Mirat Haber’den: AK Parti kongresi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan az önce tamamladığı konuşmasında önümüzde kalan 2 buçuk yıldaki stratejisini açıkladı. Burada özellikle toplum konusunda ve dış siyaset konusunda önemli mesajlar verdi. Burada partinin kökenlerine dönmesi sinyallerini paylaştı.

Cumhurbaşkanımız özellikle yıllardır vurguladığı, gerçekten de bir türlü yürümeyen, aksayan Milli Eğitim, Kültür ve Toplum konularında yıllardır özeleştiri yapmaktaydı ve haklı. Milli Eğitim’de mevcut yaklaşım, sadece teknik yönelimli. Eski yaklaşımlara yakın olan Milli Eğitim’de köklü değişiklikler olmuyor. Daha önce Mirat Haber olarak hem eğitimin formatında hem de müfredatta ciddi dönüşüm yaşanmasını savunduk. Eğitim formatı artık yıllarca sürecek pandemi döneminde zorunlu olarak değişmek zorunda. Eğitim müfredatı da tıpkı Abdülhamid Han zamanı Jöntürk imal edildiği gibi bugün Gezici gençler üretiyor. AK iktidar kendine karşı bir gençliği kendi eliyle oluşturuyor. Bu şekilde önce büyükşehirler gitti, şimdi de ülke kaybedilebilir. Ancak bu dönüşüm için mevcut isimler doğru olmayabilir.

Kültürde, ailede ve toplumda da en zayıf noktadayız. Bu konuda bakanlar sıkı sıkıya İstanbul Sözleşmeci kişiler oldular, LGBT ve Sorosçu AB’ci STK’lar toplumu belirler oldular. Bu Batıyatapar taklitçi ezik zihniyetten kurtulmalı, Kuran’ı içselleştirmiş, günümüz toplumuna çözümler getiren kişiler gelmelidir. Toplumun çöküşünün ana nedenleri arasındaki, çoğu hükümete yakın medyada yayınlanan yerli diziler ve filmler konusunda bir politika oluşturulmalıdır. Kültür ve Turizm’in ayrılması doğru olur.

İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmemiz ardından diğer ifsad edici sözleşmeler olan CEDAW ve Lanzorote’den çıkılması gerekir. 6284 kadına şiddet yasası erkeklik düşmanı yapıdan çıkıp şiddetin gerçek nedenlerine, içki, kumar, vahşet kültürüne dönmesi gerekir. Süresiz nafaka, boşanma, genç evlilikler gibi kanayan yaralara Radikal Feminist zihniyetten milli zihniyete dönülmelidir.

Anayasa konusunda sadeleştirme doğru yaklaşımdır. Belki Anayasa iki bölüm olabilir. Cumhurbaşkanı’nın dediği gibi yüz yıl devam edebilecek sadece genel prensipleri içeren bir temel anayasa olmalıdır. Bu doğrudur, toplumun değerleriyle uyumlu olmalıdır. Ancak 1961’den itibaren ayrıntılı maddeler içeren anayasalara alışmış ülkemizdeki hukuki işleyiş için bir uygulama anayasası da anayasa ve yasalar arasında konuşlandırılabilir. Hukuki süreçlerde FETÖ nedeniyle giderek yozlaşma ve karmaşa var, bunun düzene sokulması gerekir.

Erdoğan’ın dış siyaset dönüşümü de gerekli ve doğrudur. Yeni bir dünya sistemi oluşması yaklaşımı isabetlidir. Yıllardır vurguladığımız gibi, Ahmet Davutoğlu’na ait ulus devlet olarak şansımızı deneme düşüncesi terk edilmeli, İslam Birliği, 2 milyar Müslüman’ın ortak çıkarları hedef olmalıdır. Rejimleri ne olursa olsun ne zulümler yaparlarsa yapsınlar, masaya yumruk atıp büyük laflar edip rejim değişiklikleri arayan Davutoğlu gibi davranmamalı, Müslümanlarla asla çatışma içinde olmamalıyız. Önceki sevgi ve barış ülkesi imajımıza geri dönmeliyiz. Gerekirse darbeci general Sisi’yle bile ilişki içinde olabilmeli, arabuluculuk yapmalıyız. Libya’da bile bir destan yazmamıza rağmen,  gücümüzün sınırlı olduğunu gördük.

Bunlar önemli, gecikmiş değişikliklerdir. Ama çok verimli çalışılırsa kaybedilen zaman telafi edilebilir. Hukuk, anayasa, eğitim, ekonomi, kültür, aile, toplum, iletişim, dış politikada ciddi değişiklikler bekleniyor. Bu, sadece liyakat değil, sadakat, heyecan da gerektirir. Cumhurbaşkanımıza Allah yardım etsin, zihnini açsın.

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here