Müslüman dünyasında 40 yangın – 3. bölüm

İslam âleminde bugün devam eden belli başlı 40 felaketin önde gelenlerinden yirmi ikisini daha önceki yazılarımızda bahsetmiştik.

40 Yangın 1. Bölüm

40 Yangın 2. Bölüm

Yemen, Doğu Türkistan, Suriye İdlib, Arakan, Keşmir, Gazze, Afganistan, Oromo’dan, Akdeniz’de Müslüman göçmenlerden, Mozambik, Çad, Nijerya, Libya, Bahreyn, Türkmenistan, Hint Müslümanları, Kudüs, Mısır, Çin Hui Müslümanlarından, Mali, Batı Şeria’dan bahsettik. Son bahsettiğimiz Burkina Faso’da geçtiğimiz günlerde korkunç katliamlar oldu ve yüzlerce kişi öldü.

Yani yangınlar bu bahsettiğimiz 22 beldede alev alev devam ediyor. Yukarıda yüzmilyonlarca Müslümandan behsediyoruz. Bunlar kardeşlerimiz. Aşağıda da devam ediyoruz.

Aşağıdaki örnekleri de ekleyelim, okuyalım ve bir düşünelim.

Birincisi, bunlar yardımla, destekle, bahsetmekle, yumuşak tedbirlerle, Birleşmiş Milletlere şikayetle önlenebilir mi? Yoksa birlik olarak, tek ses çıkararak, ona dokunursanız karşınızda 2 milyar Müslümanı bulursunuz diyerek, İslam Birliği ile mi önlenebilir?

İkincisi, bu felaketler, yangınlar, iç savaşlar, işgaller, fitneler, komplolar, suni kıtlıklar, köleleştirmeler, sefalet bize doğru gelir mi gelmez mi? Türkiye özel korunaklı bir bölge mi? Yoksa bize de sıra gelecek mi?

O zaman bize sıra gelmeden ve bu 40 beldedeki yüzmilyonların durumuna düşmeden şimdiden buna gayret etmemiz, kendi çıkarımıza da değil mi? İslam Birliği için gayret etmemek akılsızlık değil mi?

Bakın başka hangi ülkelerde Müslümanlar yanıyor. Bugün sadece Afrika’daki diğer yangınlardan bahsedelim:

Sudan

Sudan’da halk yolsuzluklara başkaldırınca bunu bir katliam izledi. Halk durulmayınca bu kez katliamcılar bir darbe yapıp yönetimi ele geçirdi. Darbeciler ülkede İslami yasaları kaldırdı, Marksistlerle birlik yaptı, İsrail’i tanıdı, İsrail’le ilişkilerini geliştirdi, seçimleri iptal etti, karşı çıkanları hapse attı veya faili meçhullerle öldürdü. Ekonomik olarak ülke açlık içinde, Sudan lirası tamamen değer kaybetti ve halk çaresiz. Bir yandan da Darfur’da halka zulüm devam ediyor, çatışmalar sürüyor. Sudan kendi isteğiyle bize 19. yüzyılda katılmış eski toprağımızdı. Darfur Müslümanları 1. dünya savaşında Osmanlı’yı destek için cihat ilan etmişti ve İngilizler tarafından katledilmişti. Bugün Darfur’un adını bile bilenimiz pek az.

Batı Sahra

Her ikisi de Arapça konuşan Müslüman ülkeler olan Fas ile Moritanya arasında Birleşmiş Milletlerce tanınmış bir Batı Sahra ülkesi yer almaktadır. Burası Soğuk Savaş’ta Fas tarafından işgal edilmiş, Doğu Bloku’na yakın olan Cezayir tarafından, Batı Blok’unda olan Fas’a karşı bir araç olarak desteklenmişti. Arada bir fiili bağımsızlık oluştuysa da Fas şimdi bu bağımsız yönetimi ortadan kaldıran askeri hamleler yapıyor ve Polisario gerillalarıyla bir savaşa başlıyor. Nüfusu yarım milyon kadar olan çöl kenarında kısıtlı kaynaklara sahip bir Müslüman halk da bu mücadelede acılar ve felaketleri yaşıyor.

Cezayir

Cezayir, Türkiye’ye benzeyen, güzel, zengin, köklü, 16. yüzyılda bize denizciliği öğretmiş ülke. Bizden sonra Fransızların 1830, 1870 ve 1960’ta üç kez soykırımına maruz kaldı, ardından da 1990’larda derin devletin elinde bir Müslüman soykırımı daha yaşadı, milyonlarca evladını katledildi. Şimdi milli irade istemesine rağmen, Fransa’nın güdümündeki derin devleti ülkede serbest seçimlere izin vermiyor, halkın isteklerini bastırıyor, petrol ve tarım zengini dev boyutlarda ülkede halk sıkıntı ve vaskı altında.

Tunus

Tunus bize en fazla benzeyen ülkelerden, bayrağı bile kırmızı-beyaz ve ay-yıldızlı. Fakat o da ransa güdümündeki bir derin devletin elinde 50 sene diktatörlük altında kaldıktan sonra Ararp Baharı’nı başlatan ülke oldu. Arap Baharı sadece Tunus’ta kısmen başarıya ulaştı ve ülkede serbest seçimler düzenlendi, her zamanki gibi halkın Müslüman değerlerini temsil eden parti, Nahda, birinci oldu. Ancak derin devlet, zengin rantiye kesimi, laik elitler, yönetimi bırakmıyor. Mevcut cumhurbaşkanı giderek seçimleri engelleme ve bir fiili darbe yapmaya doğru ilerliyor. Ülkede bir yandan ekonomi zorda, atanmış Batı kuklası hükümet sömürüyü engellemiyor, halk ne maaş alabiliyor ne umuda sahip.

Kongo Demokratik Cumhuriyeti

Bir zamanlar Müslüman olan Kongo, Belçika kralı Leopold başkanlığında bir Avrupa konsorsiyumu tarafından işgal edilince, medeni sevimli Belçikalılar özellikle Müslüman bölgelerde soykırıma başladı. Serbestçe yaşayan mutlu insanları kendilerine kauçuk ve diğer hammadde getirmezlerse ellerini ve sonra kollarını kesmekle tehdit ettiler. Kotaları sürekli artırdılar ve 10 ile 20 milyon arası Kongoluyu katlettiler. Şimdi bu ülkede kalan çok az sayıda yaklaşık nüfusun onda biri kadar olan Müslümanlar yine baskı altında. Bir yandan başkentte Müslüman mahallelerine çevirmeler yapılıyor ve istedikleri zaman faili meçhuller gerçekleşiyor, bir yandan ülkenin esas Doğusunda bulunan Müslüman bölgelerde taşeron bir sözde Selefi örgütleri peydahlanarak halka terör estiriliyor.

Somali

Doğu Afrika’da zengin bir doğaya ve çok eskiden beri Müslüman olan, medreselerde iyi bir eğitimle halkın çoğunun hem yerel dil yem de Arapça öğrendikleri, kağıt üzerinde bile olsa Berlin Afrika Konferansı’ndan sonra Osmanlı’ya intisap eden Somali, 30 yılı aşkın süredir devam eden felaketten kurtulamadı. Önce Amerika işgal etti, hatta kuvvetlerin başına göstermelik olarak Çevik Bir’i koydu. Ardından iç savaş başladı. Hormonlu sözde İslami grup Eşşebap ülkeyi ele geçirip gerekçe sağlayınca yeniden işgal edildi. Bu arada ülkede ekolojik denge çöktü. Kuraklık başladı, tarımı yitiren nüfus, korsanlığa yöneldi. Amerika Afrika kuvvetleri AFRICOM sabah akşam Somali’de SİHA’larla sade vatandaşları öldürdü. Bu arada Eşşebap teröre devam etti, nedense özellikle buraya ekonomik katkı sağlamaya çalışan Türklere yöneldi. Ülkede daha geçen ay bir isyan çıktı ve başkentte çok sayıda insan hayatını kaybetti. Her gün kanlı terör eylemleri gerçekleşiyor.

Güney Nijerya

Nijerya’nın Kuzeyindeki sözde Selefi hormonlu grupların teröründen ve iç savaş seviyesindeki felaketten bahsetmiştik. Nijerya çeyrek milyar insanın yaşadığı hem tarım, hem maden yatakları hem de petrol zengini bir ülke. Büyük bir ordusu var ve orduda da Müslümanlar ağırlıklı. Ama ülkenin kurulu düzeni, zenginleri, derin devleti, organize suç örgütleri, aydınları, akademisyenleri Batıya yakın Hristiyan kesimden. Bu nedenle onmilyonlarca insan baskı altında, dinlerini yaşayamıyor. Örneğin binlerce yıllık yaşam tarzı hep aynı kalmış Fulani göçebeler sıkıştırılıyor ve silaha zorlanıyor. Megakent Lagos’taki Müslümanlar kah ezan sesi yasaklanarak kah ikinci sınıf vatandaş olarak davranılarak, çoğunlukta oldukları ülkede azınlık statüsünde gettolarda yaşıyorlar. Milyonlarca insanın temiz suya erişimi yok.

Nijer

Nijerya’nın kuzeyinde yer alan, dünyanın en genç, ortalama annelik yaşı 16 olan, bir zamanlar medreseler ve üniversiteler ağıyla kaplı ülkede uranyum dahil büyük yeraltı kaynakları var. Ancak Fransızlar da bu ülkeyi bırakmıyorlar, uzaktan sayısız fitne kurarak ülkede geleneksel oyuncular DAEŞ, El Kaide, vb. gruplarla kanlı terör eylemleri düzenleyip sonra buraya müdahale ediyorlar. Yönetim zayıf, halkın Fransa’nın nükleer enerjisini sağlayan trilyonluk ekonomik zenginliklere erişimini bırakıni elektriği bile yok.

Fransa

Kuşkusuz Afrika Müslümanları deyince onları sömürmüş, kanını akıtmış, soykırıma uğratmış Fransızlar, Belçikalılar unutulmaz. Fransa Batı Avrupa’nın en kalabalık Müslüman nüfusuna sahip. Resmi rakamlarda 6 milyon ama bunun 10 milyonun üzerinde olduğu düşünülüyor. Bunda beyaz Fransız kökenli olup da hidayete ermiş Müslümanlar da var. Dolayısıyla zalim Fransa derin devleti, küstahlık, şiddet, baskı, ikinci sınıf vatandaş muamelesi dahil her yöntemle Müslümanları ezmeye çalışıyor. Ama bu yetmemişçesine geçen ay Emekli Generaller Rahatsız adı altında bir bildirgede çok sayıda eski ordu mensubu, muvazzaf subaylar adına da konuşarak, Müslümanlığın Fransa için en büyük tehlike olduğu, Müslümanlığın Fransa’dan yok edilmesi için bir rejimin kurulması gerektiği muhtırasını verdiler. Kuşkusuz Emmanuel Macron hükümeti zaten en ağır İslam düşmanı hükümetlerden biri ancak Fransa’daki derin devlet bundan mutlu değil, kan istiyor.

İşte daha öncekilerle beraber 30’dan fazla beldede İslam alemindeki yangınlar. Biri bile Hristiyan dünyada olsa yer yerinden oynar. Bir Yahudinin canı yansa bütün dünya başka şeyden bahsetmez. Ama Müslümanın kanı ucuz. Toptan dökülüyor kanımız.

Yukarıdaki soruları yeniden kendinize sorunuz.

Bundan kurtulmak için var gücümüzle İslam Birliği için mücadele mi etmeliyiz yoksa çok da uzak olmayan bir zamanda yarın bize uğradığında kendi başımızın çaresine mi bakmalıyız?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here