islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,1648
EURO
53,9432
ALTIN
6.056,88
BIST
13.976,68
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
32°C
İstanbul
32°C
Açık
Cumartesi Açık
30°C
Pazar Parçalı Bulutlu
30°C
Pazartesi Açık
31°C
Salı Parçalı Bulutlu
32°C

MUHAFAZAKÂR İKTİDARIN ÜRETTİĞİ YENİ TÜRKİYE MODELİ

MUHAFAZAKÂR İKTİDARIN ÜRETTİĞİ YENİ TÜRKİYE MODELİ
21/06/2026 12:03
A+
A-

MUHAFAZAKÂR İKTİDARIN ÜRETTİĞİ YENİ TÜRKİYE MODELİ

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal dönüşüm, yalnızca bir iktidar değişimi ya da kadro yenilenmesi olarak okunamaz. Asıl mesele, sisteme bir dönem itiraz eden muhafazakâr ve Müslüman kesimlerin zamanla aynı sistemin taşıyıcı unsurlarına dönüşmesidir. Bir zamanlar laiklik, demokrasi, Kemalist devlet aklı, bürokratik vesayet ve Batıcı modernleşme anlayışı üzerinden eleştirilen düzen; bugün muhafazakâr bir dil, yerli ve millî söylemler, dini semboller ve toplumsal meşruiyet araçlarıyla yeniden üretilmiştir. Bu süreçte değişen şey sistemin özü değil, sisteme toplum nezdinde kazandırılan yeni yüzdür.

Mevcut hükümet, CHP’nin tarihsel olarak temsil ettiği devletçi, merkeziyetçi, laik ve modernleşmeci aklı aşmak yerine, bu aklın muhafazakâr bir versiyonunu üretmiştir. Böylece geçmişte Kemalist CHP üzerinden şekillenen devlet düzeni, bugün muhafazakâr iktidar eliyle daha geniş toplumsal tabana yayılmıştır. Sisteme karşı duran kitleler, sistemin dışında kalmak yerine onun içinde yer almaya başlamış; eleştirdikleri kavramları zamanla savunur, korur ve meşrulaştırır hâle gelmiştir.

Bu dönüşümün en dikkat çekici tarafı, Müslüman toplumun sisteme karşı ahlaki ve fikrî mesafesini büyük ölçüde kaybetmesidir. Bir dönem laiklik ve demokrasi İslami ölçüler açısından sorgulanırken, bugün bu kavramlar muhafazakâr iktidar diliyle yeniden kutsanmış, tartışılmaz ortak zemin hâline getirilmiştir. Böylece laik-demokratik düzen, sadece CHP’nin ya da klasik Kemalist çevrelerin değil, muhafazakâr iktidar blokunun da ortak aklı hâline gelmiştir.

Yeni Türkiye modeli olarak sunulan yapı, esasında eski sistemin daha güçlü, daha geniş tabanlı ve daha toplumsallaştırılmış hâlidir. Çünkü eski sistem, Müslümanları dışarıda tutarak ayakta kalmaya çalışırken; yeni model, Müslümanları sisteme dahil ederek düzeni güçlendirmiştir. Bu yönüyle kazanan herhangi bir parti, lider ya da ideolojik grup değil; bizzat sistemin kendisi olmuştur.

Muhafazakâr iktidar, başörtüsü, imam hatipler, dini özgürlükler, vakıflar, dernekler ve toplumsal görünürlük alanlarında bazı kazanımlar üretmiş olsa da, bu kazanımlar sistemin ana omurgasını değiştirmemiştir. Aksine, Müslümanların sisteme olan itirazını zayıflatmış; onları düzenin içinde konumlanan, düzenin imkânlarıyla hareket eden, düzenin sınırları içinde düşünen bir toplumsal kitleye dönüştürmüştür. Böylece mesele, görünür dindarlığın artması değil; dindarlığın hangi sistemin içinde, hangi akla hizmet ederek varlık kazandığı meselesidir.

Bugün ortaya çıkan tablo şudur: Kemalist akıl ile muhafazakâr iktidar pratiği arasında derin bir sistem karşıtlığı değil, yöntem ve temsil farkı vardır. Biri sistemi laik modernleşme adına savunmuş, diğeri aynı sistemi muhafazakâr kitlelerin rızasıyla tahkim etmiştir. Biri Müslümanları sistemin dışında tutarak kontrol etmeye çalışmış, diğeri Müslümanları sistemin içine alarak düzenle uyumlu hâle getirmiştir.

Bu nedenle asıl tartışılması gereken soru şudur: Müslümanlar gerçekten sistemi mi dönüştürdü, yoksa sistem Müslümanları mı dönüştürdü? Görünen tablo, ikinci ihtimali daha güçlü kılmaktadır. Çünkü bugün Müslümanların büyük bir bölümü, bir zamanlar itiraz ettikleri kavramlara itiraz etmekten çekinen, devlet aklını hakikatin önüne koyan, düzenin devamını İslami sorumluluğun önüne geçiren bir noktaya savrulmuştur.

Türkiye’de yaşanan siyasal süreç, muhafazakârların iktidara gelmesiyle sistemin çözüldüğünü değil, aksine sistemin daha da güçlendiğini göstermektedir. CHP’nin tarihsel olarak temsil ettiği laik-demokratik devlet aklı, muhafazakâr iktidar eliyle daha geniş toplum kesimlerine taşınmış; Müslümanlar sisteme karşı alternatif bir bilinç üretmek yerine, sistemin içinde makul, uyumlu ve yönetilebilir aktörlere dönüştürülmüştür. Bu yüzden bugünün en temel gerçeği şudur: İktidar değişmiş, kadrolar değişmiş, semboller değişmiş; fakat sistem kazanmıştır.

İslam Başaran

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar
  1. Nuh dedi ki:

    Mevcut sistemi muhafaza eden ve sürdüren kişi ve kurumlara muhafazakar denildiğine göre muhafız görevini hakkıyla yapmış demektir. Sistemin devamı için çok doğru bir tercih olarak gözüküyor.

    1. Nuh dedi ki:

      İlave olarak buna kurbağa haşlama tekniği de deniyor.

  2. Cenk Cemil dedi ki:

    “Yeni Türkiye Modeli” mi dediniz ? Pöh ! Her alanda alt-üst edilen ülkenin ülkemzizin bu haline bu isim değil “Perişan edilen ülke Modeli” denir diyorum.Gerçekelri seslendirmekten çekinmeyelim !

  3. M.Hanefi Alıcı dedi ki:

    Hüküm koyma yetki ve salahiyeti şahısların elinde
    siz neyi yorumluyorsunuz, !!!!!!
    Ben ALEMLERİN RABBİNİN KULUYUM
    A veya B şıklarını Başka şık yok gibi.