık ile tutarlı bir ilişkisini kurmak doğru olmaz. Açık bir şekilde tarafını belirlemiştir. Muhalefet bloğunun en önemli ismidir. Muhalefetin ağır abisi Kemal Kılıçdaroğlu ‘helalleşme’ diyerek dindar kesime göz kırparken, İyi Parti Liderinin attığı sloganlar ise uluslararası şebekeye bir göz kırpma olarak mı yorumlanmalıdır? Meselenin girift yanı iki liderin iki ayrı tavrı ve muhalefetin durduğu yerin çelişik zemini…

Dindar bir insan olarak bu durumun benim zihnimde hangi çağrışımları yapması gerektiğini en iyi ben bilirim… Zihnim doğal olarak tarihe uzanmakta ve çok kötü anılar hücum etmekte, kendi tarihsel yaşam tecrübemdeki acı tecrübelerde devreye girerek beni bir noktaya itmektedir.

İslamcılığın İslamcılar eliyle düşürülen noktanın eleştirini yapmakla mükellefiz ve buna yönelik seri yazılar yazdım. Ama İslamcılık ile İslamcılar arasındaki derin ayrımı ve İslamcıların yaptığı şeyler ile İslamcılık arasında düşünsel bir kopukluğa neden oluyorsa bunu İslamcılığa mal etmenin dayanılmaz hafifliğini de ayrıca düşünmekte yarar var.

Ayrıca siyasal gelişmelerin Türkiye ayağında olup bitenlerin öyle saf öyle masum bir boyutu olmadığını zaten gözlemliyoruz. O zaman yapılan muhalefetinde masum ve saf oluşuna gönderme yapılarak temize çıkarılamaz! Hürriyet, müsavat ve adalet vurgusu üzerinden derinden bir tarihsel kopuşun yaşandığı bir zeminde aynı sloganlara sarılmak ve bunu hiddetle yapmanın tutarlı bir açıklaması yapılamaz! İktidar eleştirini yapabiliriz; ama bu eleştiri bizatihi tarihsel zemin üzerinden değil, iktidarın kendi söylemleri ve yapacağını iddia ettiği şeyler üzerinden yapılmalı. Siyasal alan masum değildir, olamaz da… Bu yüzden iktidar veya muhalefet bir açıklama yaparken elbette ki kendi siyasal geleceğini dikkate alarak yapar, o zaman bu açıklama İyi Parti kadar muhalefet partilerin ortak bir hedefini göstermesi bağlamında da önemli bir yerde durmaktadır.

Tarihin tekerrür etmemesi için gerekli olan şuur gösterilmediği sürece tekerrür gerçekleşir. Bir farkla daha şiddetli olarak… Bu yüzden Müslüman dindar kesimin kendilerini temsil liyakati kesbedecek adımları atması elzem olmuştur. Ama maalesef bu kesimde kendi içinde ikiye ayrılmış durumda; bir kısmı, muhalefetin amacını yok soyarak dile getirdikleri kısmi gerçeklere aldanarak destek vermektedirler… Bu bir kısmının içinde ağırlıklı bir kısmı ise iktidardan yeterli beklentiyi göremediğin için, bir kısmı da iktidarın yapması gerekenleri yapmaması üzerine kızgınlıkla ve öfke ile muhalefet saflarına katılmaktadır. İkinci kısmı ise iktidarın açık düştüğü yanlışlara bile muhalefete yarar gerekçesiyle eleştirmekten kaçınmakta ve kendisi olma hüviyetini kaybetmektedirler.

Yeni bir yaklaşıma olan ihtiyaç kendini belirgin bir şekilde dayatmaktadır. Bu yeni yaklaşım; hem iktidara ve hem muhalefete kendi ilkelerini gözeterek eleştirel bir duruş göstermeye yönelik bir tutum olmalıdır. Düşüncenin temeli eşitleme üzerine değil ayrımlar üzerine bina edilir. Düşünce başka türlü gelişemez! Siyasi olanda ayrımlara dikkat edilerek değerlendirilmelidir.

Fakat meselenin gri kalan bir tarafı da var: zihinler çok fazla iğdiş edilmiş durumda ve neyin ne kadar doğru ve ne kadar yanlış olduğuna dair bakış grileşmekten kurtulamamaktadır. Yani nerede duracağını bilmeyenlerin ister destek amaçlı, ister muhalefet etme amaçlı harekete geçsinler, yeni yanlışlara kapı aralamaktan kurtulamamaktadırlar. Meselenin bu tarafını dikkate almadan iktidara yönelik ister destek, ister muhalefet yapılsın, amacını aşan ve yanlışa kapı aralayan bir durumu ihtiva ediyor.

Sağlıklı bir duruş, sağlıklı bir düşünce zeminine sahip olmaktan geçer. Kafaların ve beklentilerin bu kadar karmaşık hale geldiği bir zeminde doğruya sahip çıkmak kolay olmamaktadır. Ama olup bitenin farkındalığı çok önemli… Siyasetçiler her zaman kendi amaçlarını istem dışı da olsa açıklarlar. İşte Akşener Hanımın yaptığı son açıklama bu amacın deşifresi bağlamında önemli bir yer tutar ve ister dış güçlere, ister iç güçlere yönelik bir duyuru amacı taşısın, sorunlu ve kabul edilemez olanı işaret eder.

Benim bir Müslüman olarak İslamcılığın Müslüman olmanın şuur hali oluşunu kabul etmem, siyasal görüşlerimi de belirleyici bir tutumu gösterir. Son iktidar deneyimi esnasında İslamcı görülen bazı şahsiyetlerin yaptığı siyasal hataların İslamcılığın kendisinden çok İslamcı şahsiyetin şahsi beklentisi ile ilişkili olduğu gerçeğini dikkate alırım, hala bu ülkenin gerçek bir kurtuluşa sahip olabilmesinin İslamcılığın sahip olduğu zaafları giderildikten sonra ortaya koyacağı zemine olan ihtiyaç taptaze olarak yerinde durmaktadır. Modern düşüncenin muhalifi bir medeniyet, kültür ve siyaset duruşu da ancak İslamcılığın İslam düşüncesinden alacağı ilham ile anlamlı yerine kavuşacağını belirtmeliyim. Tarihte de bugünde de İslam, Müslüman ve İslamcılığa yöneltilmiş ayartılmış ve abartılmış duygusal öfkeye karşıyım, bir şeyi savunmak veya bir şeye karşı çıkmanın ilkesel bir düzleminin var olduğunu beyan ederek yazıyı noktalıyorum…

Abdulaziz Tantik

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.